Geçen yılı yüzde 50 büyüme ile tamamlayan Papağan Kuruyemiş'in bu yıl da hedefinde yüzde 50 oranında büyüme var. 30 milyon lira cirosu olan firma, 2011'de cirosunu 40 milyon liranın üstüne çıkarmayı planlıyor. Firmanın İstanbul Bağcılar'da bulunan merkezinde görüştüğümüz Papağan Kuyemiş Yönetim Kurulu Başkanı Kani Emekçi, sağlıklı atıştırmalık ürünlerle paketli kuruyemiş pazarına farklı bir boyut kazandıran Papağan'ı ilk 3'te gördüklerini belirtti. Emekçi, en çok da yeterli tarım alanlarına sahip Türkiye'de bazı ürünlerin ithal edilmesinden dolayı rahatsız. Bu konuda hayli sitemkar olan Kani Emekçi, "Ceviz ve bademi yurtdışından alıyoruz. Malum bizim buralarda ceviz ağaçlarını mobilya yapıyorlar" diyor.
Papağan Kuruyemiş, Çorlu'da faaliyet gösteren fabrikasında aylık 3,5 milyon adet üretim yapıyor. Ürünlerini 50 bin noktada satışa çıkaran firmanın yetkilileri, günlük olarak her bir noktaya uğruyor ve ürünlerin kontrolünü yapıyor. "1 yıllık ürünümüz yok. En fazla 6 aylık ürünlerimiz var. Müşteri de artık bilinçli tüketiyor. Biz müşterinin isteğine göre üretim yapıyoruz" diyen Kani Emekçi ile şirketin bugününü ve gelecek hedeflerini konuştuk.
Şirketinizden kısaca bahseder misiniz?
Emekçioğlu Grubu bünyesinde faaliyet gösteren şirket olarak Çorlu'da 40 bin metrekare açık ve 9 bin 500 metrekare kapalı alana sahip alanda üretim yapıyoruz. Üretimimizin tamamı orada yapılıyor. Ay çekirdeğinden, fındığa, fıstıktan, kuru üzüme, fındıktan, kabak çekirdeğine kadar çeşitli kuruyemişleri paketlenmiş olarak sunuyoruz. Toplam 32 çeşit ürünümüz var. Pazarda kendimizi ilk üçte görüyoruz.
2011 yılından beklentiniz nedir? Ne kadarlık bir büyüme öngörüyorsunuz?
2011'de tıpkı geçen yıl olduğu gibi yüzde 50'lik bir büyüme öngörüyoruz. Ciromuzu 40 milyon liranın üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Belarus, Türkmenistan, Romanya ve Dubai gibi ülkelerde geçen yıl fuarlara katıldık. Bu fuarların çok faydasını gördük. 2011'de de bu tür fuarlara katılmayı planlıyoruz. Ar-Ge çalışmalarımız devam ediyor. Yeni ürünler için çalışıyoruz.
Yeni ürün ve mevcut yatırımlarınız konusunda bilgi verir misiniz?
Zaten geçen yıl daha çok araç ve makine parkuruna yatırım yaptık. Biliyorsunuz ay çekirdeği paketlerine çöp poşeti eklemiştik. Bu poşetin dünyada sadece Papağan'da patenti var. Bu uygulamayla çevre kirliliği oluşmasını önlemeye çalıştık.Gıda Zirvesi'nde de bu uygulamayla Çevreye Duyarlı Ambalaj ödülünü aldık. Bunun yanı sıra, çekirdekli kuru üzümü pakete soktuk.
Bir de çekirdekli kuru üzümü paketlediniz...
Türkiye'de çekirdekli siyah üzümü ilk kez paketli olarak Papağan tüketiciyle buluşturdu. Bütün bunların yanında, bir de paketlerimize 'keeper' ekledik. Bitmeyen kuruyemişlerin paketini keeper ile yapıştırıp saklayabiliyorsunuz. Böylece daha sonra yeniden taze yenilebiliyor. Popocorn, krokan ve çekirdeğin daha tuzluğsunu çıkardık. Yeni ürünlere bir de acılı çekirdek ekledik. 50 olan bayi sayısını 69'a çıkardık. 170 adet aracımız vardı, araç sayımızı da 30 adet artırdık.
Pazarın potansiyeli nedir?
