---------------------------------- manset ------------------------------------------- ---------------------- manset ---------------------
----------------------- spot ------------------------- ----------------------- spot -------------------------
Yurt içi ve yurtdışında düzenlediği defilelerle dikkatleri üzerine çeken ve aynı zamanda sektördeki tek başörtülü modacı olan Rabia Yalçın, modanın tarifini ünlü bir düşünürün şu sözüyle açıklıyor: "Moda, beş yıl öncesinde giyilince çılgın, 5 yıl sonrasında ise rüküş sayılan şeydir."Türk kadınının giyim zevkinden tesettürlü hanımların favorilerine kadar pek çok konu üzerine ilginç yorumlarda bulunan Yalçın'ın, başörtüsüne yeni modeller üretmeye çalışan moda dünyasıyla ilgili de önemli tespitleri var.
Genelde Türk kadını nasıl giyiniyor?
Şöyle bir dışarıya çıkıp hanımlara baktığımızda pek de güzel giydiklerini ne yazık ki söyleyemeyeceğim. Giyimlerde herşeyden önce tekdüzelik sözkonusu. Batı'nın ortaya koyduğu moda bizi çok yakından ilgilendiriyor. Avrupa'da ne moda ise onu giymek istiyoruz. Oysa bizim hamınlarım vücut yapısı Avrupalılardan farklı. Daha kısa boylu, basen ve göğüsleri daha geniş. Böyle olunca Batılı modacıların ürettikleri kıyafetler bizim hanımlara yakışmıyor.
Türk kadınını sizce hangi renk temsil ediyor?
Aslında canlı renkleri seven bir toplumuz. Ancak nedense kadınların en çok tercih ettiği rengin siyah olduğunu görüyorum. Siyah renk her türlü kıyafetle çok rahat kullanıldığı için tercih edilebiliniyor. Yani birez da ekonomik düşünüyorlar.
AK Parti'nin iktidara gelmesinin ardından en çok konuşulan konuların başında başörtüsü meselesi geliyordu. Modacıların yeni örtü modelleri çalışmaları için teklifler bile ortaya atıldı. Modacının başörtüsü üzerinde oynama hakkı var mı sizce?
Ben başörtüsü üzerinde oynanmasına razı değilim. Eğer başörtüsü takıyorsan o başında 'başörtüsü' olarak kalmalı, saçını göstermeyen herhangi bir örtü ya da şapka olarak değil. Başörtüsünün modadan ayrı tutulması gerekiyor. Bana da bu konuda tesettürlü kesimden çok da talep geldi ama asla başörtüsünü bozmadım, bozmam da..
Ne tür taleplerdi?
Mesela gelip öyle değişik taleplerde bulunanlar var ki, 'bana eşarp bağlayın ama bu eşarp başımda kaybolsun, başka bir şey olarak görünsün'. Amacı eşarbı 'eşarp' olarak göstermemek.
Son zamanlar da gelen talepler mi bunlar?
Okullarda başörtüsü yasağı uygulanınca öğrencilerden böyle talepler gelmişti. Ancak son zamanlarda bu talepler öyle arttı ki ev hanımlarına kadar çok farklı kesimlerden gelenler var.
Tessettür özellikle 50'li yıllarda Anadolu'dan İstanbul'a yapılan göçlerle birlikte kent hayatına uyum adı altında kendine 'model' bulmanın yollarını aradı. Pardösü ve başörtü ile başlayan bu giyim tarzı dünden bugüne kent yaşamı içinde nereye oturdu?
Çok yakın bir zamana kadar aynı formayı giymiş gibi gezen tesettürlülerin gittikçe bu yapıdan sıyrılmaya kendi kimliklerini giyimlerine yansıtmaya başladıklarını görüyoruz. Eskiye nazaran daha özgür, daha kendine yakışanı tercih ediyor.
Tesettürlülerin giyim zevkini bugün vitrinde yer alan siyasetçi hanımlar da etkiliyor mu?
Hemde çok etkiliyor. Bu yüzden tesettürlü kesimin vitrini sayılan Başbakan ve bakanların eşleri giyimlerine çok daha dikkat etmeleri gerekiyor.
Gelen talepler var mı?
