B
AŞKAN:
Teşekkür ediyorum Sayın Oğuz. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Önergeyi kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. İkinci önergeyi okutuyorum: "Ek Madde 3.: Anayasanın 24'üncü maddesine göre, devletin gözetim ve denetimi altında yapılan din ve ahlak eğitim ve öğretimi gereğince ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan ve zorunlu dersler arasında yer alan din kültürü ve ahlak öğretimi dışında, 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ile öngörülen gözetim ve denetim altında Kur'an-ı Kerim ve meal dersleri ilk ve ortaöğretim çerçevesinde okullarda verilir. Diyanet İşleri Başkanlığınca, cami ve Kur'an kurslarında, tatillerde açılan Kur'an kursları için yaş sınırı aranmaz. Hafızlık eğitimi, kız ve erkek öğrenciler için velilerin isteği üzerine Diyanet İşleri Başkanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığının belirlediği ve ilköğretim müfredatının uygulandığı kurumlarınca uygun görülen mekânlarda ilköğretimin süresi içerisinde yaptırılır."
BAŞKAN: Komisyon önergeye katılıyor mu efendim?
MİLLİ EĞİTİM KOMİSYONU BAŞKANI ABDURRAHMAN KÜÇÜK: Katılmıyoruz.
BAŞKAN: Hükümet?
KÜLTÜR BAKANI TALAY: Katılmıyoruz
BAŞKAN: Sayın Uzunkaya, Buyurun.
MUSA UZUNKAYA (Samsun): Değerli Başkan, çok değerli arkadaşlar; tabiî, bizim yasa değişikliği önergemiz, bu yasa tasarısıyla gelmesinden endişe ettiğimiz, az önce de verilen bir değişiklik önergesiyle, yaz kursları hariç, hafızlık ve diğer Kur'an kursları dahil, 15 yaşından küçük olan çocukların, belki bu yasanın çıktığı bugünden itibaren, ellerinde Kur'an alfabesi, Kur'an cüzü, Elif cüzü dediğimiz veya Kur'an-ı Hakîm'i taşıyan çocukların, âdeta -tabirimi lütfen kabul buyurun: elinde silah taşıyormuşçasına suçlu telakki edileceği endişemizdendir; çünkü, 75 yıllık cumhuriyet tarihinde ilk defa kanunla belli yaşın altındaki çocukların Kur'an okuması yasaklanmaktadır bu yasa tasarısıyla. Korkunç bir tehlike var burada. Biz, bu önerimizle, Millî Eğitim Bakanlığı nezdinde eğitim yapan tüm kurumlarda çocuklarımıza Kur'an dersini, pedagojik formasyonu olan öğretmenlerimizin vermesini talep ediyoruz.
Keza, az önce de arz etmiştim; hafızlık, Türkiye'nin en önemli meselesidir ve Diyanet'in, bugün yılda 2.000 civaında yapılmakta olan yeni cami, 2.000-2.500 civarında, emeklilik, ölüm ve kurum değişiklikleri sonucu boşalan kadrolarının, hafızı Kur'an, ehli Kur'an dediğimiz insanlarla doldurulabilmesi açısından da, Kur'an eğitiminin, hafızlık eğitiminin, mutlaka, Diyanet İşleri Başkanlığınca aksatılmadan yürütülmesi gerekmektedir.
Açıkça ve net olarak ilan ediyor ve söylüyorum: Hükümet, 15 yaşından küçüklere, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Kur'an kurslarında, kesinlikle, okutulma, eğitim görmesini yasaklayan bir kanunu, bir tehlikeli yasayı, cumhuriyet tarihinde ilk defa -söylüyorum: kanunla yasaklanan bir Kur'an eğitimi yasasını bugün buradan geçirme sıkıntısıyla bu milleti karşı karşıya getirmiştir.
MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir): Yalan söylüyorsun.
