Yılmaz Güney'e kulak verseydik bugün farklı olurdu

Erdoğan ses sanatçılarının ardından dün de ünlü oyuncular ve yönetmenlerle bir araya gelerek açılıma destek istedi. On yıllırdır sanatçıların kadrajında olan meselelerin hükümetin kadrajına girdiğini ifade eden Erdoğan, “Bu ülkenin otoriteleri Yılmaz Güney'in filmlerine kulak vermiş olsalardı, inanın Türkiye bugün çok farklı bir yerde olabilirdi” dedi.

Orhan Turan
Yılmaz Güney'e kulak verseydik bugün farklı olur

Başbakan Erdoğan, Dolmabahçe'deki Çalışma Ofisi'nde ünlü tiyatro ve sinema sanatçıları, yönetmenler ve yapımcılarla bir araya geldi. Tüm sanatçılarla tek tek tokalaşan Erdoğan, davete icabet ettikleri için teşekkür etti. Erdoğan, bu ülkenin her bir ferdi gibi kendisinin de Yeşilçam'ın ürettiği birbirinden güzel filmleri seyrederek, acıyı, neşeyi, hüznü, sevinmeyi, sevmeyi en güzel şekilde ifade eden o beyaz perdeyi izleyerek büyüdüğünü anlattı. Erdoğan şöyle konuştu:

ZEKİ ALASYA ARAMIZDA YOK

“Türkiye'de de gösteri sanatları birçok sosyal ve politik meselede öncü rol oynadı. Köyden kente göç meselesi üzerine nice bilimsel ve edebi eserler verilmiştir ama Halit Refiğ üstadın 'Gurbet Kuşları' filmi, meseleyi en trajik şekilde ortaya koyan eserlerden biri olmuştur. Zeki Alasya aramızda yok ama adeta ikizi, Metin Bey aramızda. Birlikte sahneye koyduğu 'Yasaklar' 90'lar Türkiye'sinin manzarasını ironik şekilde resmetmiştir.”

SİNEMA POLİTİKANIN ÇOK ÖNÜNDE

“Türkiye'de sinema ve tiyatro politikanın kat kat üzerinde bir cesaret yüklendi. Şunu tüm samimiyetimle ifade ediyorum: Bu ülkenin otoriteleri Yılmaz Güney'in filmlerine kulak vermiş olsalardı, inanın Türkiye bugün çok farklı bir yerde olabilirdi. Şerif Gören üstadımızın 'Endişe', 'Yol' ve 'Katırcılar' filmine farklı bir gözle bakılsaydı; Yavuz Turgul üstadımızın 'Eşkıya' filmi, 'Muhsin Bey', 'Züğürt Ağa' filmleri, kahkahanın ötesinde zamanın otoritelerini düşünmeye de sevk etseydi, Mesut Uçakan'ın 'Kelebekler Sonsuza Uçar' filmi daha bir samimiyetle izlenseydi, çok başka bir yerde olurduk.”

BİZ SİZLERDEN İLHAM ALDIK

“Yıllarca sizlerin kadrajına giren meseleler artık bizim de kadrajımıza girmiştir. Bugün bizim yaptığımız, sizlerin yıllardır filmlerinizle, oyunlarınızla, şovlarınızla dile getirdiğiniz tüm o sorunları gündeme taşımak ve onlara artık somut çözümler üretmek çabasıdır. Sizden güç ve ilham alarak bu yola çıktık. Tavsiyeleriniz, eleştirileriniz bizim için hayati derecede önem arzediyor. Sürece omuz vereceğinize, yakıcı sorunları çözmek noktasında desteğinizi esirgemeyeceğinize yürekten inanıyorum.”

FATURAYI ERMENİLERE KESMEYİZ

Tomris Giritlioğlu'na da 'Salkım Hanımın Taneleri' ve 'Güz Sancısı' filmlerinden dolayı şükranlarını sunan Erdoğan, Giritlioğlu'nun cesaretle dile getirdiği meseleye, bugüne kadar hiçbir başbakanın sahip çıkmadığı kadar sahip çıkmaya gayret ettiğini, devletin, binlerce yıl birlikte yaşadığı azınlıklara hoyratça davrandığını ifade ettiğini anlattı. Erdoğan 'Türkiye'de kaçak çalışan Ermeniler'le ilgili açıklamasının da saptırıldığını yineledi: “Bugüne kadar, diasporanın ve onları kullananların yanlışlarının faturasını hiçbir zaman Ermenilere kesmedik. Sevgili Nubar Terziyan ile sevgili Kenan Pars'ın aziz hatıralarına hürmeten bu hususu burada bir kez daha açıklığa kavuşturmak isterim. Özellikle kaçak işçilerin konumu ve bunların da dünden bugüne böyle bir adımı atacağız anlamında söylediğim bir şey olmadığı halde buralara çekilmesi bu açıklamayı yapmamı gerektirdi.”

