Milli İstihbarat Akademisi (MİA) tarafından hazırlanan “Dünya Siyasetinde Teknopolitik Düzen Tartışmaları ve Türkiye” başlıklı rapor, yapay zekâ ve ona bağlı teknolojiler etrafındaki rekabetin artık yalnızca algoritma, çip ve veri meselesi olmadığını ortaya koydu. Raporda, mücadelenin devletin yapısını, piyasanın gücünü, ekonomik ve toplumsal sınıfları, kültürler arasındaki ilişkileri ve insanın varlık düzenindeki konumunu doğrudan etkileyen kapsamlı bir teknoloji üzerinden yürütülen güç ve nüfuz mücadelesine dönüştüğü vurgulandı.
Kapasite var, yönetişim eksik
Savunma sanayisindeki teknolojik birikim, kamu ile özel sektör arasındaki koordinasyon ve genç, nitelikli insan kaynağı Türkiye’nin güçlü yönleri arasında gösterildi. Buna karşılık veri yönetişimindeki dağınık yapı, kurumlar arası standart eksikliği, şeffaflık ve hesap verebilirlik açığı zayıf yönler olarak sıralandı.
Yapay zekanın karar alma süreçlerini merkezileştirici etkisi ile bölgesel güvenlik baskılarının doğurduğu aciliyetin yönetişim açığını büyütebileceği uyarısı yapıldı. Türkiye’nin önündeki temel meselenin, teknolojik kapasite birikimi ile kurumsal olgunlaşmayı aynı stratejik akıl içerisinde eş zamanlı ilerletmek olduğu kaydedildi.
Kolluk ve yargı için ayrı rejim
Kamudaki yapay zekâ uygulamalarının düşük, orta ve yüksek riskli kullanım alanlarına ayrılması önerildi. Kolluk faaliyetleri, biyometrik ve gözetim sistemleri, yargısal süreçler ile temel hakları etkileyen otomatik karar mekanizmalarının ayrı ve daha sıkı bir hukuki rejime tabi tutulması istendi. Yüksek riskli sistemlerin kullanılmasından önce veri kalitesi, ön yargı, hata ihtimali, insan denetimi, itiraz yolları ve toplumsal etkiler bakımından zorunlu değerlendirme yapılması gerektiği kaydedildi. Biyometrik sistemlerin kullanım amacı, süresi, denetim biçimi ve başvuru yollarının kanunla belirlenmesi önerildi.
İnsan denetimi, kararların nasıl alındığının anlaşılabilmesi, kayıt tutma, veri kalitesi, sorumluluk zinciri ve vatandaşın başvuru hakkının bütün kamu kurumları için asgari standart hâline getirilmesi istendi. Kural koyucu, sistemi kullanan ve denetleyen yapıların birbirinden ayrılması, aynı kurumun geliştirdiği sistemi hem kullanmasının hem de denetlemesinin önüne geçilmesi gerektiği belirtildi.
Türkçe temel model ve ortak altyapı
Kamu kurumları, üniversiteler ve yerli teknoloji şirketlerinin yararlanabileceği yüksek başarımlı hesaplama altyapıları, nitelikli veri havuzları, güvenli test ortamları ve Türkçe odaklı temel modeller geliştirilmesi önerildi. Dağınık ve mükerrer yatırımlar yerine ortak kullanıma dayalı ulusal altyapı kurulmasının yabancı model, bulut ve işlemci sağlayıcılarına bağımlılığı azaltacağı ifade edildi.
Kritik yapay zekâ yatırımlarının yalnızca maliyet ve performans üzerinden değerlendirilmemesi gerektiği vurgulandı. Tedarik kesintisi, yaptırım riski, veri egemenliği, dışa bağımlılık ve stratejik özerklik üzerindeki etkiler için ayrıca değerlendirme yapılması istendi. Kamu alımlarında model dokümantasyonu, veri kaynağı beyanı, insan onayı, olay raporlama, siber güvenlik testi, sürüm takibi ve tedarikçi şeffaflığının zorunlu tutulması önerildi. Veri standardizasyonu, anonimleştirme, amaç sınırlılığı, güvenlik ve kurumlar arası paylaşımın da ulusal çerçeveye bağlanması gerektiği belirtildi.
Yeni sınıfsal ayrımlara hazırlık
Raporda, yapay zekanın sermaye, nitelikli emek ve teknolojik altyapı sahipleri lehine yeni toplumsal sınıflar oluşturabileceği uyarısı yapıldı. Bu ihtimale karşı eğitim, gelir dağılımı, sosyal güvenlik ve istihdam politikalarının eş zamanlı güncellenmesi istendi.
Yalnızca teknik uzman yetiştirmenin yeterli olmayacağı, yapay zekanın, hukuk, etik, uluslararası ilişkiler, sosyoloji ve kamu politikasını birlikte anlayan disiplinler arası kadrolar oluşturulması gerektiği belirtildi. Kamuda yapay zekanın sistemlerini değerlendirebilen, denetleyebilen ve gerektiğinde durdurabilen uzmanlar için yeni kariyer yolları önerildi.
Üç aşamalı yol haritası
Türkiye için kısa vadede kamu kurumlarındaki yapay zekanın sistemlerinin envanterinin çıkarılması ve ortak kullanım ilkelerinin belirlenmesi, orta vadede denetim ve sertifikasyon mekanizmalarının kurulması, uzun vadede ise ulusal kamu yapay zekânın çerçevesinin oluşturulması önerildi.
Savunma sanayisinde geliştirilen veri işleme, görüntü analizi ve koordinasyon kapasitesinin kontrollü biçimde afet yönetimi, sağlık lojistiği, tarım ve kritik altyapı alanlarına aktarılması istendi. Bir kamu yapay zekânın sisteminin başarısının yalnızca hız, doğruluk ve maliyetle değil, vatandaşın sistemi anlayabilmesi, sorgulayabilmesi ve karara itiraz edebilmesiyle ölçülmesi gerektiği vurgulandı.
Ortak akılla inşa edilmeli
Raporda ayrıca Türkiye’nin özgün yaklaşımını uluslararası platformlarda kavramsallaştırarak bir dış politika anlatısına dönüştürmesi önerildi. Küresel yapay zekanın standartlarının hazırlanmasını yalnızca takip etmek yerine teknik uzmanlar, hukukçular ve politika yapıcılarla süreçlere katılması, farklı kültürel ve ahlaki geleneklerin temsil edildiği çoğulcu yönetişim mekanizmalarını savunması istendi.
Stratejik kapasite, güvenli tasarım ve toplumsal meşruiyeti bir araya getirecek yol haritasının Türkiye’yi yapay zekanın teknolojilerini yalnızca kullanan bir ülke olmaktan çıkarıp kendi doktrinini ve yönetişim modelini üreten etkin bir aktöre dönüştürebileceği değerlendirildi.