İşte Erdoğan'ın konuşmasından bazı notlar:
Değişik şehirlerimizde farklı katmanlarda bir kısım gösterilere sahne oldu. Amaç değiştirerek ilk çıktığı andan çok farklı bir noktaya ulaştı. Bir kaç daha tekrarladığım bir hususu yinelemek istiyorum. Sandıktan zaferle çıktığımızda kendimizi mağrurların değil kaybetmişlerin yerine koyduk.
AK Parti olarak yaşanan olayları analiz etme konusunda büyük hassasiyet içinde olduk. Hatta meydanlara, caddelere, teşkilatlarımızın konuşmasına müsade etmedik. 2009'daki seçimlerde de analiz yaptık. Nerede hata yaptığımızı tüm boyutlarıyla değerlendirdik. 12 Haziran'da seçim sonuçlarını analiz ettik. Sadece sandık sonuçlarını değil her toplumsal olaya hassas bir şekilde yaklaştık. Terör meselesine de böyle hassasiyetle yaklaştık. Biliyoruz ki, can güvenliğini, mal güvenliğini, inanç güvenliğini sağlamak asli görevlerimizdir. Cumhuriyet mitinglerini de son derece dikkatli şekilde değerlendirdik. İnatlaşan bir parti olmadık, olmayacağız. Yüzde 50'nin oyuyla iktidara gelmiş olsak da kendimizi yüzde 100'ün partisi olarak gördük. Her zaman birleştirici bir üslup kullandık. Dinsel, bölgesel milliyetçiliği ayaklar altına aldık. Asla ülkemizde ayrımcılık yapılamaz dedik. "Batı ne gördüyse Doğu, Güneydoğu da aynısını görecek, kuzey ne gördüyse güney de aynısını görecek" dedik. Bunu da büyük ölçüde başardık. 10,5 yıl boyunca yaptığımız tüm açıklamalarda bunları göreceksiniz. 11 yıl önce Hakkari'ye havaalanı yapılacak dense acaba kim inanırdı? Iğdır'a havaalanı yapılacak dense kim inanırdı? Ağrı'ya, Şırnak'a, Muş'a havaalanı yapılacak dense kim inanırdı? Bunların hepsi hayata geçti. Iğdır'ı açtık. Hakkari ve Şırnak'ı da açacağız. Bunlar bizim insanımıza yaklaşımımızı gösteriyor.
"KİMSEYE DAYATMA YAPMAYIZ, DAYATMALARA EYVALLAH DEMEYİZ"
Son 2 haftadır olan olayları analiz ediyoruz. İnsanımızı bu gösterilere iten sebepleri tüm detaylarıyla araştırıyoruz. Tabloyu sağlıklı biçimde belirlemeye çalışıyoruz. Bundan sonra da hiçbir kesimle onların hassasiyetlerini bir kenara itmedik, itmeyeceğiz. Demokratik hak taleplerini anladıysak, bundan sonra da empati kuracağız. Bizim göremediğimiz, anlayamadığımız, ne istedikleri belli mi, ne talep ettikleri belli mi? Bu noktada sapla samanın birbirine karıştırılmasına kusura bakmasınlar izin vermeyeceğiz. Farklı zeminlerde, farklı hesaplaşmalara girenlerle karşı kararlı bir duruş sergileyeceğiz. Farklı tezgahlarla, provokasyonlarla nasıl baş ettiysek milletin emanetin, aynı hassasiyetle duracağız. Biz ne kimseye dayatma yaparız ne de kimsenin dayatmasına eyvallah deriz.
"TENCERE TAVA DA GÜRÜLTÜ KİRLİLİĞİ BU DA ÇEVRE KİRLİLİĞİ"
Bu olayları tek katmanlı olarak görmüyoruz. Gezi Parkı'ndaki ağaçların taşınmasına bağlı olarak başlayan olaylar çok farklı boyutlara atlamaya başlamıştır. Siyasi istismarın sonucu ortaya çıkmıştır. Taksim'de yapılan Taksim'in Yayalaştırılma Projesi içinde bazı ağaçların taşınmasından ibarettir. Bu proje CHP'lilerin de onaylarının olduğu bir proje. Bunu da inkar ederler, akşam başka sabah başka... Kaldırımın genişletilmesi için Gezi Parkı'ndaki bazı ağaçların taşınması gerekiyordu. Bazı siyasilerin çark etmeleri oradaki itirazları büyütmüştür. Türkiye genelinde çevre katliamını gerçekleştirmişlerdir. Kaldırım taşlarının sökülmesi, çiçeklerin sökülmesi, kamu araçlarının ateşe verilmesi, sivil vatandaşların araçlarının ateşe verilmesi çevre katliamı değil mi? Çevre sadece yeşil ağaç mıdır? Bu olaylar ardında 4 can bırakmıştır. 3 gencimiz hayatını kaybetmiş bir polisimiz şehit olmuştur. Ankara'nın durumunu görüyorsunuz. Otobüs duraklarının halini... Çevreye saygınız böyle mi yürüyecek? Bunlara karşı tedbir almayacaksınız... Duvarlara, yollara çirkin yazılar yazılmak suretiyle tam bir ahlak ve çevre faciası yaşatıldı. Kamu malları zarar görmüştür. Esnafın dükkanları yağmalanmış, esnafa ciro kaybı yaşatılmıştır. Tencere tava sesleriyle, sloganlarla evlerinde insanlar rahatsız edilmiştir. Bu çevre değil mi? Bize çevrecilik dersi vermeye kalkanlar hava, gürültü kirliliğinin de çevreye karşı tavır almışlardır.
