Yatırım 'İşbir'likçileri yabancı için pusuda

Almanya'da 3 bin gurbetçinin 2 milyon 700 bin lira sermaye ile temellerini attığı İşbir Holding, krize rağmen atılım içerisinde. Küresel kriz nedeniyle bir yabancı rakibi zora giren İşbir Holding, yurtdışında fabrika almak için girişimlerde bulundu

Yılmaz Yıldız
Yatırım 'İşbir'likçileri yabancı için pusuda

İşbir deyince pekçok insanın aklına yatak gelir. Ama İşbir'i İşbir yapan onun amiral gemisi İşbir Sentetik Dokuma Sanayi ve arkasında yatan ortaklık kültürü... Yaklaşık 3 bin gurbetçinin 2 milyon 700 bin lira ile 1965 senesinde Almanya'da temellerini attığı İşbir 1968'de holding oldu. Bugün sentetik dokuma, sünger, yatak ve gözlük camı alanlarında 7 şirket ve toplam 4 bin kişilik istihdamı ülkemizin önemli kuruluşlarından biri konumunda. Küçük tasarrufların birleştirilerek yatırıma dönüştürülmesinin en güzel örneklerinden olan İşbir Holding'in Yönetim Kurulu Başkanı Osman Atay Kuzucuoğlu ile Ankara'daki şirket ofisinde görüştük...

Şirketin kuruluşuna siz mi öncülük ettiniz?

Estağfirullah. Bütün arkadaşlarımızla beraber. Diğer arkadaşlarımızın büyük hizmetleri vardır. Ölen vardır, Allah rahmet eylesin. Hayatta olanlar vardır. İçimizde olmayanlar vardır.

Neden Balıkesir?

Memleket ayırmadık. Balıkesir de, Kars da Türkiye'nin bir şehri. İlk fabrikamızdı. Pazara yakın olsun dedik. İsmine de İşbir Sentetik Dokuma Sanayi dedik. Bugün bahtiyarız ki orada 2 bin 700 kişi çalışıyor. Oradan kalktık Ankara'ya geldik. 1977'de sünger fabrikamızı kurduk. 10 sene sonra da yatak fabrikasını kurduk. Ondan sonra da optik fabrikası kuruldu.

Peki başarınızın sırrı nedir? Nasıl bunca yıl birarada kaldınız?

Şöyle başardık: Birincisi; yönetim kurullarında yer alan insanlar mevzularında isim yapmış, kaliteli insanlardan teşekkül ediyordu. Devamlı şekilde bunu koruduk. Çıkanlar oldu ama onların yerine de aynı standartta kişiler koyduk. İkincisi; bütün her şeyimiz 1. günden itibaren kayıt altındadır.

Neden sentetik dokuma ile başladınız, başka iş yok muydu?

Ah bir bilsem... O zaman iyiydi bu iş. Türkiye'de ilk kuran biziz. Şimdi belki bin tane var...

Gözlük camına 1977'de girdik. Yine Türkiye'nin ilkiydi. O zaman bu işin okulu da yoktu. 10 sene zarar ettik. Şimdi en çok kâr eden şirketimizdir. Bunların hepsi işbirliğinin yanında tecrübeyle de oldu.

Yeni sektörlere de girmeyi düşünüyor musunuz?

Tabii, tabii... Kriz sırasında biz gelişmenin hesabını yaptık. Hatta yurtdışında fabrika almanın hesabını yapıyoruz. Orada kriz var. Uygun fabrikalar almaya niyet ettik. Aracı şirketler vasıtasıyla bize teklifler gelmiştir. Mesela Estonya'da yatak fabrikası zor durumda imiş satılıyor. İşimize gelirse ortaklık yaparız, satın alırız. Biz hemen fabrikayla ilgili bilgi istedik. Sahibi kimdir, bilançosu nasıldır. Şimdi o bilgileri bekliyoruz.

Ortaklığa, şirket satın almaya hazırız diyorsunuz ama size bir teklif gelse, 'İşbir'e ortak olalım' diye. Nasıl karşılarsınız?

Tabii ki açığız. Bize kâr getirecek, bizi ileriye götürecek her teklife açığız. Sonra bunun kararlarını biz vermiyoruz. Genel kurul verir, ortaklarımız verir.

Amiral geminiz hangi şirket?

Balıkesir'deki İşbir Sentetik Dokuma Sanayii. Fabrikamız, sektöründe dünyanın en büyüğü. Ciro olarak söylemiyorum. Tesisin büyüklüğü, kapasitesi itibariyle, makina parkuru olarak söylüyorum. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, bu sektörlerin öncüsü biziz. En iyi çuvalı yapan İşbir Sentetik, 100 milyon dolarlık ihracatımız var, 150 milyon dolarlık cirosu olan bir şirket. Türkiye'nin 500 büyük sanayisi arasında 376. sıradayız. Sünger fabrikası da 2. büyük 500'ün içerisinde 50. sıradadır.

Kriz sürecinde piyasayı nasıl görüyorsunuz?

