Mardin’de koruyucu aile çağrısı: 'Kimsesiz değil kimse siz olabilirsiniz'

Mardin’de Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile İHH İnsani Yardım Vakfı iş birliğinde koruyucu aile hizmetinin tanıtılması ve yaygınlaştırılması amacıyla program düzenlendi. Kentte 37 koruyucu ailenin yanında 57 çocuğun bakımının sürdürüldüğü belirtilirken, kurumlarda kalan çocukların sıcak bir aile ortamına kavuşması için daha fazla ailenin koruyucu aile olması çağrısı yapıldı.

Mardin’de, devlet korumasındaki çocukların aile sıcaklığına kavuşmasına yönelik koruyucu aile hizmetini tanıtmak için farkındalık programı gerçekleştirildi.

Mardin’de çocukların aile ortamında büyümesini desteklemek ve koruyucu aile hizmetine ilişkin toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla program gerçekleştirildi.

Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile İHH İnsani Yardım Vakfı iş birliğinde düzenlenen program, Merkez Artuklu ilçesindeki Mardin Büyükşehir Belediyesi Sanat Akademisi’nde gerçekleştirildi. Programa Artuklu Kaymakamı Muhammet Öztabak, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Murat Karaarslan, Vali Yardımcısı Büşra Uçar Koyun, Mardin İHH İnsani Yardım Derneği Başkanı Hamdullah Aşar, Koruyucu Aile ve Çocuk Derneği Başkanı Demet Tezcan, kurum müdürleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, koruyucu aileler ve vatandaşlar katıldı.

KORUYUCU AİLELİK EVLAT EDİNMEK DEĞİL

Programda Koruyucu Aile ve Çocuk Derneği Başkanı Demet Tezcan, koruyucu ailelik konusunda toplumda oluşan yanlış anlaşılmalara dikkat çekti. Koruyucu aile olduktan sonra kendisine yöneltilen soruların, uygulamanın zaman zaman evlat edinmeyle karıştırıldığını gösterdiğini belirten Tezcan, özellikle dini hassasiyetleri bulunan ailelerin mahremiyet ve çocuğun geleceği konusunda çeşitli kaygılar taşıdığını ifade etti. Tezcan, koruyucu aileliğin evlat edinmekten farklı bir sosyal hizmet modeli olduğunu vurgulayarak, “Koruyucu aile olduktan sonra bana yöneltilen sorulardan gördüm ki koruyucu ailelik ya bilinmiyor yahut evlat edinmekle karıştırılıyor. Burada da çok haklı olarak dini hassasiyetler devreye giriyor” dedi. Bu konuda farkındalık oluşturmak amacıyla Koruyucu Aile ve Çocuk Derneği’ni kurduklarını aktaran Tezcan, derneğin hem koruyucu ve gönüllü aileliği teşvik etmeyi hem de kurum bakımındaki çocuklara yönelik çalışmalar yürütmeyi amaçladığını söyledi.

“ÇOCUKLAR BİR MİSAFİR GİBİ GÖRÜLMEMELİ”

Koruyucu aile olmak isteyenlerin en fazla merak ettiği konulardan birinin çocuğun aile içerisindeki konumu olduğunu belirten Tezcan, ailelerin çocuklara kendi evlatlarına gösterdikleri yaklaşımı göstermesi gerektiğini dile getirdi. Tezcan, “Kendi öz evlatlarımızı yetiştirirken hangi sınırları koyuyor, neleri gerekli görüyorsak bu yavrulara da aynen öyle davranmamız gerekiyor ki kendisini bir misafir gibi değil, o ailenin, o anne babanın bir parçası olarak görebilsin” ifadelerini kullandı. Çocuğun ilerleyen süreçte biyolojik ailesine dönmesinin de ihtimaller arasında bulunduğunu belirten Tezcan, bu durumun koruyucu ailelerin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını söyledi. Geleceğin ne getireceğinin öngörülemeyeceğini ifade eden Tezcan, önemli olanın çocuğun bugün ihtiyaç duyduğu sevgi ve şefkatin karşılanması olduğunu kaydetti. Tezcan, “Bunların hepsi ihtimal dahilinde. Biz bunların hiçbirini öngöremeyiz. Öyle bile olsa bize düşen şu anda o yavrunun bir aileye şefkate muhtaç olması ve biz şu an o yavrunun kendi iradesi olmadan içine düştüğü durumda yapabileceklerimizden sorumluyuz” diye konuştu.

