Geçtiğimiz hafta açılışı yapılan Karatepe Şehitliği'nin arsasını bağışlayan Hacı Muharrem Ayaz, o günleri gören hiçbir kimsenin kalmadığına dikkat çekerek, atalarının kendilerine anlattıklarını kendilerinin de torunlarına anlatmaları gerektiğini belirtti.
Türk milletinin vatanına milletine sahip çıkması için Karatepe Katliamı'nı dün yaşanmış gibi hatırlaması gerektiğini anlatan Ayaz, katliam sırasında kendi ailesinin başka köyde yaşadığını, fakat ateşe verilen camilerin içinde yanan insanların feryatlarının ve yağ kokusunun o köye kadar geldiğini söyledi.
Yunanlıların Karatepe'yi seçmelerindeki amacın stratejik bir durum olduğunu ifade eden Ayaz, o gün yaşananları şöyle anlattı: "Bize anlatılanlara göre, Karatepe köylüleri kurtuluş savaşı sırasında savaşan Türk askerlerine ve efelere en fazlaya yardım yapan ve yeri geldiğinde efelere barınaklık yapan bir köydü. Bunun yanı sıra Karatepe konumu itibariyle bütün Aydın Ovasına hâkim bir bölgede. Yunan askeri Malgaç Baskını'nın öcünü almak ve bu önemli yeri ele geçirmek için soğuk bir kış gecesi Karatepe sırtlarına tırmanır ve 18 Şubat 1922'de köyün etrafına sararlar. Köy meydanına gelen Yunan komutanı bildiri açıklayacağını duyurarak köylülerin köy meydanına toplanmasını ister. Köy meydanına bir gurup köylü gelmesine rağmen birçok köylü Yunalıların daha önce yaptığı mezalimleri bildiği için burada da aynı şeyleri yapacaklarını düşünerek meydana gelmezler. Bunun üzerine Yunan askerleri köydeki bütün evleri tek tek dolaşarak kadın erkek, çoluk çocuk hepsini evlerinden çıkararak meydana getirmişler. Evlerinden çıkmamak için direnen birçok köylüyü de evlerinde kurşuna dizip öldürmüşlerdir. Meydana toplanan köylüler daha sonra köydeki iki camiye doldurulmuş. Caminin kapısına yerleştirilen makineli tüfekle caminin içindeki bütün canlılar kurşuna dizilmiş. Makineli susturulduktan sonra Yunan askerleri camideki köylülerin arasında dolaşarak ölmeyen vatandaşları süngüleyerek öldürmüşler. Bununla da yetinmeyen Yunan askerleri önce caminin içerisine gaz yağı dökmüş ve ardından camilerin kapı ve pencerelerini kapatıp arkalarına taş yığmışlar. Daha sonra da her iki cami ateşe verilmiş. Karatepe'de tüm bunlar yaşanırken benim ailem Karatepe'nin karşısında bulunan dağın yamacındaki Ilıdağ köyünde oturuyormuş. Ve camiden yükselen alevler, insanların çığlıkları ve yanan insanların yağlarının kokusu bizim köyden de duyuluyormuş. Ateşe verilen camide ölülerin altında kalarak hayatta kalan birkaç kişi caminin penceresini açmaya muvaffak olarak öncelikle hayattaki bayanlara camiden çıkma şansı vermiş.
Camide yanan alevlerin arasında kucağında bebeği ile kalan bir anne ise çocuğunu ateşlerden koruyabilmek için kendisine ateşlere siper etmiştir. Bu sırada sırtı yanan annenin şuanda heykeli dikildi. "Camiden kaçan bir bayanı fark eden Yunan askerlerinin bayanın arkasından ateş açtığını bildiren Ayaz, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Arkasından ateş edildiğini gören kadın 'Yunan askerinin elinde can vermektense uçurumdan atlarım' diyerek uçurumdan atlamış. Tam bu sırada Yunan askerinin tüfeğinden çıkan mermi kadının ayağına isabet etmiş. Uçurumdan atlayan bayan kurşun yemesine rağmen ölmemiş ve hayatta kalmıştır. Bu bayan daha sonra uzun bir süre ayağındaki kurşunla yaşamıştır. Karatepe'de camiden kaçabilen çok az sayıda insan o zaman işgal altında olmayan Ilıdağ'a kaçmış. Karşıdan bakılan Karatepe siyah dumanların içerisinde kalmış.
Karatepe katliamının üzerinden 85 yıl gibi uzun bir süre geçtiğini belirten Ayaz, "Geçtiğimiz yılda şehitlik yapılacağı bildirilerek bizlerden yardım istendi. Yanan caminin etrafındaki incir bahçesi benim. Yapılacak olan şehitliğin daha kalıcı ve gezilebilir bir yer olması için arazimi seve seve verdim.
Şehitlik yapılmasa burada kimin yattığı ve hangi amaç uğruna öldüğü unutulup giderdi. Artık öyle değil, buraya her gelen burada ölenlerin ne için öldüğünü bilecek. Hiç yapamasa içinden gelerek bir fatiha okuyacağını umuyorum. Aydın'da yaşayan herkesin bu şehitliği ziyaret edip, bir hayır dua okuması gerekmektedir" dedi.