Son zamanlarda Emine Erdoğan'ın baş bağlama modeli tesettürlü hanımlar tarafından talep ediliyor.
Siyasetçilerin vitrindeki eşleri pantolonlu takımları çok fazla tercih ediyorlar. Tessettürlü kesimde pantolon kullanımında bir artış var mı?
Evet. Geçen yıllarda göre pantolon kullanımında çok fazla artış göze çarpıyor. Avrupa'dan gelen pantolonüstü etekler var son dönemde bunlar tercih ediliyor.
Yaz sezonu için neler çalıştınız?
Bu yaz için saten çalışıyoruz. Saten üzerine serpme büyük çiçekler puantajlar var. Renk olarak bahar tonlarını tercih ediyoruz. Papatya rengi; sarı, açık yeşil.. Başörtü olarak ise bu sene ebru çalışıyorum. Geçtiğimiz haftalar Rusya'da moda fuarına katıldım. Ebru desenli kıyafetler büyük beğeni topladı. Kapının önünde uzun kuyruklar oluştu. Kendi kültürümüze ait unsurlara sahip çıkarsak bize de dünya moda sektöründe değer verirler.
BİZİM GÖZÜMÜZ ONLARDA
Dünya moda sektöründe Türk modacılarına bakış nasıl? Türk modacısı Batılı modacılarının düzenlediği defilelere, fuarlara giderek burada gördüklerininin aynısını taklit ediyorlar. Bu yüzden bizim modacılarımızın defilelerinde hep uçuk modeller var. Çünkü yurt dışındaki modacılar bunları çalışıyor ama çalıştıkları bu kıyafetler onların yaşadıkları toplum için abartılı değil. Ultra mini çalışıyorsa o toplumda bunu giyen bir kesim de var. Yurt dışında düzenlenen defileleri gidip seyreden modacılarımız tıpkısını hazırlayıp ülkemizde defile düzenliyorlar. Ama biz de göğüsleri dışarda kalacak şekilde yapılmış bir elbiseyi kim giyer ki? Yani bizim modacılar taklikten öteye gidemiyor.
ONLARIN GÖZÜ BİZDE
Ama Batıcı modacıların gözü de doğu ve uzak doğuya ait geleneksel motifler ve aksesuarlarda..
Batıdan gelen pek çok modacı mesela Dolmabahçe veya Topkapı Sarayı'nı gezerken gördüğü bir deseni, aksesuarı görüp etkileniyor. Gidip ülkesinde biz de gördüğü modeli çalışıyor. Bugün ben dünyanın en ünlü kumaş firmalarıyla çalışıyorum. Katalogda seçip beğendiğim bu kumaşlar bizim kendi kültürümüze ait motiflerden esinlerek hazırlanmış. Bizim ünlü kumaşçılarımız ise bu firmaların ikinci sınıf kumaşlarını taklit ediyor Dünyaca ünlü firmalar bizim desenlerimizden esinlerek en kaliteli kumaşlarını yapıyorlar ama biz bu kumaşları kendi ülkemizdeki kumaşçılarda bulamıyoruz.
Kadınlar en çok Gülben Ergen'in tarzını beğeniyor
Çevreme şöyle bir baktığım zaman kadınların en çok Gülben Ergen'in giyim tarzını beğendiklerini görüyorum. Bence de Gülben Ergen giydiğini yakıştıran bir isim. Tabi bu tür tercihlerde medyanın da etkisini gözardı edemeyiz. Hülya Avşar da beğeniliyor. Ancak ben Avşar'ın zaman zaman abarttığını düşünüyorum, yine de hoş bir çizgisi var. Siyaset çevresinden ise Emine Erdoğan'ın giyim tarzı büyük beğeni topluyor ki, gerçekten hem yaşına hem de konumuna uygun olarak tesettür çizgisini de muhafaza ederek giyiniyor. Kimi zaman modacılar Emine hanımı eleştiriyor ama ben bu eleştirileri haklı bulmuyorum. Onların unuttuğu bir şey var, o da, hem tesettürün çizgisini koruyup, hem de güzel giyinmek meselesi. Hayrunnisa Gül'ün ise giydiği kıyafetler kendisine ve yaşına çok yakışıyor ancak renk konusunda biraz daha hassas olabilir.