Mevduat kredinin gerisinde

Türk Bankacılık Sektörü'nün an fonlama kalemlerinden olan mevduat, 2012'nin ilk iki ayında hızını kredilere oranla düşürdü. Denizbank Bireysel Bankacılık Pazarlama Müdürü Sibel Mayo, şubat sonu itibari ile mevduatta yüzde 7 kredilerde ise yüzde 20'ye yakın artışın yaşandığını kaydetti. Kredi mevduat oranının yüzde 98'e çıktığını vurgulayan Mayo, sektörün büyümeye devam edebilmesi için mevduatın her zamankinden daha nemli hale geleceğini kaydetti

Mevduat kredinin gerisinde

Bankaların en önemli getiri kalemi olan mevduat geçmiş yıllara oranla yükselse de son aylarda düşük bir seyir izlemeye başladı. Denizbank Bireysel Bankacılık Pazarlama Müdürü Sibel Mayo, kredi mevduat oranının bankalar için olumlu bir seyre ulaşmaması halinde sektörün istenen büyümeyi yakalamakta zorlanacağını belirtti.

Mevduatın Bankacılık Sektörü açısından önemini değerlendirir misiz?

Mevduatlar uzun yıllardır Türk Bankacılık Sektörü'nün (TBS) ana fonlama kalemi ve toplam pasiflerin yüzde 60 civarında bir kısmını oluşturuyor. Fakat, son dönemlerde mevduat artış hızı ile kredi artış hızı arasında bir fark oluşmaya başladı. Şubat sonu itibarı ile kur etkisinden arındırılmış mevduat artışı yüzde 7 iken kredi artış hızı yüzde 20 düzeylerinde gerçekleşti. Buna paralel olarak kredi mevduat oranı yüzde 98 seviyelerine ulaştı; aynı oran 2008 glo-bal krizinden önce yüzde 86 düzeylerindeydi. Bu anlamda sektörün önümüzdeki dönemde büyümeye devam edebilmesi için mevduat her zamankinden daha da önemli hale gelecek.

Sektör geneli ve Denizbank özelinde vadeli mevduat türlerine göre şu anda hangi seviyede bulunuyor?

Türkiye'de yatırımcılar tarafından genel olarak Türk lirası cinsinden mevduat hesapları tercih ediliyor. Sektörde TL mevduat hacminin tüm mevduatlara oranı yüzde 66, yabancı para cinsinden mevduatların oranı ise kur etkisi de olmasına rağmen yüzde 34 seviyelerinde. Denizbank'ın TL ve YP cinsinden mevduat oranlarının da sektör ile paralellik gösterdiğini söyleyebiliriz.

Denizbank'ın ürünlerinden bahseder misiniz?

Standart mevduat ürünlerimizin yanı sıra müşterilerimizin ihtiyaç ve beklentilerine uygun olarak farklı özellik ve fonksiyonlar içeren mevduat ürünleri sunuyoruz. Bunun yanı sıra altın ve altına dayalı ürünlerde hem kredi hem mevduat tarafında oldukça geniş bir ürün yelpazesine sahibiz. Anapara korumalı ürünlerden Korumalı Mevduat ve Koruma Amaçlı Fon'ları da en uygun piyasa koşullarını takip ederek düzenli olarak müşterilerimize sunmaktayız.

Mevduatın vade dağılımı açısından Türk Bankacılık Sektörü'nün oldukça dezavantajlı konumda olduğunu ileten Mayo, “3 aya kadar olan mevduatların toplam mevduat içindeki payı yüzde 85. Buna paralel mevduatların ortalama vadesi de oldukça düşük. Merkez Bankası'nın mevduatların vadelerine göre farklı munzam uygulamasına geçmeden önce 40-45 gün düzeylerinde olan bu süre bugün itibarıyla 60 güne çıkmış olsa da halen olması gereken seviyelerin altında” dedi.

Yatırımcıların küresel krizle birlikte daha garantili yatırımları tercih ettiğini vurgulayan Sibel Mayo, şöyle konuştu: “Son global kriz öncesinde bono ve tahvil piyasasında aktif işlem yapılırken, krizden sonra müşteriler daha çok vadeli mevduata ve anaparayı koruma altına alan alternatif ürünlere yönelmeye başladı. Son dönemlerde fon pazarındaki büyü-meye baktığımızda büyümenin standart yatırım fonlarından daha çok, anapara koruma amaçlı fonlardan geliyor olması da bunun bir göstergesi diyebiliriz. Aynı zamanda son bir sene içinde altındaki yükselişe paralel olarak, altın ve altına dayalı yatırım ürünlerine olan talepte önemli ölçüde artış yaşandı.”

Son global krizde yatırımcı açısından yeni normallerin oluştuğunu kaydeden Sibel Mayo, Türkiye'de faizlerin, reel ve nominal anlamda gerilemesine paralel yatırımcıların altın, yatırım fonları ve gayrimenkul gibi alternatif yatırım ürünlerine ilgisinin her geçen gün arttığını kaydetti. Bunu yaparken uzun vadeli perspektifi de elden kaçırmamak gerektiğine dikkat çeken Mayo, “Öncelikle Türkiye'nin uzun vadeli potansiyeline inanıp buna göre yatırımları yönlendirmek çok önemli, temel prensip bizce bu olmalı. Bunun yanında en temel yatırım felsefelerinden biri olan tüm yumurtaları aynı sepete koymamaya özen göstermek gerekiyor. 2008-2009'daki global kriz sonrası “yeni normal”de finansal piyasalardaki belirsizlik ve oynaklık oldukça arttı. Bu dönemde anapara üzerindeki getiriden çok anaparanın kendisini korumak daha önemli hale geldi. Bu anlamda yatırımlarda risk iştahını biraz dizginlemek ve likit&güvenli finansal varlıkları portföylerinde daha fazla oranda tutmaları faydalı olabilir. Son olarak yeni normal'in bir başka özelliği de “tarihi yüksek seviyesi burası, buradan döner” gibi yatırım yaklaşımları artık çok çalışmıyor. 2008 sonrasında birçok finansal enstrümanda (para birimleri, hisse senedi, sabit getirili menkul kıymet) daha önce test edilmemiş seviyelerin kırıldığına şahit olduk” diye konuştu.