CHP'nin halkın dini inançlarıyla bir sorunu olamaz. Düşünce özgürlüğünü savunuyoruz. İnsanın inancına müdahale etme hakkını kendimizde nasıl görebiliriz?
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, "Anadolu Solu" deyimiyle somutlaştırmaya çalıştığı politikasını Yeni Şafak'a değerlendirdi. "Çağdaş Sosyal Demokrasi'nin temel değerlerinin Anadolu tarihinde zaten bulunduğunu" vurgulayan Deniz Baykal, "CHP'yi sağa kaydırdığı eleştirilerinin İkinci Dünya Savaşı değerleriyle değerlendirme yapanlara ait olduğunu" kaydetti.
İşte Baykal'ın yeni vizyonu:
Yeni açılımınızın içeriği nedir?
Dünyada sosyal demokraside büyük değişimler oldu. Yeni açılımımız, dünyadan kopuk bir arayış değildir. Evrensel sosyal demokraside ana vurgu insan. Sınıf değil, ideoloji değil, devlet değil. Soyut kollektivitenin parçası olarak insan değil, kendi başına bir insan. Mensubiyetiyle, tabiatiyle, sınıfıyla etnik kökeni, inancı ve mezhebiyle insan. Bu insana birçok özellikleri nedeniyle saygı gösteriliyor ama, 'sen falan inancın, sınıfın, ırkın, etnisitenin, devletin parçasısın' değil, 'sen bir tanesin'. Seni mutlu etmek, özgür kılabilmek, seni gidebileceğin en ileri noktalara ulaştırabilme olanağına kavuşturmak, her türlü baskıyı üzerinden alabilmek ve seni sen olabilme şansına kavuşturabilmek.
İkinci vurgu, bilgi vurgusu. Sosyal demokraside gelir dağılımını adil ayarlamak kadar, bilgiye ulaşma kapasitesinde adaleti sağlamak da var. Bilgi toplumsal değişmenin aracı. Değişme, ideolojiyle, sınıf çatışmasıyla değil, bilgiyle olur. Şimdi hedef insan, yöntem bilgi ve teknoloji.
Çok temel bir değer daha var, o da sevgi ve dayanışma. Yoksulluk, dünyanın her yerindeki açlık, baskı bizi ilgilendirir. O nedenle bir kollektif dayanışma içinde olmak durumundayız. Bu paylaşma, sosyal demokrasinin üçüncü ayağıdır.
Sosyal demokratlar bilmiyor
Bu vurgular Türkiye'de biliniyor mu?
Kendisini sosyal demokrat sayanlar tarafından yeterince bilinmiyor. Pekçok kişi İkinci Dünya Savaşı kavramlarının etkisi altında tahlil yapıyor. Ama bu dünya değişti. Sağa sapma, sola sapma, bunların hiçbir anlamı yok. Çağ bu ve sosyal demokrasi de bu. Bunun dışında bir Küba var. Ben bu topraklarda yaşayan bir insanım, bu toplumun bir parçasıyım. Yani, 'insan' diyor sosyal demokrasi. Ama biz kendi topraklarımızdan biliyoruz insanı. Yunus Emre'den, Hacı Bektaş-ı Veli'den, Mevlana'dan, Şeyh Bedrettin'den, Edebali'den biliyoruz. Bakın orada ne demiş Şeyh Edebali, "insanı yaşat ki devlet yaşasın..."
Edebali'ye atıflar yüzünden eleştirildiniz..
Bu çok modern bir düşünce. Bunlar devlet dememişer, inanç sistemi dememişler, ideoloji dememişler veya bir başka soyut kavram ortaya koymamışlar. Çok modern ve insanı özgürleştirici bir şey bu. Çağdaş bilgi demişler. Yani kutsal kitabın bilgisi dememişler, yaşamın bilgisi demişler. Kutsal kitabın bilgisi dediğin zaman batıdaki Orta Çağ'a gidiyorsun. Ama bunlarda bilgi demek, "varacağımız yere daha varmadık ve yeniliğe açığız" demektir. Bu değişmeyi istemek demek. Sosyal demokrasinin vurguladığı bilgi anlayışı da budur.
Peki sağı nasıl tarif ediyorsunuz?
Tarihimizin bu kişileri çağdaş sosyal demokrasinin değerlerini öngören yaklaşımları ortaya koymuşlar. Herkese, yabancılara da anlatmak istiyorum. Fakat bazıları "vay bu sağ sapma" falan diyorlar. Bunun sağa sapma ile ne ilgisi var? Sağ, İtaattir, tabiyettir, teslimiyettir. Otoriteye, hiyerarşiye teslimiyettir. Servete, paraya büyük bir değer vermektir. Sağda temel değerdir para ve sermaye. Sağ, mevkiye ve makama değer vermektir.
Yunus Emre bunları mı söylemiş? Yunus Emre köşeyi dön mü demiş? Yunus, makama mevkiye teslim ol mu demiş, yolsuzluk yap, banka soy mu demiş, adam öldür mü demiş?.. Yunus Emre'nin tapusu bunların üzerinde mi? Yunus hepimizin.
