Sömürü değil yol su elektrik

Gabon, Nijer ve Senegal… Üçü de Fransa'nın eski sömürgesi ve zengin yeraltı kaynaklarına sahip. Ancak üçü de yoksul. Bu ülkelerin kaynaklarını kullanan ülkeler değil, Nijer'e can suyu olacak baraj ve yol sözü veren Türkiye'nin Afrika'ya 'emperyal' amaçla gittiğini düşünenler niyetlerini sorgulamalı.

Özlem Albayrak
Sömürü değil yol su elektrik

Tam da Başbakan'ın Gabon, Nijer ve Senegal triosundan oluşan Afrika seyahatini değerlendirmek üzere yazı başına oturmuşken, Fransa'nın Mali'nin kuzeyini işgal ettiği ve Fransa Cumhurbaşkanı Hollande'ın 'özgürlük ve demokrasi içinde yaşamak isteyen bir halkın hakları söz konusu olduğunda Fransa her zaman orada olacak' cümlesini kurduğunu öğrenmek, enteresan oldu.

Zira, Başbakan Erdoğan daha birkaç gün önce Nijer'de gazetecilerle yaptığı sohbette Nijer Cumhurbaşkanı Muhammed Yusuf'un 'Mali'ye siz katılmalısınız, Mali'deki problemi birlikte çözmeliyiz. Mali ağırlıklı olarak Müslüman, diplomatik ve siyasi ilişkiler noktasında Türkiye NATO'da var. Eğer NATO'dan herhangi bir müdahale olacaksa bunu sizin kanalınızla yapmamız lazım. Afrika Birliği'nin de işin içerisinde olması gerek' dediğini aktarmış ve 'Artık halkı müslüman olan ülkelere, müslüman olmayanların müdahil olmasına pek sıcak bakılmıyor' ifadesini kullanmıştı.

/Resim/site/nijer4511a4c6a.jpg

KAYNAKLAR ZENGİN ÜLKELER YOKSUL

Bu gelişmenin hemen ardından Fransa'nın Mali'ye müdahale etmesi, bir tür 'gözdağı' mı yoksa tesadüfi bir gelişme olarak mı değerlendirilir bilemem, bildiğim o ki, ziyaret ettiğimiz üç ülkenin de (Gabon, Nijer, Senegal) resmi dilinin Fransızca olması, Fransa'dan bağımsızlıklarını 20. yüzyılın ikinci yarısında, soğuk savaş döneminde kazanmış olması ve doğal kaynaklarının çok zengin olmasına karşın (Nijer'de uranyum, Mali'de altın, uranyum ve tuz, Gabon'da petrol kaynakları var) bu ülkelerin kişi başına düşen milli gelirde dünyanın en alt sıralarında yer alması ve deyim yerindeyse fakirlikten kırılması, hem büyük bir çelişkiye işaret ediyor hem de aslında sözkonusu yoksulluğu açıklıyor…

/Resim/site/deveyledekupe1d2aa7db.jpg

KIZIL BİR TOZ ÜLKESİ

Afrika seyahatinde görme imkanı bulabildiğimiz bu üç ülkeden Gabon ve Senegal yine yoksul ama ilk göz temasından kalan izlenimler dikkate alındığında, Nijer'den daha iyi durumda gibi gözüküyor. En azından bu ülkelerde taş üstünde taş bulunuyor. Türkiye'nin neredeyse bir buçuk katı yüzölçümüne sahip olan Nijer ise sadece kızıl bir toz ülkesi denebilecek ölçüde yoksul. Dünyanın en fakir ülkesi Nijer'de, uranyum yataklarının bulunduğu ve bu madenin hammaddesinin Fransız şirketleri tarafından çıkartılıp orada işlendikten sonra götürüldüğü bilgisi, ülkedeki dehşet yoksulluğu daha da inanılmaz kılıyor. İnsanı insanlığından utandıracak denli yoksul olan bu ülkede en büyük sorun ise susuzluk. TİKA'nın Niamey'de açtığı 50'nin üstündeki su kuyusu bile ihtiyacın büyüklüğü düşünüldüğünde yetersiz kalıyor.