"OLAY 15 AĞACIN SÖKÜLMESİ DEĞİL"
Borsanın düşmesi, yatırımcıların ürkütülmesi, Türkiye imajının bozulmaya çalışılması devreye sokulmuştur. Uluslararası basın, sistematik olarak yanlış bilgilendirilmiştir. Bunu demokratik hak arama olarak görmek mümkün değil. Şu anda Gezi Parkı eylemleriyle diğer gösteriler arasına çizgi çekme çabası olduğunu görünüz. Gezi Parkı'ndaki eylemler çevreci eylemler olarak yansıtılırken diğer eylemlerin farklı olduğu vurgulanıyor. Durum öyle değil. Buraya gelenlerin yüzde 95'i olaylardan önce Gezi Parkı nerede deseniz adresini bilmezlerdi. Olay 15 tane ağacın sökülmesi değil. Artık öyle yerler vardır ki ağaçlar sökülür, başka yere dikilir.
"ELLERİNDE OLSA DEV ÇINARLARI DA YIKACAKLAR"
Şu an Dolmabahçe'de Başbakanlık Ofisi'nin olduğu caddede bir tane kaldırım taşı kalmadı. Bu çevre katliamı değil mi? Ellerinde olsa dev çınarları da yıkarlar. Ama onların durumu müsait değil, yıkamazlar. Ankara'da yapılan vandallıklar, Taksim Gezi Parkı'ndan güç almıştır. Eylemleri bahane edenler Türk bayrağını yakacak, illegal paçavraları devletin kurumuna asacak kadar alçalmışlardır. "Başbakan sert" diyorlar. Ne olacaktı? Bunların önünde diz çöküp, "Atatürk Kültür Merkezi'nden paçavraları indirin" mi diyeceğiz? Güvenlik güçlerimizin bunlara izin vermemesi gerekir. İllegal paçavralar nasıl asılır buraya? Örgüt liderlerinin posterleri buralara nasıl astırılır? Sonra da Başbakan sert konuştu oluyor. Buna sertlik diyorsanız, kusura bakmayın Bu Başbakan Tayyip Erdoğan değişmez.
"GEZİ PARKI İŞGAL ALANI DEĞİLDİR"
Gerek bakanımıza, valimize, emniyetimize sabahki operasyon sebebiyle teşekkür ediyorum. Atatürk Kültür Merkezi'nden paçavraları indirildi, şu anda güvenlik güçlerimiz kültür merkezine sahip çıktılar. Ayrıca anıttaki tüm paçavraları gördünüz. Gönlüm size brifing vermek isterdi ama bunları genişletilmiş il başkanları toplantısında sunacağız. O hali sizlere, o görüntülerle sunmak isterim. Böyle bir tabloya müsaade edersek bu yürütmeye bu görevi veren halka ve tarihimize karşı ciddi bir sorumluluk içinde oluruz. Bu kararlılık devam edecektir. Biz buraları Gezi Parkı adı üzerinde 'Gezi Parkı'dır "İşgal alanı" değildir.
"İSTANBUL'U SUSUZLUKTAN KURTARDIK"
Birileri büyüyen güçlenen Türkiye'yi önlemek istiyor. Bu ülkenin Başbakanı olarak sesleniyorum: Bu eylemler bazı sermaye grupları, faiz lobileri ve bazı medya grupları tarafından kullanıldı. Türkiye'nin yatırım ortamına kastedenler tarafından kullanılıyorlar. Ağaç için eylem yapanlar samimiyse bu ağaçlar yakılmadı, yıkılmadı, başka bir yere dikildi. Biz su getirirken, bazı ağaçları söktük. 70 bin ağaç söktüysek 780 bin fidan diktik onların yerine. İstanbul'u da susuzluktan kurtardık. İstanbul susuz, banyolarda küvetler dolduruluyordu. Herkes suculardan su alıp, bidonla sular evlere taşınırdı. Susuz İstanbul'u 2040 yılına kadar susuzluktan kurtaracak adımları attık. Bunlar mı çevreci, Tayyip Erdoğan ve ekibi mi çevreci?
