İsrail istihbarat servisleriyle bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesi çökertildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca bu yıl yürütülen 4 ayrı soruşturmada, “çağrı merkezi” adı altında faaliyet gösteren bazı şirketlerin, forex ve kripto yatırım reklamlarıyla yabancı ülke vatandaşlarını yüksek kazanç vaadiyle dolandırdığına ilişkin bulgulara ulaşıldı.
TÜRKİYE AYAĞI DEŞİFRE EDİLDİ
Daha önce uluslararası kamuoyunda tartışmalara neden olan ve İsrail’de yasaklanan yapılar, faaliyetlerini farklı ülkelere taşıyıp uluslararası ölçekte yeni yapılar oluşturdu. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Gürcistan, Ukrayna, Belarus, Bulgaristan ve Yunanistan’da faaliyet yürüten yapıların İsrail ile Türkiye arasında yaşanan gerginlikten sonra faaliyetlerini Türkiye’ye kaydırma arayışında olduğu tespit edildi. MİT bu yapıları takibe aldı. Küresel dolandırıcılık şebekesinin Türkiye yapılanması, organizasyon modeli ve çalışma yöntemleri deşifre edildi.
HER ARAMA BAŞKA NUMARADAN
Buna göre, özel sistemler sayesinde telefon numarası her görüşmede değiştiriliyor. Mağdurlar, bulundukları ülkeye ait yerel bir telefon numaralarından aranıyormuş gibi gösteriliyor. Aranan kişilere, kurulan şirketin gerçek unvanı yerine, İsrailli baronların belli aralıklarla değiştirdiği platformların isimleri veriliyor. Bu platformlar şikayetler üzerine dolandırıcılıkla ilişkilendirilince, Güney Afrika gibi ülkelerden para karşılığı alınıp düzmece lisans temin edilen platformlara geçiliyor.
SAHTE KAZANÇ GÖRÜNTÜLERİ
Yatırım yapmaya ikna edilen mağdurların sisteme daha fazla para yatırması için, yatırımların değer kazandığına ilişkin sahte görüntüler oluşturuluyor. Sistem arayüzünde farklı finansal varlıklara kaldıraçlı yatırım yapılıyormuş gibi görülse de gerçekte herhangi bir alım-satım gerçekleştirilmiyor. İlk aşamada hesaptan para çekimine izin verilirken, mağdurdan alınabilecek para optimum seviyeye ulaştığında para çekimi kapatılıyor.
2 YILDA KİRA VE MAAŞA 13 MİLYAR TL
Avrupa, Uzak Doğu ve Afrika’da olmak üzere birçok ülkeyi hedef alan yapılanmanın, 2 yıl içerisinde yalnızca ofis giderleri ve maaş ödemeleri olduğu değerlendirilen işlemlerde 13 milyar TL hacme ulaştığı belirlendi. 31 şirkete ait 42 çağrı merkezi ile 239 şüpheliye yönelik, Interpol birimlerinin de katılımıyla İstanbul ve Muğla'da eş zamanlı operasyon düzenlendi. Çağrı merkezlerine baskınlar gerçekleştirilirken, 175 şüpheli yakalandı.
ÇALIŞANLARI YALAN MAKİNESİYLE SEÇİYORLAR
Şebekenin çalışma sistemi, İsrailli dolandırıcılık baronlarının farklı ülkelerde operasyonu yönetecek kişiyi belirlemesiyle başlıyor. Bu kişi, bulunduğu ülkede şirket kurulumu, abonelik, insan kaynakları ve muhasebe gibi süreçleri yürütüyor. Ardından genellikle yabancı şahıslar adına paravan çağrı merkezi şirketleri kuruluyor. Farklı dilleri bilen çalışanlar için ilanlar veriliyor ve işe alınanlar bir haftalık eğitim görüyor. Çalışanlara kod ad verilirken, göreve başlamadan önce yalan makinesi testi uygulanıyor. Merkezlerde sıkı güvenlik önlemleri uygulanıyor. Çalışanların ofise telefonla girmesine izin verilmiyor. Ofislerde İbranice konuşmak da yasaklanırken, seslerin dışarıdan duyulmaması için sürekli yüksek sesli müzik çalınıyor.
TEK KURAL VAR: İSRAİLLİLERİ DOLANDIRMAYIN
Sistem kapsamında uygulanan en katı kurallardan birisi, İsrail vatandaşlarının dolandırılmaması. Buna göre, İsrailli dolandırıcılık baronları, yönettikleri şebekelere İsrail vatandaşlarının hedef alınmaması konusunda katı talimatlar veriyor. Avrupa, Asya ve Afrika ülkelerinin vatandaşlarını hedef alan şebekenin, milyarlarca dolarlık suç gelirini kripto piyasalar ve soğuk cüzdanlar üzerinden İsrail’e aktardığı belirlendi. Söz konusu dolandırıcılık faaliyetlerinin, İsrailli baronlarla İsrail devleti arasında karşılıklı çıkar sağlayan bir ilişki oluşturduğu da değerlendiriliyor.