Yerli KOBi markaları özerk birleşme istiyor

BMD Başkanı Ekrem Akyiğit, yerli KOBİ markalarına değer katması ve özerkliği koruması şartıyla perakende derneklerinin birleştirilmesine yönelik çalışmaları desteklediklerini açıkladı. Yoğun rekabet nedeniyle satış fiyatlarının sabitlendiğini vurgulayan Akyiğit, 'Şimdi alırken kazanma dönemi' dedi

Şükrullah Dolu
Yerli KOBi markaları özerk birleşme istiyor

Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Ekrem Akyiğit, Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Derneği (AMPD) çatısı altında perakende sektörü derneklerinin birleşmesine yönelik çalışmaları desteklediklerini, ancak birleşmenin KOBİ markalarına değer katması ve özerkliği ortadan kaldırmaması gerektiğini vurguladı. Her derneğin ayrı bir kuruluş gerekçesi olduğuna dikkat çeken Ekrem Akyiğit'le sektörü, markası Collezione'yi ve kişisel deneyimini konuştuk:

AMPD genel kurulunda şekillendirilen sektörel birleşmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Eğer dengeler iyi korunursa, AMPD'nin bir çatı örgüt olarak konumlanması doğru bir strateji. Çünkü bizde KOBİ markaları ve KOBİ perakendecileri var. Bunlar göz ardı edilmez ve de özerk yönetilebilirse perakendenin derdini anlatmak ve kamuoyu oluşturmak anlamında doğru bir yapı olduğunu düşünüyorum. İyi yönetilemezse sıkıntı çıkabilir. Biz sadece perakendeye hizmet veren örgüt dersek bu bizi yanlış bir kulvara götürür. Özellikle KOBİ markalarına değer oluşturacak bir çalışma olursa perakende derneklerinin birleşmesini destekleriz.

Sizin kaygınız KOBİ markaları o zaman...

Evet... İlk kurulduğumuzda AVM'lerle fiyat pazarlığı yapan bir konumdaydık. Daha sonra ulusal bir dernek havasına girdik. Sonra bunu uluslar arası dernek konumuna taşıdık. Üye portföyümüzün yüzde 98-99'u hazır giyim ve ayakkabı iken bu oran şu anda yüzde 65'e düşmüş durumda. En son Turkcell gibi diğer sektörlerden de üye aldık. Mado da bize katıldı. Markalaşma yolunda ilerleyenlere iyi bir ortam sunan bir yapıya kavuşmak istiyoruz.

Son durum nedir?

Sektörün akil adamları 'Birleşelim' diye karar çıkarmak istedi, biz de 'İnceleyelim' dedik ve böyle bir görev aldık. Çünkü bizim markaların BMD'ye üye olurken bir beklentileri vardı, birleşildiğinde bunu nasıl anlatacağız ve nasıl bir fayda sağlayacağız konusu var.

Collezione olarak 2008'i nasıl kapattınız?

Lehman Brothers'ın batışından sonra bir dalga başladı ve biz hemen eyvah deyip yanlış bir politikayla indirimlere gittik. Müşteri erkenden malı bitirdi. Kışlığımız kalmamıştı, ancak hepsi birinci fiyattan satılan yaz ürünleri gitti. 2008'de Collezione olarak biz toplamda yüzde 14'lük bir büyüme yakaladık. Bir önceki yıla göre 2008'de kârlılığımızı yüzde 280 seviyesinde artırdık.

2009 nasıl gidiyor?

En iyi ürünü en düşük fiyata satmalısınız, şimdi trend bu... Yeni ekonomik ortam bu... Daha önceden yüzde 65 sezonda satılıyordu, şimdi sezonda, yani birinci fiyattan satış oranını yüzde 80'e çıkarmak istiyoruz. Buradaki bir puan, inanılmaz değişimler yapıyor. Bunun için ütün süreçlerin iyi yönetilmesi gerekiyor. 2009'da da büyümeyi sürdüreceğiz.

Kârlılık stratejinizi biraz açar mısınız?

Ürünü alırken kazanmak gerekiyor artık. Çünkü artık satılacak fiyat belli. 5 markadaki kadife ceketin fiyatı belli. Fiyat farkını müşteriye ödetemezsiniz. O zaman satın alırken uygun alacaksınız. Alırken ne kadar uygun alırsanız kârlılığınız o kadar artar. Kriz bu durumu iliklerimize kadar öğretiyor bize. Alımlarımızın yüzde 40'ını yurtdışından, kalanını da yurtiçinden sağlamak istiyoruz. Yurtdışından gelenlerin yüzde 90'ı fiyat odaklı, içeride yapılanlar ise moda ürünler olacak. Her ikisinin de kârlılığı ve yönetme şekli farklı olacak. Bu büyüklüğü yurtdışı ile yönetebilmek için iyi bir lojistik yönetimi olması gerekiyordu.

Şirket yönetimindeki rolünüz nedir?

Hayatımda kendim çok çalışarak bir yerlere gelmeye çalıştım. Ancak belli bir süre sonra bu kadar büyük bir oluşumda birilerinin karar vermesi gerektiğini gör-meye başladık Artık benim misyonum, üçüncü oğlum konumundaki genel müdürümüzle biraraya gelerek süreçleri iyileştirmek. Beni şirketin gelişimine katkıda bulunan DANIŞMAN gibi düşünebilirsiniz. Kararları onlar veriyor, ben ise sadece 'OLABİLİR' falan diyorum.

Eşinizle birlikte mi çalışıyorsunuz?

Aslında ben vitrinciyim. 1981 yılında eşim Belma hanım ile evlendim. Eşim her konuda bana destek ve güven verdi. Ayrıca dost oldu. 1987'de Bakırköy'de ilk mağazamı açtım. İlk çocuğumuz olduğunda eşim zamanının yüzde 30'unu çocuğa, kalanı işe verdi. Çocuk sayıları arttıkça işe bağımlılığı azaldı. Şimdi haftada bir gün 2 saat geliyor. Resim de çizer, ancak sayısalı kuvvetlidir. Mali tabloları inceler. Basın - Yayın mezunudur. İyi bir eş, iyi bir anne...

Boş zamanlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

İlkokul mezunuyum. 4 senede dışarıdan ortaokulu bitirdim, şu anda lise sondayım. Gelecek sene bitirmeyi hedefliyorum. Gençlerin önünü kesmemek için üniversiteye girmeyi düşünmüyorum. Akşamları genellikle TV seyretmemeye ve kitap okumaya çalışıyorum. Bulunduğum konum itibariyle eğitimi bir eksiklik olarak görmüyorum. Ancak böyle bir yere geldikten sonra 'Ne gereği var eğitime' denilmesini de istemiyorum. Ben, ülkenin bir boşluk döneminde bir boşluğu keşfedip onu değerlendiren birisiyim. Bugün çıksaydım böyle bir konumu elde etmem mümkün olmazdı. Çünkü artık her şey sayısal. Dolayısıyla özellikle matematik anlamında eğitim şart. Bağcılar'da Akyiğit Moda, Marka, Pazarlama Meslek Lisesi kuruyorum. 7 dönümlük araziyi belediye veriyor, üstünü yaklaşık 3.5 milyon TL'ye biz yapacağız.