İstanbul ağaç fukarasıydık. İtalya'dan, Almanya'dan 10 yaş üzeri ağaçlar ithal ettik. TEM, E-5'in orta refüjlerini yanlarını da ağaçlandırdık. Sahillerde dikili ağaçlar var ve her ağacın altında piknik yapılıyor. Hep o dönemin ağaçları. Kim çevreci? Bunlar mı biz mi? Biz dikiyoruz, inşaa ediyoruz, bunlar yakıyor, yıkıyor. Tüm eylemcilerin büyük resmi görmelerini ve oradan çekilmeye davet ediyorum.
18 YAŞA SEÇME VE SEÇİLME HAKKI SİNYALİ
Sevgili gençler: Bunların özgürlük diye bir derdi yok. Bunlar başkalarının özgürlüğüne tecavüz etmiştir. Oteller yüzde 80 boşaldı. İstiklal Caddesi'ndeki esnaf ciroları açısından çöktü, bira satanlar hariç. Yaşı 20- 25 olan AK Parti öncesi ülkemizi tecrübe etmemiş gençlerimize de şunu söylüyorum: Ben sizi Allah için seviyorum. Şu anda siz 20 yaşındasınız. Biz Türkiye'yi zor şartlar altında devraldık. Zor şartlar altında birçok şey gerçekleştirdik. Gençlerimizin bugün sahip olduğu demokrasi standartlarının 10,5 yıl önce görülemezdi de. 10,5 yıl içinde özgürlükleri sağladık. 3 dönem milletvekilliği yapan 4. dönemde ara verir. Sonrasında devam edebilir. Yerlerini gençlere devretsin diye mekanizmaları çalıştırıyoruz. 30 yaş seçilme yaşıydı bunu 25'e biz indirdik. Şu anda 18 yaşla ilgili de çalışma yaptırtıyorum. Dünyadaki 18 yaş uygulamalarına bakıyoruz. Muhalif kesim "Çocuklara mı bırakacağız buraları?" dediler. Avrupa'nın bazı yerlerinde seçme ve seçilme yaşı 18. 18'e seçme yetkisi veriyorsun, seçilme yetkisi vermiyorsun. Bu milletin evladı 18 yaşında gençlik örgütlerinde oluyor. Onlar da temennilerini bu parlamentoda dillendirme hakkına sahip olmalı. Tarihte bunun örneği Fatih Sultan Mehmet'tir.
"İNANÇLARINDAN DOLAYI ÇOK KİŞİNİN HAYATI KARARTILDI"
Biz çok zorlu süreçlerden geçtik. Genç kardeşlerimizin bu süreçleri öğrenmelerini çok isterim. Bu ülkede inançlarından dolayı çok insanımızın hayatı karartıldı. Sadece başörtüsü takıyor diye kızlarımız okula gidemedi. Yurtdışına gitmek zorunda kaldılar. Bunu söyledim diye partim hakkında kapatılma davası açıldı. CHP Genel Başkanı, "Hamdolsun ki Ankara'da savcılar var" diyordu. Bunlar mı özgürlükçü? Bir genç kızın başı örtülü olduğu için okuma hakkı olmayacak mı? Bir baba olarak ben de bunu biliyorum. Başörtülü kızlarımızın başörtüsünden tutmak suretiyle onları yerlerde süründürenler bunun hesabını nasıl verecekler? Çok önemli bir yakınımın gelinini yerlerde süründürdüler. Kendilerini taciz ettiler. Bunun özgürlükle ne alakası var? Biz bütün bunlara sabır dedik. Ben bütün bunlara karşı halkımın duyarlılığı adına Kuzey Afrika'dan dönerken İstanbul'a toplanan İstanbullular "Asıl özgürlük budur" dediler. Hukuk içinde, yasalar içinde dediler. Mersin'de 800 trilyona malolan tesisleri açtık. Ayın 20'sinde Akdeniz Oyunları'na ev sahipliği yapıyoruz. Yunanistan ekonomik nedenlerle yapamadı, bizden rica ettiler. Yaptık. Çevre adına da ağaçlar dikildi. Yollar yeşillendirildi. Bunlar çevre yatırımı değil mi? Bunların gözleri var görmezler kulakları var duymazlar.