Yunus Emre, Mevlana, Hacı Bektaş-ı Veli, Edebali, Şeyh Bedrettin.. 13. Yüzyıl Anadolusu'nun çıkardığı hümanist düşüncenin jenerasyonudur. Önemleri anlaşılmadı. Anadolu Rönesansı'nın, Anadolu aydınlanmasının, Anadolu hümanizmasının vurgulanmasıyla bizim bugünkü amaçlarımız arasında bir köprü kurulması gerekir.
CHP, sağ partilerin "sosyolojik olarak solda" bulunan seçmenlerine mi talip?
Bu ilginç bir nokta. Türkiye'de yanlış konuşlanma var. Beraber yürümemiz gereken pek çok insan bizim dışımızda. Beraber yürümesi uygun olmayan siyasetlerin beraber olduğunu da görüyorum. Türkiye'de toplumuyla, halkıyla, kültürüyle, tarihiyle barışık bir sol siyaset tasavvuru yadırganmaktadır. Biz milli mücadeleyi de öyle verdik. Bugün ve gelecekte bir siyasi hareket başarıya ulaşacaksa kendi tarihi ve milletiyle bütünleşmeli.
İnançla sorunumuz yok
CHP'nin halkla kaynaşmasını engelleyen, dini inançlarla ilgili problemler olduğu eleştirilerine ne diyorsunuz?
CHP'nin halkın dini inançlarıyla bir sorunu olması söz konusu olamaz. Böyle bir şey ne bizim vatandaş kimliğimize sığar, ne çağdaş sosyal demokrasi anlayışı içinde bunun yeri var. İnsanın fiziği, düşüncesi ve maneviyatı var. İnsanın fiziğine eziyet ve işkenceye karşıyız. İnsanın düşüncesine kısıtlama getirilmesine karşıyız. Peki insanın maneviyatına, inancına müdahale etme hakkını kendimizde nasıl görebiliriz?
Ya diyeceksin ki 'insanın maneviyatı yoktur'. Böyle bir şeyi kim nasıl söyleyebilir? Sanki sosyal demokrat olmak, sol olmak insanların inancından, ibadetinden rahatsız olmakmış gibi bir anlama geliyor. Bu yanlış. İnancın, ibadetin, imanın fevkalade değerli olduğu hiç tartışma götürmez. Bütün mesele, belli bir inancın bütün yaşamı denetim altına alma noktasında kendini gösteriyor.
Öbür tarafta ise, yaşanmış acı olaylardan esinlenerek, normal inanç ve ibadet sahiplerinin de sanki böyle oluşumların bir parçası olduğu şeklinde bir kanaatin gereksiz yere kapsam içine alınması gibi bir durum var. Bu da yanlış. Bilimde şüphe var, tartışma var var; imanda kuşku yok; burda alanlar birbirinden tamamen farklı.
Ortak anlayış temelinde birleşme
Öncelikle toplumumuzun ortak temelini tahkim etmeye ihtiyacımız vardır. Türkiye'de Anayasal rejimin temelleri ile ilgili ortak anlayışın, inançla birlikte paylaşılmasını sağlamaya ihtiyacımız var. Herkes birbirinden kuşku duyuyor. Bunun sonucu olarak tedbir alıyor, suçlamaya yöneliyor ve ilişkiler gerginleşiyor. İman, ibadet elbette ki saygıdeğer. Öte yandan inanç, ibadet yürürken, devletin toplumsal düzeni de dünyevi ölçüleriyle şekillenecek. laiklik te bu ayrışmayı gözetecek. "Bu konuda bir tereddüt yok" anlayışını paylaşalım.
Yeni Şafak'ın yolsuzlukla mücadelesi
Türkiye'nin temel sorunu nedir? Türkiye'nin iki tane önemli sorunu yoksulluk ve yolsuzluktur. Sizin gazetenizi o konuda büyük bir memnuniyetle izliyorum. Bu konuda büyük bir mücadele veriyorsunuz. Çok önemlidir yaptığınız iş. Türkiye'de 60 milyar dolarlık bir bütçemiz var. 12 milyar dolar 12 banka tarafından götürüldü. Düşünün ki bu Türkiye'de yapılan yolsuzlukların sadece bir kısmıdır. Başka özel bankaların da, henüz ortaya çıkmamış yolsuzlukları da ortaya çıkabilir ya da kamu bankalarının da yolsuzlukları olabilir.
Beni önemli bir iş adamı ziyaret etti. Hükümetin küçük ortağına çok yakın, herkesin bildiği bir iş adamı. Dedi ki "Son 15 yılda devlete atılan kazık Türkiyeínin dış borcuna eşittir. Yani Türkiye'nin şu anda 110 milyar bir dış borcu var." Düşününüz bu ne demektir.Bu sorunu çözmeden demokrasi olmaz.
Türkiye'nin bu noktaya kadar dayanmış olması bir mucizedir. Yolsuzlukların siyasi bir bağlantı içine girmesi hükümeti çok korkutuyor. Ancak siyasi bağlantılar kurulmadan da yolsuzluk çözülmez.