Gül'ün açıklamasından bazı notlar:
Bir olaya bakarken yanlışa düşmemek gerekir. Uluslararası basına seslenmek istiyorum. Birçok ülkede birçok olaylar oldu. Taksim'de olanları seyredenler de onlarla benzerlik kurmaya başladılar. O ülkelerde "Demokrasiye geçelim" diye ayaklandılar. Türkiye'de böyle talepler yok. Avrupa'nın en gelişmiş ülkelerindeki gibi "İş bulun bize" diyorlar. Türkiye'deki öyle de değil. Biz ekonomisi düzgün giden bir ülkeyiz. Veya bazıları, "Katiller yakalansın, cinayetler çözülsün" diye gösteri yapıyor. Türkiye böyle de bir durumda değil. Türkiye'nin açık bir toplum olduğunu. Şiddet eğer bütün vatandaşların hayatını rahatsız edici, kuralları tanımayan, Türkiye'nin önemli meydanlarını, etkiliyorsa; kuralsız biçimde buralar şiddetle tutulmaya çalışılırsa buna demokratik bir hak olarak bakılamaz.
"Türkiye açık bir toplum olduğunu herkesin bilmesi gerekir" diyen Gül, "Barışçıl bir şekilde, şiddetin içinde olmayan her türlü gösteri ve açıklamaların olması gerektiğini her platformda dile getiriyoruz. Şiddet vatandaşların hayatını rahatsız edici noktaya varırsa bunu demokratik bir talep diyemeyiz. İtirazları varsa bunları dinlemek hepimizin görevidir. Farklı düşünceler hukuk çerçevesinde çözülmeli" şeklinde konuştu.
"PARTİLERLE TOPLU GÖRÜŞMEK YERİNE TEK TEK GÖRÜŞMEK DAHA DOĞRU"
Gül şöyle devam etti: "Buraya yapılacak projeyle ilgili itirazım var" deniyorsa bunu dinlemek de hepimizin görevi. Bugün de bunun için çeşitli görüşmeler yapılacaktır. Bu tip problemleri, farklı düşünceleri konuşarak, görüşerek çözmek gerekir. Şiddetten uzak biçimde çözülür bu tür meseleler. Şiddet yakışmaz. New York'ta da, Berlin'de de şiddete müsaade etmezler. Türkiye'de olan biten farklıdır. Bunlar temek hak ve özgürlükler ya da demokratik taleplerle ilgili değildir. Kurallar çerçevesi içinde en aykırı fikirler de söylenebilir. Bunu da konuşmak, dinlemek demokrasinin gereğidir. Bütün partilerin liderlerin toplanması da olabilir. Ama ben bu durumlarda neticeye bakarım. Bugünkü siyasi ortamda katkı sağlanabilecek kanaatinde değilim. Bunun yerine liderlerle tek tek görüşmek, herkesin ne düşündüğünü de diğer liderlere anlatmak şu an takip ettiğim bir metod"
"HERKESİN FARKLI FİKRİ OLABİLİR"
Gezi olaylarının ilk gününde Cumhurbaşkanı Gül'ün "Mesaj alınmıştır" açıklaması kendisine soruldu. Gül, şunu söyledi: İlk günün bir karmaşası vardı herkeste. Bugün niçin görüşüyor sayın Başbakan? Birinci elden kimin ne düşündüğünü öğrenmek istiyor. Birebir dinlemek istiyor. Demokratik olgunlukla aşacağız demiştim, bu da demokratik olgunluktur. Herkesin farklı bir fikri olabilir. O zaman ülkenin demokratik olduğu ortaya çıkar.
"TÜRKİYE PROBLEMLERİ AŞAR"
Gül, şunları da söyledi:
Bugün Türk demokrasisinin Batı demokrasisi standartlarına ulaştığını söyledim. İleri demokrasilerde biz de öyleyiz, barışçı şekilde insanlar görüşlerini ifade edebilir. Yazabilir, çizebilir... Bu da demokrasinin bir paketidir. Buralarda niyetlerin en iyi şekilde görülmesi gerekir. Ben inanıyorum ki Türkiye tüm bu problemleri aşacak seviyededir. Yanlışları görmezsek, "Bu yanlış oldu" demezsek olgunluğumuza yakışmaz. Gezi Parkı'nda ilk gün yanlıştı. Yanlışa doğru diye ısrar ederseniz de inandırıcılığınız olmaz.