“YETİMLERE SAHİP ÇIKMAK FARZI KİFAYE”

Konuşmasında İslam'ın yetim ve kimsesiz çocuklara yönelik yaklaşımına da değinen Tezcan, toplumun çocukların korunması konusunda sorumluluk taşıdığını belirtti. İslam tarihinde Peygamber Efendimiz başta olmak üzere sahabelerin evlerinde yetim ve kimsesiz çocukların bulunduğunu ifade eden Tezcan, çocuklara sahip çıkmanın toplumsal bir sorumluluk olduğunu söyledi. Tezcan, “Bu yavrulara sahip çıkmak dinimize göre farzı kifaye. Toplumun bir kesimi sahip çıkarsa diğerlerinden sorumluluk düşüyor. Ama sahip çıkan olmaz da çocuk zayi olursa tüm toplum vebal altında kalıyor” dedi. Mardin ve Türkiye'deki insanların yardımlaşma konusunda duyarlı olduğunu ifade eden Tezcan, koruyucu ailelik konusunda bilgilendirme yapıldığında toplumun desteğinin arttığını söyledi. İnsanların çoğu zaman bilmedikleri konulara karşı önyargılı yaklaşabildiğini belirten Tezcan, doğru bilgilendirme ile bu önyargıların ortadan kalktığını ve insanların ellerinden gelen desteği vermeye hazır olduğunu dile getirdi. Tezcan konuşmasını derneğin mottosu haline gelen, “Kimsesiz değil, kimse siz olabilirsiniz” sözüyle tamamladı.

“SEVGİ VE MERHAMETİ EL BİRLİĞİYLE BÜYÜTECEĞİZ”

Programda konuşan Mardin Vali Yardımcısı Büşra Uçar Koyun ise Mardin'in farklı kültürlerin harmanlandığı, kadim değerlere ve zengin bir kültürel mirasa sahip bir şehir olduğunu belirtti. Bu mirasın en önemli taşıyıcılarının aileler olduğunu ifade eden Uçar Koyun, koruyucu aile modelinin yalnızca bir sosyal hizmet uygulaması olmadığını, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın önemli örneklerinden biri olduğunu söyledi. Uçar Koyun, “Bizler Mardin'imizin bu kardeşlik ikliminde, ‘Koruyucu Aile Modeli’ ile sevgiyi ve merhameti bu kadim topraklarda el birliğiyle büyüteceğimize yürekten inanıyorum” dedi.

MARDİN’DE 57 ÇOCUK KORUYUCU AİLELERİN YANINDA

Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Murat Karaarslan da çocukların en temel ihtiyacının güvenle sığınabilecekleri, sevgiyle başlarını koyabilecekleri sıcak bir aile yuvası olduğunu belirtti. Öncelikli amaçlarının her çocuğun güvenli bir aile ortamında, sevgi ve şefkat içerisinde büyümesini sağlamak olduğunu ifade eden Karaarslan, Mardin'deki koruyucu aile hizmetine ilişkin güncel rakamları paylaştı. Karaarslan, “İlimiz genelinde şu anda 37 koruyucu ailenin yanında 57 çocuğumuzun bakımı sağlanmaktadır. Temel hedefimiz, koruyucu aile ağımızı genişleterek kurumlarımızda kalan her bir çocuğumuzu birebir ilgi ve şefkat göreceği bir aile ortamıyla buluşturmaktır” dedi.

Bir çocuğun hayatına dokunmanın maddi hiçbir değerle ölçülemeyecek kadar kıymetli olduğunu vurgulayan Karaarslan, koruyucu ailelere teşekkür etti. Programda söz alan koruyucu aileler de çocukların aileye katılması sürecinde yaşadıkları duyguları ve deneyimleri katılımcılarla paylaştı.