"76 MİLYON KARDEŞ OLARAK GELECEĞE İLERLEYECEĞİZ"
Bazılarına göre biz şiirden anlamayız, resimden, müzikten anlamayız. Onlara göre zenci bir grubuz. Kendi yaşam tarzını kabul etmeyenlere bunları yaptılar. Bize saygı göstermediler, anlayış göstermediler. Biz Mamak zindanlarının şahidiyiz. Orada yatanların durumunu biliyoruz. Metris, Diyarbakır zindanlarının da şahidiyiz. Azınlığın yaşam tarzını çoğunluğa nasıl dayattığını gören bir nesiliz. Biz hiçbir zaman intikam peşinde olmadık. Bize yapılanı başkasına reva görmedik. Tek yaptığımız mağduriyetleri gidermek olmuştur. Din eğitiminin önünü açtıysak bunu normalleşme adına yaptık. Alkol kullanımına ilişkin düzenleme yaptıysak bunu mağdur etmek için değil mağduriyetleri düzenlemek için yaptık. Ama onlar kendi yaşam tarzlarını başkasına dayatma halinde oldular. Biz imtiyazlı sınıflar yapmak istemiyoruz. Biz imtiyazları kaldırmak için çalışıyoruz. 76 milyon bir olarak geleceğe kardeş olarak ilerleyeceğiz. Kimse kimsenin yaşam tarzına karışmıyor. İsminin başında sanatçı, profesör sıfatı olanlar bu milleti aşağılamaktan derhal vazgeçsinler. Gençlerin arkasına saklanarak imtiyazları için uğraşanlar bundan vazgeçsinler. Toplumu kutuplaştırmak isteyenler dikkat etsinler. "Gezi Parkı pis kokudan geçilmiyor" diyorlar. Bunlar da çevrecilik adına geçiniyorlar. Camiye ayakkabıyla gireceksiniz, orada içeceksiniz... Ne adına çevre adına? Caminin müezzinini korkutup konuşturacaksınız. Bütün görüntüler elimizde.
"NEFRET SUÇU İŞLEDİLER"
Bu olayların zamanlaması da dikkat çekici. Taksim'deki bu gösteriler yaygınlaştırılarak tehlikeli bir seviyeye çekilmiştir. Olayların nasıl tahrik edildiğine şahit olduk. Bazı medya kuruluşlarının nasıl sorumsuz yayın yaptığını gördük. Bazı sanatçıların, gazetecilerin aynı ağızla konuştuklarını; süreci nasıl tahrik ettiklerini gördük. Kinle hareket edenler nefret suçu işlediler. Bir takım sermaye çevrelerinin bu sürece nasıl aleni dahil olduklarını da gördük. Bugün Taksim'de ifade özgürlüğü tehdit altında diyen grup akil insanlar heyeti toplantısını bastılar. Neden tehdit ettiniz onlarla görüşmediniz? Akil insanlar karşınıza geldiler. Niye engellediniz? Maalesef polisime küfreden Ana Muhalefet Partisi'nin milletvekili var... Kayıtlar var... Dava açıldı. Bunlar yeni Anayasa da istemiyorlar. Süre koyamazsınız dediler. Böyle bir parlamento çalışması olur mu? Herşeyin bir süresi vardır. Biz Anayasa ile ülkemizi yönetiriz. Ama halkımıza sözümüz var. 45 madde. Henüz bu. Hep oyalama. Daha fazla özgürlük diye bağıranların daha fazla özgürlük diye bağıranlarla iç içe geçmesi ironidir. Birkaç rakam vereceğim.