MUSA UZUNKAYA: Değerli arkadaşlar, evet, hadise budur. Sadece, burada, şimdi neredeyse ecel gösterilmiş, sıtmaya razı edilme mücadelesi ediliyor. Nedir bu; 12 yaşına kadar yaz kurslarına müsaade veya yaz kursları 12 yaşından sonra, hafızlık eğitimi de 15 yaşından sonra, Allah aşkına soruyorum: Hangi hafız, 15 yaşından sonra hafız olarak yetişmiştir? Açıkça ilan ediniz. Deyiniz ki, bu memlekette Kur'an eğitimini, 18 yaşından sonra, kanunî reşit olma yaşından sonra okuyabilir, isteyen evinde okursa. Açık olarak bir şeyi daha ifade edeyim. Acaba, bir baskı mı var, bir talep mi var, gerçekten anlayamadım. Yukarıda bunlar tartışıldı. Bu kadar tehlikeli bir gidişe bu ortakları zorlayan ciddi bir sıkıntı varsa söyleyin, bu yasayı durdurarak önce o meseleyi görüşelim.
BAŞKAN: Teşekkür ediyorum Sayın Uzunkaya. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi okutuyorum:
"İlk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri dışında Kur'an-ı Kerim ve mealini öğrenmek, hafızlık yapmak ve dinî bilgiler almak isteyenlerden ilköğretimi bitirenler için, Diyanet İşleri Başkanlığı'nca Kur'an kursları açılır. Bu kurslardaki din eğitim ve öğretimi, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcilerinin talebine bağlıdır Ayrıca, ilköğretimin 5'inci sınıfını bitirenler için, tatillerde ve Millî Eğitim Bakanlığı'nın denetim ve gözetiminde, yaz Kur'an kursları açılır."
BAŞKAN: Komisyon önergeye katılıyor mu efendim?
KOMİSYON BAŞKANI ABDURRAHMAN KÜÇÜK: Katılıyoruz.
BAŞKAN: Hükümet?..
Katılıyoruz.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı.)
BAŞKAN: Değerli milletvekilleri, karar yetersayısı vardır; önerge kabul edilmiştir.
AHMET ÇAKAR: Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanuna Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Tasarısının 1'inci maddesine bir ek madde, bugün, kurulumuzda iktidar ve muhalefet partilerinin görüşleriyle ortaya konulan farklı üsluplarla anlaşılmaya ve idrak edilmeye çalışılıyor. Bugün, çok önemli bir gün yaşıyoruz kanaatindeyim. Allah'ın binası olarak addettiğimiz gönüllerimizi kırmadan meseleyi tezekkür etmek, ifade etmek ve konuşmak yerine, ben güzelim sen çirkinsin üslubuyla, yüce milletimizin en hassas olduğu konuda, meseleyi biraz da sıkıntıya sokuyoruz.
Türk milleti İslam'la müşerref olduğu günden bugüne, Kur'an'ın hayata hâkim olması için nizamlı devletler kurmuş yüce bir millettir. Kur'an'ın üzerinde hiç kimsenin tartışmaya hakkı yoktur. Allah'ın ilmi olan, zamanlara ve mekânlara hükmeden Kur'an'ın üzerinde hiç kimsenin tartışmaya hakkı yoktur. Lakin, onun eğitimi ve öğretimi hususunda, toplum hayatına tatbiki hususunda, fert bazında, toplum bazında ve devlet bazında meselenin özümlenmesi, anlaşılması, idrak edilmesi ve hayata tatbiki hususunda, bir milletin var olma ve yaşama hakkı adına, bunu istismar edenler ile bunu savunanların tarzları farklı olabilir. Bu içinden geçtiğimiz hassas günlerde, meseleye bu açıdan bakarak, bu ek 3'üncü maddeyi yorumlamak ve konuşmak mecburiyetindeyiz.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, İslam'ın mükellefiyetini omuzlarında taşımış ve cihana nam salmış olan Büyük Osmanlı İmparatorluğu'nun Birinci Cihan Harbi'nde mağlup ettirilmesinden veya öyle sayılmasından sonra kurulmuş; ama, millet varlığı üzerine, millî varlık üzerine kurulmuş olan -Selçuklu'nun, Osmanlı'nın devamı olan- Türk'ün devletidir.
Bir yanda laiklik adına din düşmanlığı, bir yanda da laiklik düşmanlığı adına din istismarıyla, Türk milleti baskı altına alınmak istenilmiştir. Bu ikilem içerisinde Türkiye, 28 Şubat'a gelmiştir ve sonra da bugüne gelmiştir.
