AK Parti'nin kapatılması istemiyle açılan davada görevlendirilen raportör, iddianameyle ilgili ön incelemesini tamamladı. Can, hazırladığı ön inceleme raporunu Başkan Haşim Kılıç'a önceki akşam sundu. Kılıç, raporu dün sabah üyelere dağıttı.
Başkan Kılıç ve üyeler, raporu hafta sonu evlerinde inceledikten sonra Pazartesi günü davanın kabul edilip edilmeyeceğine karar verecekler. Raporda iddianameyle ilgili iki seçenek verilirken, takdir yetkisinin Anayasa Mahkemesi üyelerinde olduğu kaydedildi. “İddianamenin iade koşullarının bulunduğu” belirtilen raporda, “İddianame, Anayasa Mahkemesi'ne sunulduğu anda kabul edilmiş de sayılabilir” görüşüne yer verildi.
DEMOKRASİYE AYKIRI
Can, iddianamede isimleri yer alan AK Parti'liler hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmadığına ve dava ekindeki 17 klasörde delil olarak gösterilen bazı konuların da iddianamede hiç yer almadığına dikkat çekti. Can, ayrıca demokratik sistemlerle parti kapatmanın örtüşmeyeceğini raporunda vurguladı.
Anayasa Mahkemesi üyelerinin, 31 Mart Pazartesi günü iddianameyle ilgili ön incelemeyi yapması bekleniyor. İncelemede herhangi bir eksiklik tespit edilmez ve iddianamenin kabulüne karar verilirse ön savunmasını yapması için iddianame AK Parti'ye gönderilecek. AK Parti yasal olarak 1 ay içinde ön savunmasını verecek.Ön savunmanın ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, esas hakkındaki görüşünü bildirecek. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın esas hakkındaki görüşü AK Parti'ye gönderilecek. Daha sonra belirlenecek bir tarihte Yalçınkaya sözlü açıklama; AK Parti yetkilileri de sözlü savunma yapacak.
Amaç partiyi illa kapatmak olmamalı
Prof. Dr. Yavuz Atar: Başsavcı CMK'nın 174. maddesinde açıkça belirtilmiş olmasına rağmen sadece partinin aleyhinde olan delilleri toplamış. Lehinde olan tek bir delile ise yer vermemiştir. Oysa genel başkan dahil birçok üyesi sürekli olarak hukuk devletine, laikliğe, demokrasiye bağlılıklarını defalarca tekrarlamıştır. Bunların da zikredilmesi gerekirdi. Ceza muhakemelerinde amaç partiyi illa kapatmak değildir. Lehte ve aleyhte bütün argümanları ortaya koyacak ve yargının bu çerçevede karar vermesi için iddianameyi sunacaksınız. İkincisi olarak iddianamede delillerin neden odak olmak için yeterli olduğu ikna edici bir biçimde açıklanamamıştır. Hatta odak olmak için gösterilen delillerin yüzde 90'dan fazlası bana göre suç odağı oluşturmak bir yana demokrat bir partinin programı olması gereken söylem ve eylemlerden ibarettir. İddianamede Cumhurbaşkanına yer verilmesi de Anayasaya açıkça aykırıdır.
Lehte olan tek bir delile yer verilmedi
Doç. Dr. Mustafa Şentop: İddianamelerde itham edilen şüphelinin aleyhinde olan deliller toplandığı gibi lehinde olan deliller de toplanması gerekiyor. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, AK Parti'nin laiklik karşıtı olarak değerlendirdiği sözlerine yer verirken öbür taraftan laikliğin yanında olduklarını gösteren bir takım açıklamalarına da yer vermeliydi. Raportörün kastettiği genel olarak bu. Eğer raporu haberlerde yer aldığı gibiyse delillerin suçun sabit olduğunu ispatlayacak güçte olmadığını ifade ediyor. Bana göre sorun başsavcının laikliği devletin niteliği olarak değil, hayat tarzı, pozitivist ideoloji olarak ortaya koyması ve bunu Anayasa Mahkemesi'nin başörtüsü, RP ve FP'yi kapatma kararlarına dayandırması. Dolayısıyla mahkeme bu görüşü benimseyebilir. Bence başsavcının laiklik ideolojisini tartışmaya açmalıyız. Çünkü bu hukuki bir laiklik tanımı değil ve Anayasa ve yasalara da aykırıdır. İtirazımız laikliğin tanımına olmalı. Laikliği tanımladıktan sonra delillerin laikliği ihlal konusunda sübuta erip ermediğini tespit etmek de kolay olur.
Şekil itibarıyla Anayasa'ya aykırılık var
Emekli Başsavcı Reşat Petek: iddianamenin Anayasa Mahkemesi tarafından iade edilmesinin çok önemli iki gerekçesi var. Birincisi Anayasa Mahkeme'si parti kapatma davalarını Ceza Muhakemeleri Kanunu'na (CMK) göre yapar. CMK'nın 170. ve devamı maddelerinde iddianamenin iadesi şartları belirtilmiştir. Hakkında hiçbir zaman dava açılamayacağı Anayasa ile belirlenmiş olan Cumhurbaşkanı hakkında bir ceza müeyyidesi olan, siyasi yasağı içeren bir iddianameyle dava açılması şekil şartı yönünden aykırılık teşkil ediyor. Cumhurbaşkanı vatana ihanet dışında hiçbir şekilde yargılanamaz. Bu kesin olarak iade sebebidir. İkinci olarak Anayasa 10. ve 42. maddelerindeki değişiklik yani başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasını öngören değişiklik iptal için yapılan başvuruyla ilgili dava Anayasa Mahkemesi'nde devam ediyor. Bu davadaki değişikliklerin parti kapatma davasına konu edilmesi, devam eden bir dava olması nedeniyle şekil yönünden iddianamenin iade gerekçesidir.
İade yetkisi var
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok, CMK'nın uygulanması gerektiğini belirterek, Anayasa Mahkemesi'nin iddianameyi iade yetkisi olduğunu söyledi. Raportör Osman Can'ın raporunu değerlendiren Özok, Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş kanununun 33. maddesine göre Yargıtay Başsavcısı'nın açmış olduğu kapatma davalarında CMK hükümlerinin uygulanacağını söyledi. Özok, şöyle devam etti: "CMK 174. maddesi iddianameyi iade yetkisi veriyor. Anayasa Mahkemesi üyeleri iddianameyi inceler ve 174. maddedeki koşullar oluşursa iade edebilir. Suçun subuta ermesini gerektirecek yeterli delil yoksa iddianameyi iade edebilir."
CMK 170 ne diyor?
Anayasa Mahkemesi raportörü Osman Can, raporunda, iddianamenin iadesi için gerekli koşulların oluştuğuna yer verdi. Anayasa Mahkemesine açılan kapatma davalarında iddianamenin iadesi, "Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 33.maddesinde" atıfta bulunulan Ceza Muhakemeleri Usulü kanunu'nun 174.Maddesinde düzenleniyor. 174.Madde de 170'nci maddeye atıfta bulunuluyor.
170. Maddenin 5.fıkrasına göre, "İddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür" deniliyor. Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya ise 17 klasörden oluşan ekleri sadece AK Parti aleyhine olan delillerden oluşturduğu ve parti lehine delillere yer vermediği için iddianamesi bu hususa aykırılık teşkil ediyor.
Ayrıca 3. fıkrada yer alan "İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır" hükmünün de dosyadaki delillerle iddianın bir bütünlük oluşturması hükmüne uymadığı belirtiliyor.