Özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliğince hakkında başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, adliye çıkışında “Türkiye Cumhuriyeti'nin 26. Genelkurmay Başkanı, terör örgütü kurmaktan ve yönetmekten tutuklandı. Takdir yüce Türk milletinindir” dedi.
Müvekkili Başbuğ'un İstanbul Nöbetçi 12. Ağır Ceza Mahkemesince tutuklanmasının ardından Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesinde gazetecilere açıklama yapan avukat İlkay Sezer, müvekkiline, cebir ve şiddete dayalı bir eylem sorulmadığını düşündüğünü kaydetti.
Avukat Sezer, şöyle devam etti: '(Başbuğ), 'İnternet siteleri ve basın açıklamalarıyla mı ben bu suçu işledim' diye düşünüyor. 700 bin kişilik orduya komuta etmiş, Türkiye Cumhuriyeti'nin 26. Genelkurmay Başkanı, bu suçlamanın çok ağır bir suçlama olduğunu düşünüyor.
Avukat İlkay Sezer, bir gazetecinin, 'Siz müvekkilinizle konuşmuşsunuzdur. Geçmişe dair sözleriyle ilgili çok eleştiride bulunuldu sayın
Başbuğ'a. Bununla ilgili bir şey söyledi mi size? İşte, 'kağıt parçasıdır, borudur', bir pişmanlığı var mı acaba?' sorusunu da şöyle yanıtladı:
İYİ NİYETLİ AÇIKLAMALAR
'O konularla ilgili kendisine sorulan sorulara samimiyetle cevap verdi. Neden bunları söylediğini, gerekçesinin ne olduğunu, Türk Silahlı Kuvvetleri komutanı olması sebebiyle emir komuta ettiği insanların psikolojik yapısını bildiğini, bunlarla ilgili iyi niyetli yapılmış açıklamalar olduğunu, hepsini tek tek söyledi. Burada başka bir amacın olmadığını söyledi. Ben de cebir ve şiddete dayalı bir soru sorulduğunu hatırlamıyorum.'
'İMZA GÖRDÜM' DİYEN YOK
Bir basın mensubunun, 'Kendi arkadaşlarının bazı suçlamaları olmuştu. Dursun Çiçek ve diğer bazı komutanlar olsun...' şeklinde soru sorduğu sırada araya giren avukat Sezer, 'O sizin iddianız. Duruşma tutanaklarını okursanız, en son 29 Aralık tarihli duruşmaya gelen arkadaşlarımız, orada hiç kimse, 'ben imzasını gördüm' demedi. Hal böyleyken bu şekilde anlaşılması yanlış olur' dedi.
Avukat Sezer, müvekkili Başbuğ'un tutukluluğuna itiraz edeceklerini de sözlerine ekledi.
KANUN ÇİZGİSİNDE OLDUM
Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, mahkemede tüm suçlamaları reddederek şu savunmayı yaptı: Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakan, Milli Güvenlik Kurulu üyesi olarak bu hükümetin bakanlarıyla birlikte çalıştık. Şimdi elbette devletimizin istihbarat olanak ve imkânları var. Bu kadar sene beraber çalışıyoruz ki siyasi otoritenin en büyük makamlarıyla o dönemlerde benim bir silahlı terör örgütü kurmam ve yönetmem tespit edilememiştir ki bu üzerinde durulması gereken bir nokta. Tespit edilmiş ve bu görevde tutulmuşsa bu da ayrı bir nokta.
Bir iki basın açıklaması, ve bir iki internet sitesi haberiyle hükümeti yıkmakla itham ediliyorsam bu çok acıdır. Benim böyle kötü bir amacım olsa 700 bin kişilik gücü elinde tutan bir komutan olarak bunu yapmanın başka yolları da olabilirdi. Ben görev hayatım boyunca her zaman kanunların ve anayasanın çizgisinde oldum. Ancak bugün iddia edilen suçlar ve bu suçlamaya giden değerlendirmeler dosyadan vakıf olduğunuz üzere benim dönemimle ilgili internet siteleriyle bir ilgim olmadığı da savunmalarımda mevcuttur.”
Sanık olan astları: EMiR KOMUTANDAN
İnternet Andıcı Davası'nın tutuklu sanığı tutuklu Korgeneral Mehmet Eröz, 'Andıç' emrini dönemin Genelkurmay Başkanı'nın verdiğini söyledi. Sanık Yüzbaşı Murat Uslukılıç'ın iddiasına göre ise Albay Dursun Çiçek kapatılan sitelerin tekrar açılması talimatını verdi. Çiçek'in de dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Hasan Iğsız'ın emriyle hareket ettiğini savundu.
Andıcın hazırlandıktan sonra Orgeneral Hasan Iğsız'a sunulduğu, Iğsız'ın da "Sn. Komutana arz" notu yazdığı ifade ediliyordu.
Davanın tutuklu sanığı Genelkurmay Adli Müşaviri Tümgeneral General Hıfzı Çubuklu ise savcılık ifadesinde, Andıç üzerindeki parafın kendisine ait olduğunu ve bu belgenin 1 Nisan 2009'da da İkinci Başkan parafıyla Genelkurmay Başkanı'na arz edildiğini anlattı.