SU AKAR NİJER YAPAR

Nijer'in başkenti Niamey'in ortasından akan Nijer Nehri en azından başkente hem yeşillik hem iş alanı hem de biraz bereket getirmeye aday gibi durmasına rağmen sinek üretmek dışında neredeyse hiçbir işe yaramıyor. Başbakan Erdoğan, basın toplantısında, 'Su akar, Türk bakar' diye bir söz vardır, bunun 'su akar, Türk yapar' olarak değişmesini öneriyorum' diyor ve bunun Nijer için de geçerli olması isteyip altını 'Su akar, Nijer yapar' cümlesiyle çiziyor. Nehir üzerinde baraj inşaatı için Eximbank kredisi yoluyla Türk şirketlerin teşvik edileceğini ifade ediyor.

VEBALİ DÜNYANIN ÜSTÜNE

Nijer'in Ticaret Odası Başkanı ise yaptığı akil konuşmada, mealen yabancıların artık Afrika'ya sömürmek için gelmelerini istemediklerini belirtiyor, Başbakan Erdoğan da, Türkiye'nin niyeti ve amacının Afrika'yı sömürmek olmadığını, amaçlarının karşılıklı ekonomik, siyasal ve kültürel ilişkileri geliştirmek olduğunu özellikle belirtiyor. Dünyada bu derece yoksul bir ülkenin bulunmasının vebalinin dünyanın geri kalanının üstünde olduğunu düşünerek Nijer'den ayrılıyoruz.

KÖLELİĞİN UTANÇ ANITI

Senegal'e vardığımızda ise görece daha iyi şartlarda bir ülkeyle karşılaşıyoruz. Biraz olsun içimiz açılıyor, kararan kalbimiz ağarıyor, desek yeri. Ancak burada da, Dakar'ın 300 metre açıklarındaki Goree Adası'nı ziyaret etmek, yüreğimizi burkuyor. Zira bu ada, 19. yüzyılda köle ticareti için kullanılmış, şimdi ise bir turizm merkezi olarak tüm dünyaya köle ticaretinin dehşetini gösteriyor. Oysa heyette, 'Avrupa medeniyetini eleştiriyoruz ama hak ve hukuku, demokrasiyi de onlar icat etti, kendi ayıplarımıza bakalım' diye düşünenler mevcut. Türkiye'de de, Başbakanı'nın Afrika seyahatini bu niyetle yorumlayanlar mevcut. TC'nin ve onun öncülü Osmanlı'yı eleştirme hakkımız sonuna kadar hakkımız…Yapalım da…

/Resim/site/nijer1543fa371f.jpg

KOLONYALİZM SONA ERDİ YAŞASIN YENİ-KOLONYALİZM

Ama, 'Avrupa bıraktı bu işleri, medeniyetin kalbi orada atıyor' demek, post-kolonyalizm olgusundan haberdar olmamak anlamına geliyor. Zira bir ülkeyi sömürmek artık, ülkeye askeri güçle girip halkı plantasyonlarda, madenlerde köle gibi çalıştırıp hammaddeyi işleyip diğer kolonilere fahiş fiyatlardan satmak anlamına gelmiyor. Yeni kolonyalizm, devletler ve multinasyonel şirketlerin parasal gücü, bunun yetmediği yerde 'demokrasi ihraç etme' gerekçesiyle, görünüşte bağımsızlıklarını kazanmış ülkelerin içine kılık değiştirerek sızmak ve göstere göstere değil, bu kez alttan alta sömürmek anlamına geliyor. Emperyalizmin üçüncü bunalımında başvurulan yeni-sömürgecilikte, kolonilerin fabrikaları, yolları ve benzeri bazı ihtiyaçları göz boyamak amacıyla dahi olsa inşa edilir, yapılır. Oysa Gabon ve Senegal'e hele hele Nijer'e böylesi bir borç bile hissedilmemiş. Ülkede taş üstünde taş bulunmuyor.

NİYETLER SORGULANMALI

Tam da bu nedenle Türkiye Başbakanı'nın Nijer'in Başkenti Niamey'i kuzeydeki İstanbulewa'ya bağlayacak yol inşaatında Nijer yönetimine yardım sözü vermesi önemli. Tam da bu nedenle, Nijer Nehri üzerinde, müteahhite kazanç getirip getirmeyeceği şüpheli olan barajın inşaatı için Türk girişimcileri neredeyse zorlaması değerli. Tam da bu nedenle, Türkiye'nin Orta Afrika'ya emperyal amaçlarla gittiği düşüncesinde diretenlerin niyetlerini sorgulaması gerekiyor…