BAŞBAKAN GENÇLERE SESLENDİ
Gençlerimizin, solcu olduğunu iddia eden gençlerin nasıl bir oyunda olduğunu görmeleri açısından göstermek istiyorum:
2002'de Türkiye'de gösterge faiz yüzde 63'tü. 116 milyar lira bütçemiz vardı. Faiz kapitalizmin en önemli sömürü aracı faizse buna dikkat etsinler. Benim vatandaşımın verdiği her verginin yüz liranın 45 lirası faiz lobisine gidiyordu. Faiz yüzde 15 oldu. Bütçe de 404 milyar lira. Eğer 2002'deki gibi kalsaydı 642 milyar lira faiz lobisine gidecekti. Bu parayı tasarruf ettik. Bununla okullar, yollar yaptık, enerjide değişime gittik, adalet sarayları yaptık. Yoksulun elinden tuttuk. Bu durumdan faiz lobisi çok rahatsız. Bu dönemde yine de faiz lobisi kazandı. En çok parayı onlar kazandı. Tam 642 milyar lira kaybettiler. Tüyü bitmemiş yetimin garibin hakkını hortumlayanlar 10 yılda 642 milyar liradan oldular. Bu yüzden birileri rahatsız oldu. Türkiye, Mayıs'ta 46 milyar dolarlık havalimanı yatırımına start verdi. 3. köprü yatırımı, nükleer santral yatırımı, borsa yükseliyor. IMF'ye borcunu sıfırlıyor. Bunlara dayanamıyorlar. Türkiye terörü bitirmek için çözüm sürecini başlatıyor. Süreç ilerliyor. Doğu'dan, Güneydoğu'dan yürek dağlayan haberler 6 aydır gelmiyor. Tam şaha kalkmışken Gezi olayları başlıyor. Türkiye adeta uçuşa geçerken bu olaylar patlak veriyor. "AKM, Topçu Kışlası, Gezi Parkı" diyerek mızrak çuvala sığmaz.
Taksim'i yayalaştırmak istedik. Gezi Parkı bölgesini meydanla eşit hale getirelim. Biz baktığınızda Taksim Meydanı'nı devasa göreceğiz. Topçu Kışlası yapılırken yeşil katliamı söz konusu değil. Şehir müzemiz yoktur. Topkapı Sarayı dışında bir müze kazandıracağız. AVM cümlesini aldılar, dillendirdiler. Burası AVM'ye uygun değil. Üstü rezidans olabilir de dedik. Şehir müzesi olarak Divan Oteli kısmını konuştuk. Sonra değiştirdik. Bütününü şehir müzesi yapalım dedik. Bakanlıklarımızda şehir müzesinde sergilenebilecek malzeme var. Bunlar çürümeye terk edilmiştir. Bakımlarını yaptırarak buralarda sergilememizle meydan daha da cazip olacak.
REYHANLI VE CHP İLİŞKİSİ
CHP'lilerin yayınladıkları bildirilerini gördük. İzmir'deki Karşıyaka teşkilatımız yakıldı. Çiğli İlçe Teşkilatımız da yakıldı. 12 ilçe teşkilatımız yakıldı. Bunlar mı demokratik. CHP, eylemlerden nemalanmak isterken kendi kazdığı kuyuya düştü. Kovuldular. Polise hakaret eden, küfür eden, gençlere para veren CHP vekilidir. Verdikleri birkaç kuruşa muhtaş düşmüşler. Siyasi tarihin yüz karası olma durumuna gelmişlerdir. İllegallere CHP'li belediyeler kucak açmıştır. CHP siyasi kazanç sağlamayacağını bilerek kaos oluşturmak, demokrasiye hançer sağlamak için yapmıştır. CHP eylemcilerin arkasına saklanıp onları meydana itmek olmuştur. Bir eylemci elindeki molotofla TOMA'ya saldırıyor. TOMA'larımız yanıyor. Bunların yolu bu. Niye Atatürk Kültür Merkezi'ndeki paçavralar indirmesinler diye. CHP Reyhanlı'daki tutumuyla çamurda kaybolduç Herşey ortaya çıkıyor. Reyhanlı saldırısının 1 numaralı faili yakalandı. Eylem için destek sağlayan tüm şahıslarla irtibatları sağlayan Nasır Eskioacak isimli şahıs dün gece Yayladağı sınırında yakalandı. Başarılı operasyonlarından dolayı polisimizi, jandarmamızı kutluyorum. Şu an sorgulama sürecindedir. CHP'nin yeni bir süreçte böyle bir genel başkan ve vekillerle imkansız hale gelmiştir. CHP Genel Başkanı'nı Reyhanlı'daki irtibatları hem de toplumsal olayımız nedeniyle istifaya davet ediyorum. "O orada kalırsa daha güçlü oluruz" diyeceksiniz. Güçlü muhalefet istiyoruz. Türkiye adına, CHP'ye oy veren kardeşlerimiz adına CHP Lideri o koltuğu liyakat sahibi birine devretmeli. 2 haftadır devam eden olaylarda Türk bayrağı yıkıldı. Aziz Mustafa Kemal fotoğrafları ve İmralı fotoğrafları yanyana konuldu. CHP bu örgütleri desteklemiştir. 3 - 5 ağaç için terör örgütlerinin arkasına saklanan CHP gençler ölmesin diye biraraya gelmemiştir. Taksim'de terör estirenlere çıtını çıkarmamışladır.