---------------------------------- manset ------------------------------------------- ---------------------- manset ---------------------
Türkiye, parçalanan bir cihan devletinin küllerinden doğuşunu sağlayan Büyük Zafer'in yıldönümünü coşkuyla kutluyor. Bu coşkuyu Türk milletine armağan eden kahramanlardan biri de, 105 yaşındaki İskilipli Ömer Küyük. Gazi Ömer dede, göğsünde gururla taşıdığı İstiklal Madalyası ile dün Anıtkabir'e giderek, "başkomutanı" için dua etti, saygı duruşunda bulundu.
İskilip'te bir 'kahraman'
Çorum'un İskilip ilçesine bağlı Çatalkara köyünde yaşıyor Gazi Ömer Küyük. Sorulduğunda 110 yaşında olduğunu söylüyor. Dönemin şartlarında, nüfus kayıtlarından daha güvenilir, onun söylediği...
8 çocuğundan tam 125 torunu olduğunu anlatırken, bununla gurur duyduğunu da belli ediyor. En son kendisini ziyaret eden Vatan gazetesi muhabirlerine anlatmış hayat hikayesini. Hala yemeğine dikkat etme ihtiyacı hissetmediğini, tüfeğini omzuna alınca gençleştiğini ve hala önce devletini düşündüğünü...
'Şehit arkadaşlarım rüyama girer'
Kurtuluş Savaşı anıları da canlı Gazi Dede'nin; Balkan Harbi, İstiklal Savaşı... "Cephede kuru ekmek bulduk mu bayram ederdik. İstiklal Savaşı'nı aç susuz kazandık" derken, o günleri nasıl hala canlı hatırladığını da şöyle anlatıyor: "Her akşam namaz kılar, dua eder, öyle yatarım. Bir gece pusuya düşürdüler bizi... 6 arkadaşım şehit oldu. Şimdi hep geceleri gelirler karşıma. Sonra kaybolur giderler." Savaştaki "korkusuzluğunu" da bir cümleyle özetliyor: "Bir ölüme gücü yetmiyor insanın. Gerisinden korkma."
'Ben güçlüyüm, devlet de güçlü olsun'
"İlgisizlik" soruları klasiktir; ona da soruluyor. "Devletten ne bekliyorsun" sorusuna kızıyor Gazi Ömer Küyük, "Sapasağlamım Allah'a şükür. Daha ne isteyeyim? Bir kuru ekmekle de yaşarız. Devlet de sapasağlam, güçlü olmalı" diye tersliyor. "Devletin verdiği gazilik maaşı az" ısrarına da aynı tepkiyi veriyor: "Az olsa ne yapacağız! Allah devlete millete zeval vermesin. Hiçbir şeye ihtiyacım yok. Para pazardan eve gelmeden bitiyor ama bugünümüze şükür. Fazlasını istemem."
Gazi Dede'nin oğlu da, babasının, "O para bana haram; ihtiyacım yok. Devlet yıpranır" diyerek devletten gazilik maaşı bile almak istemediğini anlatıyor.