Yaklaşık 450 milyon liralık bir paketli kuruyemiş pazarı var. Toplam kuruyemiş tüketim cirosu 3 milyar lirayı buluyor. Yüzde 40'lık bir satışla en çok ay çekirdeği tüketiliyor. Yani yılda ortalama 80-100 bin ton çekirdek yiyoruz. Risksiz bir ürün ancak bu noktada önemli olan devamlılığını sağlamak tabii.
2010 yılını şirketiniz açısından değerlendirdiğinizde ortaya nasıl bir tablo çıkıyor?
2010 yılını yüzde 50 büyüme ile kapattık. Ayrıca geçen yıl 5 milyon paket olan fabrika kapasitesine 2 milyon adet ay çekirdeği kapasitesi ekledik. Şu anda Çorlu fabrikasında 7 milyon adet kapasitemiz var. Üreti-mimiz ise 3,5 milyon adet.
Tüketiciye kurutulmuş siyah üzümü paketli olarak sundunuz. Böylece sağlık açısından da farklı bir ürün ortaya çıkardınız. Bir anlamda, kuruyemiş sektörü ve Papağan, obezite kaygısıyla kurutulmuş meyveye döndü diyebilir miyiz?
Açıkçası o daha farklı bir konsept. Kuru meyvenin pakete girmesi kuruyemiş satışlarımızı etkilemedi. Tüketici de artık bilinçli tüketiyor. Mesela siyah üzüm sağlığa uygun olması nedeniyle çok fazla tüketiliyor. Bunun yanında, 'Papağan Fit' var. Kuruyemiş ve kurumeyvelerin karışımı, o da çok fazla tüketilen ürünlerimiz arasında. Çalışanlar bu tür ürünleri yoğun iş temposunda akşam üzeri tüketebiliyorlar. Tüketici sağlık açısından bu ürünleri satın alıyor.
İhracat faaliyetleriniz ne durumda? Hangi ülkelere ihracat yapıyorsunuz?
İhracatımız her geçen gün artıyor. 2009'da 8 ülkeye ihracatımız vardı. 2010 yılında bu 16 ülke oldu. Avrupa'ya çekirdek, fındık satıyoruz. Almanya, İsviçre, Azerbaycan, Romanya, Arnavutluk, Macaristan, Kosova, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri ve Amerika'ya birçok ürün gönderiyoruz. İhracatımız geçen yıl 1,5 milyon dolardı, bu yıl 3 milyon dolar hedefliyoruz. İthalat faaliyelerimiz ise, ABD'den badem alıyoruz. Özbekistan'dan ceviz alıyoruz. Malum bizim buralarda ceviz ve badem ağaçlarını mobilya yapıyorlar. Bunun yanında, Nijerya'dan kaju alıyoruz. Bulgaristan'dan kabak çekirdeği alıyoruz.
Biraz da Ar-Ge çalışmalarınızdan bahsedelim
Ar-Ge çalışmalarımız müşteri memnuniyetine göre devam ediyor. Biz daha çok müşteri ne ister ona bakıyoruz. Ay çekirdeklerine eklediğimiz poşetler çeşitli tüketici ödülleri aldı. Ayrıca Türk Standartları Enstitüsü'nden de ambalaj tasarım ödülüne layık görüldü.
Papağan Kuruyemiş, krokanlarıyla da enerji yüklü seçenekler sunuyor. Krokan kelimesi, Fransızca'da çıtır çıtır ya da gevrek gibi anlamlara gelen croquant kelimesinden geliyor. Şeker ve kuruyemişlerle hazırlanan ve tüm dünyada sevilerek tüketilen krokanlar, en çıtır haliyle ve Papağan farkıyla tüketiciyle buluşuyor. Şirket, bu kategoride yerfıstıklı, antepfıstıklı ve fındıklı olmak üzere 3 çeşit krokanı, 50 gramlık ambalajlarda sunuyor. Krokanlar; şeker, birinci sınıf kuruyemişler ve en yeni teknolojinin kullanımıyla yapılarak, Türk tüketicinin damak tadına uygun şekilde hazırlanıyor.Gün içinde zindelik arayan, enerjiye ihtiyaç duyan, keyifli bir atıştırmalık isteyenler için Papağan'ın krokan seçenekleri, zincir marketlerinin yanı sıra yurt çapına yayılmış çeşitli satış ve perakende noktalarında tüketicilerle buluşuyor.