İstanbul- RTÜK yasası izin vermemesine rağmen medya kuruluşlarında yüzde 10'dan fazla hisseye sahip olan şirketlerin enerji dağıtım ihalelerine alınmasıyla başlayan hukuksuzlukla ilgili tartışmalar sürüyor. Danıştay 10. Dairesi'nin ihalelere giren söz konusu şirketlerin medyadaki yüzde 10'dan fazla olan hisselerini göz önünde tutarak ihaleleri iptal edilmesinden sonra Danıştay'ın bir üst kurulu tarafından bu kararın neden bozulduğu hala anlaşılamadı. Anasol-D döneminde daha Danıştay onayı olmadan 5 ihaleyi onaylayan dönemin Enerji Bakanı Cumhur Ersümer'in Milliyetçi Anasol hükümetinde yine Enerji Bakanlığı'na gelmesi tedirginliğe yol açtı. İhalelerin iptalini isteyen sivil toplum örgütleri, ihalelerde göz göre göre kanunların çiğnendiğine dikkat çekerek, ihale sözleşmelerinin dahi kendilerinden saklandığını söylediler. Bu arada devlet, enerji dağıtımının 30 yıllık devri ile 2.680 milyar dolar gelir hedeflerken TEDAŞ'ın 30 yıllık karının sadece 15 milyar dolar olacağı saptandı. Yaklaşık 2 yıldır tam anlamıyla "kapalı kutu" olan enerji dağıtım ihaleleriyle ilgili ne tür gelişmeler yaşandığı merak konusu oldu. Yasaların izin vermemesine rağmen medya kuruluşlarında yüzde 10'dan fazla hisseye sahip olan Doğan Holding, İhlas Holding, Park Holding, Avrupa Amerika Holding gibi şirketlerin ihaleye alındığı enerji dağıtım ihalelerinde yaşanan hukuksuzluğun bugüne kadar hiç bir ihalede yaşanmadığı belirtildi.
Danıştay'ın çelişkisi
İhalalerde yaşanan usülsüzlüklerin su yüzüne çıkmasıyla birlikte ihalelerle ilgili olarak açılan iptal davalarını yerinde bulan ve ihaleleri iptal eden Danıştay 10. Dairesi'nin bu kararından kısa bir süre sonra Danıştay Üst Kurulu'nun bu kararı bazması çelişkilere neden oldu. Danıştay 10. Dairesi'nin aldığı kararda, ihaleye giren şirketlerin medya kuruluşlarında yüzde 10'dan fazla hisseye sahip oldukları saptanmış, hatta Doğan Grubu'nun ihale sonrası hisselerini yüzde 10'dan aşağı çektiği belirlenmişti. İhalelerle ilgili bütün bu usülsüzlüklerin saptanmasına rağmen, Danıştay Üst Kurulu'nun neden ihalelerin iptal kararlarını bozduğu sorusu ise hala açıklık kazanmadı.
Kaymağı patronlar yiyecek
Öte yandan, enerji dağıtım ihalelerinin devlete getireceği ekonomik yük de oldukça büyük boyutlarda. Devlet, enerji dağıtımının 30 yıllık devri ile 2.680 milyar dolar gelir hedeflerken TEDAŞ'ın 30 yıllık karının sadece 15 milyar dolar olacağı saptandı. Devletin çok büyük bir gelir kaynağını özel şirketlere hem de şaibeli bir şekilde vermesi şiddetle eleştirilirken, dağıtım ihalelerini alan şirketlerin elktriğin frekansını düşürmek suretiyle karlarını daha da artıracağı belirtildi.
Bakan güven vermiyor
Bu arada, Anasol-D hükümeti döneminde enerji ihalelerinin iptali isteminin Danıştay'da görüşüldüğü günlerde dönemin Enerji Bakanı Cumhur Ersümer'in giderayak 5 medya şirketinin girdiği ihaleleri onay vermesiyle başlayan tartışmalar da devam ediyor. Ersümer'in yeni kurulan hükümette de Enerji Bakanlığı'na getirilmesi "ihaleler artık bitmiştir. İsteyen istediği yeri aldı" yorumlarının yapılmasına neden oldu.
Enerji ihalelerinin iptali için Danıştay'a dava açan sivil toplum örgütleri bakan Ersümer'in daha önceki icraatlarının bugüne ışık tuttuğuna dikkat çekerek, "Bakan diyet borcunu ödeyecektir" dediler. İhale edilen enerji santrallerinde örgütlü bulunan Tes-İş Sendikası İstanbul 1 No'lu Şube Başkanı Hasan Tahsin Zengin, şu anda ihalelerin ne aşamada olduklarını bilmediklerini belirterek, şunları söyledi: "Dönemin Enerji Bakanı şu anda yine aynı yerde bakanlık yapıyor. Daha Danıştay onay vermeden ihaleleri onaylayan sayın bakının bugünkü tavrının geçmişten farklı olmayacaktır. Bakan bazı çevrelere olan diyet borcunu ödeyecektir. Bütün bunların yanısıra ihale sözleşmelerinin bir sır gibi saklanması konuyu büsbütün çelişkili hale getirmiştir. Biz bu dönemde ihalelerin iptali için bütün milletvekillerine mektup gönderdik. Herkesin hassasiyet göstermesini istiyoruz."