Kılıçdaroğlu: Demokrasi ya gelecek ya gelecek

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gezi Parkı protestolarında yaşanan olayları hatırlatarak, Türkiye'de 3. sınıf demokrasi yaşandığını öne sürdü. Konuşmasında demokrasiye vurgu yapan Kılıçdaroğlu, "Gençler daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük istiyor. Demokrasi ya gelecek ya gelecek" ifadelerini kullandı.

yenisafak.com.tr / POLİTİKA
Kılıçdaroğlu: Demokrasi ya gelecek ya gelecek

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu.

Gündemi değerlendiren Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın tavrını eleştirdi, gençleri savundu.

Başbakan Erdoğan'ın gençleri dinlemesi ve anlaması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Gençler idealisttir. Hiçbir gencin bireysel bir avantaj içinde olmadığını biliyoruz. Genç delikanlıdır. Köyü için, şehri için, halkı için çalışan delikanlıdır. Genç onun için her ülkenin umudu ve geleceğidir. Gençleri dinlemek de her siyasal partinin temel görevidir" dedi.

Demokrasinin önemine dikkat çeken Kılıçdaroğlu, "Demokrasi farklı bir şeydir. Sadece sandığa gitmek değildir. Demokrasi, siyasal iktidarın halka hesap verdiği rejimdir. Açık yüreklilikle ifade ediyorum: Bu ülkeye demokrasi ya gelecek, ya gelecek" ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları;

Üç vatandaşımız hayatını kaybetti. 10'un üzerinde kişi gözünü kaybetti. Bunları birilerinin göstermesi lazım. Bu konuda görev üstlenen tek parti var: Cumhuriyet Halk Partisi.

Demokrasi ya gelecek, ya gelecek

Açık yüreklilikle ifade ediyorum: Bu ülkeye demokrasi ya gelecek, ya gelecek.

Gençleri gözardı edemeyiz. Onların yanında kapı gibi CHP duracaktır.

Dünya değişti, Türkiye değişti, toplum değişti. Artık anne ve babanın çocuk üzerine odaklanmıştır. Çocuğun ihtiyaçlarını hiçbir anne ve baba gözardı etmiyor. Çocuk, her ailenin kutsalıdır. Onlar genç olacaklar, çevrelerine bakacaklar. Dünyaya bakacaklar. Onun için umudumuz diyoruz. Eğer oğlum beni aşmazsa, onun bu ülkeye yararı olmaz.

Gençler idealisttir

Gençler idealisttir. Hiçbir gencin bireysel bir avantaj içinde olmadığını biliyoruz. Genç delikanlıdır. Köyü için, şehri için, halkı için çalışan delikanlıdır. Genç onun için her ülkenin umudu ve geleceğidir. Gençleri dinlemek de her siyasal partinin temel görevidir.

Ama bu gençler bir şeyden anlamaz, bunlar bilgisayar çocukları dedik. Ama gençler, kendilerini bize de, dünyaya da anlattılar. "Biz ülkenin bütün sorunlarını biliyoruz" dediler. Bu gençlik, Türkiye'nin dünyayı en iyi okuyan kuşağıdır. Onun için dünyanın her yerine ses getirdi. Çünkü bu kuşak küresel bir kuşaktır. Sadece Türkiye'nin değil, dünyanın sorunlarıyla ilgilenen kuşaktır.

Gezi Parkı olayları bir şey daha öğretti

Bu gençlik daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük diyor. Taksim Gezi Parkı olayı bir şey daha öğretti: Cumhuriyeti emin ellere teslim etmiş Mustafa Kemal Atatürk. Gençlere emanet etmiş.

Demokrasi farklı bir şeydir. Sadece sandığa gitmek değildir. Demokrasi, siyasal iktidarın halka hesap verdiği rejimdir. Bu ülkede 76 milyon yurttaş yaşıyorsa, hepsi vergi öder. Hükümet toplar vergileri ve harcar.

Vatandaş ödediği verginin hesabını sorar. Siyasal iktidar bunun hesabını verir. Türkiye henüz bu aşamaya gelmedi. Gençlere sesleniyorum: Ödediğin verginin hesabını sor. Sorarsan, demokrasiye katkıda bulunursun.

Türkiye'de 3. sınıf demokrasi yaşanıyor

Demokrasilerde halkı dinleyeceksin.