Holding şiretlerini konsolide düşünürseniz krizden en az zararla çıkanlardan biri biziz. Kriz bütün dünyayı vuruyor. Tabii bizde de taleplerde, ihracatta düşüşler var. Devlet yüzde 36'lık bir talep düşüşü var diyor. Bizde ise bu oran yüzde 20'nin üzerinde.

Hükümetin tedbirlerini nasıl buluyorsunuz?

Otomobil sektörü rahatladı, beyaz eşya da rahatladı. Bize de yansıyacaktır. Bunlar iyi tedbirler. İndirimi görünce almayacak adam almaya kalkıyor.

En çok hangi ülkelere ihracat yapıyorsunuz?

Balıkesir'de üretilen torba ürünlerini Avrupa pazarına veriyoruz. Yatakta da en çok Yunanistan'a satış yapıyoruz. İsviçre, Almanya, İskandinav memleketlerinde iyiyiz. Yaylı olmayan yataklardan bahsediyoruz. Yaylı yataklarda da iyi satışlarımız var. Antalya'da bir satışçımız var. Koltuk yapıyor, yatak satıyor. Başka bir firmanın mobilya ve yataklarını satıyor. Yatak deyince müşteri İşbir alıyor diyor. Okunmuş mu, üflenmiş mi yatak deyince İşbir akla geliyor.

Yatakta 5 milyon dolar, süngerde 5 mil-yon dolarlık, gözlük camında Fransa'ya mal satıyoruz. Balıkesir'deki 100 milyon dolarlık ihracatın yüzde 75'i ihraç edilir.

Teknoloji olarak hangi noktadayız?

Temtur diye eskiden Amerika'dan gelen yataklar vardı. Şimdi aynısını biz yapıyoruz fakat fiyatımız yarı. O yüzden iyi yerdeyiz. Karamsar olmamak lazım. Adam oğluna demiş ki, "İşte Ahmet'in çocuğu kadar olamadın." Çocuk da demiş ki "Baba, onun kadar olamadım ama köylünün çoğundan iyiyim."

Biz de ülke olarak teknolojide köylünün çoğundan iyiyiz.

Geçen yıl bir fuarda, İşbir yatağına yumurta fırlatıp kırana yatağı bedava vereceğinizi söylü-yordunuz. Yumurtayı kırıp yatağı alan oldu mu?

Bizim iş havuzunun içinde yatağın payı yüzde 11'dir. Fakat halkımız İşbir'i daha çok tanıyor. Geçen yıl öyle bir şey olmuştu. Visco sünger vardır. O süngerden üretilen yataklar, fuarda öyle bir şey yapmışlardı, arkadaşlar. Sünger o kadar iyi ki yumurta atıyorsun, kırılmıyor. Hiç kimse yumurtayı kırmayı başaramadı.

Bizim rakiplerimiz Çin ve Hindistan. Kalite anlamında onlardan daha iyiyiz. Batıda işçilik pahalı olduğu için bu tür üretim yapılmıyor. İhtiyaçlarını doğu ülkelerinden karşılıyorlar. Bizim Çin'de insanlarımız vardır. Onların imalatını daha iyi yaptırmak için kontrol vazifesi görürler. Onlar bu şekilde ürettiklerini bize satarlar, biz de Avrupa'ya satarız.

Batılı ülkelerde, krizde CEO'ların maaşları, primleri tartışılıyor. Sizde durum nasıl?

Bizim holding olarak yönetim kurulumuz bin 200 lira hak huzur alır, 3 ayda bir çift maaş alır 2 bin 400 lira. Hissesi varsa kârını alır. Ayrıca bir prim olayı falan yoktur. Aklımıza bile gelmez.

Biraz da kendinizden bahseder misiniz?

1936'da Eskişehir'in Sivrihisar kazasında dünyaya gelmişim. 8 yaşında Ankara'ya gelmişim. Burada Amerikan şirketleri vardı, oralarda çalışmıştım. Ondan sonra Hollanda'ya gittim. Tercüman olarak gittim. Orada aşağı yukarı 30-40 sene çalıştık. Tabii sık sık buraya geliyorduk. İşlerimizi ayarlıyorduk. Öyle arabamız falan da yoktu. Havaalanına otobüsle gidip gelirdik. Sıkıntılar çektik fakat sıkıntı görünen bu şeyler bizim için zevkti. İnanın, 1995 senesine kadar kağıt üzerinde vardı ama maaş bile almadık. Dikkat buyurursanız biz diyorum, ben demiyorum. Güzel olan şu: İşbir ortaklağı, İşbir kültürü oluşmuş. Biz farkında olmadan. Çünkü biz bilmiyorduk...

Bir yandan tercümanlık yapıyordunuz, bir yandan da bu işi mi?

Evet ama tercümanlık bitmedi. Nereden geçineceğim.. Nasıl yaşayacağım... İşi fazla dramatize etmek istemiyorum da çok araba eskittik bu yolda. O 2 milyon 700 bin lira bir anda toplanmadı. Eskiden daha çoktu işçilerin kaldığı heİm denen yerler vardı, 100-200 kişinin kaldığı... İşçilerimiz oralarda kalıyorlardı. İşçilerimizin kaldığı o yatakhanelerde yapıyorsun. Yüzlerce kişiye konuşuyorsunuz ama bir iki kişi ortak oluyordu.