Emekli Albay Dursun Çiçek'in yargılandığı İrticayla Mücadele Eylem Planı davasında da sanıklar Genelkurmay Başkanı'nı işaret etti. Tutuklu askerler emir almadan bu çalışmaların yapılamayacağını savundu. Eski Genelkurmay Başkanı İrticayla Mücadele Eylem Planı'yla ilgili belge ilk ortaya çıktığında "kağıt parçası" ifadesini kullanmıştı: “Bugüne gelinen nokta bir kağıt parçası olduğunu göstermektedir yani belge olmadığını bize göstermektedir.”
Siteleri ben kapattırdım
Nöbetçi hakim tarafından sorulan soru üzerine Başbuğ şunları söyledi: “2008 yılı 30 Ağustos tarihinde Genelkurmay Başkanlığı görevime başladım. 4 Şubat 2009'da bu internet siteleriyle ilgili olarak bir haber yayımlandı. Bu haber üzerine konunun derhal incelenmesini istedik ve o haberde sadece site adresleri vardı. Herhangi bir içerik yoktu. İlk inceleme sonucunda şekil ve teknik açıdan bu sitelerin kanuna uygun olmadığı bilgisi bana verildiğinde bu siteleri kapattırdım. Aslında bana teşekkür edilmesi gerekir ki ben bu siteleri kapattıran kişiyim. Ayrıca 30 Ağustos 2008-Şubat 2009 tarihleri arasında da bu sitelerde hiçbir işlem yoktur. Bu sitelerin son güncelleme tarihlerine bakıldığında benim görev süremden öncesidir. Şubat 2009 tarihinden sonra 4 sitenin kurulması konusu bu andıcın temel konusudur. Bu andıç bana arzedilmedi. Arzedilmiş olsa muhakkak üzerinde imzam ya da parafem olurdu. Bir kişi çıkıp bu andıcın üzerinde komutanın imzasını ya da parafını gördüm diyen bir kişi dahi yoktur. Hazırlık aşamasında olan bu siteler de 19 Haziran 2009 tarihinde kapatıldı.
İkinci başkan tarafından sayın komutana arz diye sunulan bir belgenin normal şartlarda bana arz edilmesi gerekir. Ancak kesinlikle arz edilmedi. Arz edilmiş olsa bir imza, bir paraf mutlaka konulurdu. Bu andıç 2'nci başkan tarafından 1 Nisan 2009 tarihinde paraflanmıştır. İddialara göre bu andıcın bana 14 Nisan 2009 tarihinde arz edildiği iddia ediliyor. Ancak bu andıcın 2 Nisan 2009 tarihinde karargah içinde işleme girdiğini de görüyoruz.
İmzamı gören yok
Bu bana okumuş olduğunuz İstanbul 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi tutanaklarındaki komutanın imzasını gördüm. Komutan imzaladı yönündeki beyanlar sadece değerlendirmedir. Hatta aynı kişilerin daha sonraki beyanlarında bu kez de imzayı görmedim şeklinde savcıya beyanları vardır. Yüzbaşı Murat Uslukılıç (Andıç Davası sanığı) ve Mehmet Eröz'ün 29 Aralık 2011 tarihli duruşmadaki beyanları komutandan veya Genelkurmay Başkanı'ndan evrakın geldiğinin söylendiği, ancak söz konusu internet andıcı üzerinde komutanın imzasını gördünüz mü sorusuna ikisinin de verdiği net cevap 'görmedim' şeklindedir.
Mahkemede söz alan avukat İlkay Sezer ise müvekkiline yönelik suçlamaları reddetti. Özel yetkili mahkemenin dosyaya bakamayacağını belirten avukat Sezer, "Anayasada 148. madde değişikliği ile yargılamanın Yüce Divanda yapılması ve dosyanın bu hali ile derhal oraya gönderilmesi gerektiği kanaatindeyiz" diye konuştu.
Tek kişilik koğuşta
İnternet Andıcı soruşturması kapsamında tutuklanan Eski Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral İlker Başbuğ'un, yerleştirildiği Silivri 5 No'lu L Tipi Kapalı Cezaevi'nde tek kişilik geçici koğuşta kaldığı öğrenildi. Başbuğ'un avukatı olan İlkay Sezer, Başbuğ'u oğlu ve kızının ziyarete geldiğini söyledi. Başbuğ, cezaevi ziyaret prosedürüne göre, ailesi ve yakın akrabaları ile kendisinin belirleyeceği 3 kişiyle görüşebilecek.
İlkay, Başbuğ'un psikolojik durumunun gayet iyi olduğunu belirtirken mahkemenin Yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulması için yazı yazma kararı aldığı ilk gün kendisini arayarak, "Savcılara ilk fırsatta gelip ifade vermek isteğimi söyle" dediğini ifade etti. Bu arada, Silivri 5 No'lu Cezaevi'nde İnternet Andıcı davası sanığı Dursun Çiçek'in de kaldığı öğrenildi.