Bazıları diyor ya: "Türkiye 2. sınıf demokrasi değil." Maalesef uluslararası kuruluşlar Türkiye'de 3. sınıf demokrasi olduğunu söylüyorlar. Yani diktatörlükten bir önceki adım.

"Benim polisim, benim valim" demeyecek. Bunlar senin babanın malı mı? Vali devletin, polis devletin. Ama sen bunları kendi malın haline getirdin. O yüzden ben sana diktatör diyorum Recep Tayyip Erdoğan.

Kalkmışsın, polisi savunuyorsun. Neden? Orantısız güç kullanıldı. Polise saygımız var. Hiç kimsenin endişesi olmasın. Halkın polisine saygımız var, iktidarın polisini asla istemiyoruz. Halkın polisi var, Recep Tayyip Erdoğan'ın polisi var.

Eğer Recep Tayyip Erdoğan, güzel bir şey yapmak istiyorsa çok basit: Gençleri dinlemeli. Onların söylediklerinden ders çıkarmalı. "Sizin anladığınız dilden konuşacağım" diyor. İki dil var: Sevgi ve şiddet dili. Şiddet dilini kullanan Recep Tayyip Erdoğan, sevgi dilini kullanan gençlerimiz. Ne demek anladığınız dilden konuşacağım? Dövecek misin, öldürecek misin?

Hepimiz psikolog olduk

Gençler demokrasi istiyor. Demokrasi, özgürlük isteyenlerin öldüğü rejime dikta, başındakine de diktatör denir.

İnsanlarda "Recep Tayyip Erdoğan konuşacak" korkusu var. Hepimiz psikolog olduk. Vazgeçirmeye çalışıyoruz. Sert konuşma diyoruz. Ama hayır, ben bildiğimi konuşacağım diyor.

Her toplumun içinde provokatörler olabilir. Gençlerin arasına sızabilir. Provokatörlerin arasına girmeyelim.

Ama bir sorun var, provokatör Başbakan olursa, ne olacak?

'Camide içki içildi' iddiası

Irak'ta milyonlarca Müslüman kadına tecavüz edildi, senin gıkın niye çıkmadı Recep Tayyip Erdoğan?

Camide içki içildi diyorlar. Müezzine soruyorlar. Fuat Yıldırım, düzgün adam zaten, din adamı, yalan söylemez. "Burada içki içilmedi. Eylemciler içki içen görse, zaten kendileri dışarı atarlardı". Ne desin bu adam? Caminin imanına soruyorlar. Polisin kovaladığı bir grup, içeriye girdi. İki gün içinde yaralılar tedavi edildi. Polis gazından kaçanlar, camiye sığındı. Bu kadar. AKP'den eski milletvekili, Yeni Şafak'ta yazıyor. Sormuş, soruşturmuş. Gerçekten içki içildi mi diye. Namuslu bir insan. AKP'de çok sayıda namuslu, düzgün insan var. Ne diyor, salı günü Süleyman Gündüz. Yazının ilgili bölümü: Camiye vardığımda dışarıda korumalar vardı. İçeriye girdim, Caminin içinde Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış yetkililerden bilgi alıyordu. Ben de yanlarına yaklaştım ve dinlemeye başladım. Cami müezzini Fuat Yıldırım olayları yeniden yaşar gibi anlattı. Ayrıca tümünün görsel kayıtlarını yapmış.

Cumartesi ve Pazar akşamı Dolmabahçe'de biriken göstericilere polis müdahale edince bir grup camiye sığınmak zorunda kalmış. İlk gün yeterli bir zaman bulunduğu için ayakkabıları çıkartarak camiye girmişler. İkinci gün müdahalenin şiddet dozu arttığı için göstericiler can havliyle ayakkabılarını çıkartmadan cami kapısının anahtarını kırarak içeri girmişler.

Cuma günü namazlarını kıldılar. Kimse bir şey dedi mi. Bizim insanımız gerçeği biliyor. Ya kan gövdeyi götürseydi. Kim olacaktı sorumlusu? Evet, ona göre sorumlusu CHP olacaktı.

Son 44 yılda cari açık 52 milyar dolar, 10 yılda 350 milyar dolar. Borç alıyorlar, borç alan bunu nasıl öder. Faizle öder.

Olaylardan faiz lobisini sorumlu tutuyor. Faiz lobisini destekleyen sensin.