Netice itibariyle, bu ek 3'üncü madde, hafızlık konusunda millî eğitimin birlik esasına göre, eğitimi bitirenler, ilköğretimi bitirenler için bir madde var; ama, bir altında da "ilkokulu bitirenler için de yaz kursları açılır" diyor. (FP ve DYP sıralarından "beşinci sınıf..." sesleri) Özür dilerim... Beşinci sınıfı bitirenler için. ve bu maddeyle, yukarıdaki sıkışıklık aşağıda rahatlatılıyor.
Bakınız, sekiz yıllık zorunlu kesintisiz eğitim, Refahyol Hükümeti zamanında 15'inci Millî Eğitim Şûrâsı'nda kabul edilmiştir. Başbakan Sayın Necmettin Erbakan'dır, Yardımcısı Sayın Çiller'dir. Bu tarihte kabul edilen, bu eğitim sisteminde olmayanı, bugün oldurmaya çalışıyorsak, burada hep birlikte kol kola girmeli ve bu maddeyi alkışlamalıyız. Daha iyisini yapmak istiyorsak da, birbirimizi anlayarak, bütünleşmeyi kendimize şiar ederek, ancak daha iyisini yapabiliriz.
BAŞKAN- Sayın Çakar, sizin sürenize de 1 dakika ilave ettim efendim.
Buyurun.
AHMET ÇAKAR (Devamla)- Teşekkür ediyorum. 1 dakikayı da kullanmak istemiyorum. Böylece, yüce heyetinize saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum.
BAŞKAN- Teşekkür ederim.
ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas)- Sayın Başkan, sayın hatip 54'üncü Refahyol Hükümeti döneminde diye bir şûrâdan bahsetmiştir. Yapılan isnat doğru değildir, yanlıştır; 69'uncu maddeye göre düzeltme talep ediyorum.
BAŞKAN- Efendim, Refahyol döneminden bahsetti; Sayın Şener'den bahsettiğini duymadım.
ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas)- Ama, o kabinede ben bakanım.
BAŞKAN- Efendim, bu talebinize, 69'uncu madde çerçevesinde söz vermem mümkün değil.
ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas)- Niçin Sayın Başkan?.. Niçin Sayın Başkan?..
BAŞKAN- Lütfen Sayın Şener...
ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas)- Sayın Başkan, verilen bilgi yanlış,. İçinde bulunduğum hükümetle ilgili olarak yapılan isnat yanlış. Bunu düzeltme hakkı elbette...
BAŞKAN- Peki efendim, ifade ettiniz. Genel Kurul da zannediyorum tatmin oldu..
ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas)- Tatmin olmadı Sayın Başkan.... Sayın Başkan, bir dakika...
ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas)- Sayın Başkan, kürsüden söz vermeyeceğiniz anlaşılıyor; ama yerimden düzeltmek istiyorum.
BAŞKAN- Buyurun efendim.
ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas)- 15'inci Eğitim Şûrâsı, Refahyol döneminde vuku bulmamıştır. Bu, daha önceki hükümetler döneminde vuku bulmuş bir şûrâdır. Üstelik Millî Eğitim Şûrâları, hükümete bağlayıcı kararlar getirmez. Bunlar, danışma niteliğinde görüşler getirirler. Bizim, sayın parti sözcüleriyle anlaşamadığımız nokta da budur. Onlar istişarî bütün kurulları bağlayıcı görüyorlar, Anayasa'daki yerine oturtturmuyorlar. Arzederim.
BAŞKAN- Teşekkür ediyorum Sayın Şener.
SAFFET ARIKAN BEDÜK: Sayın Başkan...
BAŞKAN- Buyurun.
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara)- Sayın Başkan, sayın sözcü Doğru Yol Partisi'nde içerisine alacak şekilde, yanlış anlamaya neden olacak bir açıklamada bulunmuştur. Doğru Yol Partisi zamanında sekiz yıllık zorunlu eğitimden yana olmuştur; doğrudur. Ancak, Doğru Yol Partisi, sekiz yıllık zorunlu eğitimin kesintisiz olanına karşı çıkmıştır. Biz, sekiz yıllık kesintisiz ilköğretimden yana değiliz, ona karşıyız; ama, sekiz yıllık zorunlu ilköğretim yapılmasından ve yönlendirmeden yanayız.
BAŞKAN- Teşekkür ediyorum Sayın Bedük.
Doğru Yol Partisi Grubu adına Sayın Nevzat Ercan; buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar) Konuşma süreniz 10 dakika efendim.
------- Geri OKU ------------------ ------------------------- -------------------------