----------------------- Haberler başlangıç---------------------------
Türkiye'yi krizlere sürükleyen 28 Şubat sürecinin üzerinden tam 9 yıl geçti. Siyasi açıdan bir çöküşe neden olan 28 Şubat 1997 tarihli MGK toplantısı sonrasında yaşananlar, ekonomi açısından da en az 20 yıl gerileye neden olurken, 2001'de yaşanan ekonomik krizin de temellerini attı.
TÜRKİYE O DÖNEMDE GİDEREK KÜÇÜLDÜ
1997 yılının sonunda, büyüme hızı yüzde 8, dış borç stoku 84.9 milyar dolar, iç borç stoku 6.2 katrilyon lira, dolar kuru da 204 bin lira seviyesindeydi. Ekonomi 1998'de yüzde 3.9 büyürken, 1999'da yüzde 6.1 küçüldü; 2000'de de yine yüzde 6.1 büyürken, 2001'de yüzde 9.4 küçüldü.
1997'de 204 bin lira olan dolar 1998 sonunda 312 bin, 1999 sonunda 540 bin, 2000 sonunda 671 bin ve 2001 sonunda ise 1 milyon 400 bin liraya yükseldi. Ekonomideki bu durum istikrarsız ülke görünümünü getirdi ve Türkiye'nin uluslararası imajı sarsıldı.
İç ve dış borç stoku arttı
1.5 milyon kişinin işsiz kalmasına neden olan 28 Şubat sonrasında iç ve dış borç stoku rekor seviyeye ulaştı. 1997'de 6.2 katrilyon lira olan iç borç, 1998'de 11.6 katrilyon, 1999'da 22.9 katrilyon, 2000'de 36.4 katrilyon, 2001'de ise 122.2 katrilyon liraya ulaştı. Dış borç da aynı yıllarda 84.9 milyar dolardan 117.8 milyar dolara yükseldi. IMF'nin verdiği kredilerin üçte biri Türk hükümetleri tarafından kullanıldı.
Yolsuzluklar tIrmanIŞa geçti
1997-2002 tarihleri arasında cumhuriyet tarihinde ilk kez bir hükümet yolsuzluk (Türkbank) iddiaları nedeniyle düşürülürken, bankalar başta olmak üzere, kamu kurumlarında yapılan yolsuzluk operasyonları gündemden hiç düşmedi. Beyaz Enerji, Kasırga, Paraşüt, Balina, Kılıçbalığı, Örümcek adı verilen operasyonlarda çok sayıda siyasetçi, işadamı ve bürokrat suçlanarak yargılandı.
Encümen-İ DaniŞ'in İcraatI
28 Şubat sürecinin en önemli unsurlarından biri de, kendilerine "Encümen-i Daniş" adını veren emekli general ve büyükelçilerin oluşturduğu gruptu.
Grubun hazırladığı dosyalar bazı devlet kurumlarının verdiği brifinglere yansıyor, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de bu grupla görüşerek, önerilerini alıyordu. Grubun 1994'te hazırladığı ve toplum kesimlerini birbirine düşürmeye yönelik ayrımcılık ve "irtica" iddialarının en önemli yeri tuttuğu raporun, 3 yıl sonra 1997'den itibaren hayata geçirilen uygulamalarla paralellik göstermesi dikkat çekiyordu.
POLİTİK PSİKOLOJİ MERKEZİ
Dönemin tartışılan kurumlarından biri de Milli Güvenlik Kurulu bünyesindeki "Politik Psikoloji Merkezi"ydi. Merkezin, medya ve bürokratlara asker tarafından verilen "brifinglere" ve daha sonra ortaya çıkan 'Andıç'lara kaynaklık ettiği belirtiliyordu. Son yıllarda MGK'da yapılan değişikliklerle, tartışılan kurumların isim, görev ve yetkileri yeniden tanımlandı.