Zeki Müren de bizi görür mü bilmem

Hükümet olarak sanatçıların 10 yıllardır dile getirdiği, sahneye koyduğu, beyaz perdeye aktardığı tüm o meseleleri art niyetsiz şekilde gündeme taşımaya çalıştıklarını belirten Erdoğan, Vizontele'nin ünlü esprisine gönderme yaptı: “Bizim bir gönül yaramız var ve biz işte o gönül yarasını tamir etmek için yola çıktık. Biz, Mustafa Altıoklar'ın 'Ağır Roman'la, Sırrı Önder Bey'in 'Beynelmilel' filmiyle anlattığı gevendelerin, Romanların dertlerini kendimize dert edindik. 'Vizontele', 'Güneşe Yolculuk', 'Masumiyet', 'Güneşi Gördüm', 'Işıklar Sönmesin', 'İki Dil Bir Bavul' gibi filmlerin anlattığı çelişkileri, dramları, yoksulluğu ve dışlanmışlığı en aza indirebilmek için biz bu yola koyulalım, el ele verelim ve bu işi başaralım. Derviş Zaim üstadın güzel filmiyle anlattığı gibi 'Filler tepişirken çimenler ezilmesin' dedik. Sinema nasıl toplumun vicdanıysa, biz de çocukluğumuzdan itibaren seyrettiğimiz o filmleri, dizileri vicdanımız olarak, vicdanımızın sesi olarak gördük. Hani, sevgili Cem Yılmaz 'Vizontele'de 'Zeki Müren de bizi görecek mi?' diye soruyor ya... Zeki Müren'i bilemem ama biz, hükümet olarak olup biteni görüyoruz. Samimi bir gayretin içerisindeyiz.”

Biz de elimizi taşın altına koyuyoruz

Dolmabahçe'deki buluşmaya katılan sanatçılardan Lale Mansur, tatmin edici bir toplantı yaptıklarını söyledi. Başbakan'ın bütün sorulara cevap verdiğini belirten Mansur, özellikle yönetmen Sırrı Süreyya Önder'in esprilerine güldüklerini anlattı. İclal Aydın, “Hükümet elini taşın altına koyduysa biz de elimizi taşın altına koymalıyız” dedi. Münir Özkul'a vekaleten katılan kızı Güner Özkul, “Her şey çok güzeldi” dedi.

Ediz Hun da din, dil ve ırk gözetmeksizin insanların birbirini kucaklaması gerektiğine inandığını dile getirerek toplantının kendisi için huzurlu bir toplantı olduğunu sözlerine ekledi.

Kerem Alışık da açılım konusundaki görüşlerini aktardığını dile getirdi.

Esprileri komedyenler değil yönetmen patlattı

Buluşmanın organizasyonunu yapan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Başbakan'ın Nisan ayında yazarlar ve belki de köşe yazarlarıyla, Mayıs ayında da spor adamlarıyla bu tür bir toplantı gerçekleştirecekleri bilgisini verdi. Toplantıdaki esprilere ilişkin soru üzerine Çelik, “Sırrı Süreyya Önder, çok güzel espriler yaptı. Bugün düşünülenin aksine çok güldüren insanlar, çok fazla söz almadı. Cem Yılmaz ve Şahan Gökbakar söz alıp bizi güldürmediler ama Yılmaz Erdoğan çok güzel tespitlerde bulundu” diye konuştu. Çelik'e toplantıda ne tür eleştiriler yapıldığı da soruldu. Daha çok yöntemle ilgili eleştiriler yapıldığını belirten Çelik, işin özüne yönelik, ciddi eleştiriler olduğunu söyleyemeyeceğini ifade etti.

72.5 demiyorum Romanlar kızıyor

Erdoğan sanatçıların ardından Cem Ceminay, Ceyhun Yılmaz, Yavuz Seçkin, Funda Özkalyoncu, Ali Karacan, Mehmet Akbay ve Cem Akgün'ün de aralarında bulunduğu radyocularla bir araya geldi. Geçen hafta Abdi İpekçi'de Romanlara kimsenin 'buçuk' diyemeyeceğini ifade eden Erdoğan dün bununla ilgili ilginç bir ifade kullandı: "Türk sanat müziği, halk müziği makamları ve sözleri Türkiye'nin zenginliğinin bir alameti farikası. Bir Yemen Türküsü, bir Sarı Gelin, bir Çanakkale Türküsü, deyişler, semahlar, ilahiler, ağıtlar, horonlar, halaylar bu ülkenin 72.5 demiyorum, çünkü Roman kardeşlerim üzülüyor, 73 diyoruz, 73 milyon ülke ferdinin her biri için anlam ifade ediyor. Her birini aynı duygulara yönlendiriyor."

Kahvaltıya katılan isimler

Erdoğan, ünlü oyuncularla Dolmabahçe'deki toplantısı yaklaşık 4 saat sürdü. Kahvaltıya, Yılmaz Erdoğan, Hülya Avşar, Oktay Kaynarca, Kenan Işık, Osman Sınav, Semih Kaplanoğlu, İzzet Günay, Kenan İmirzalıoğlu, Necati Şaşmaz, Cem Yılmaz, Sırrı Süreyya Önder, Şerif Gören, Şafak Sezer, Ata Demirer, Mustafa Altıoklar, Atilla Dorsay, Yeşim Ustaoğlu, Mehmet Aslantuğ, Kerem Alışık, Özcan Deniz, Ediz Hun, Mesut Uçakan, Lale Mansur, Tamer Yiğit, Hasan Kaçan, Şener Şen, Ata Türkoğlu, Tomris Giritlioğlu, Türker İnanoğlu, Metin Akpınar, Yılmaz Atadeniz, Derviş Zaim, Serdar Gökhan, Orhan Oğuz, Ümit Utku, Ali Sürmeli, Selçuk Çobanoğlu, Göksel Arsoy, Demet Akbağ, Ekrem Çatay, Semih Sergen, Cem Özer, Bülent İnal, Gülse Birsel, Erol Avcı, Can Gürzap, Güner Özkul, Meltem Cumbul, Engin Çağlar, Yılmaz Köksal, Bulut Aras, Serdar Erener, Ayşenil Çamlıoğlu, Ali Gündoğdu, Erden Kıral, Mahir İpek, İclal Aydın, Sibel Turnagöl, Şahan Gökbakar, Mehmet Ali Erbil, Mine Vargı ve Özhan Eren katıldı.

Toplantı sonunda sanatçılara, Başbakanlık tarafından hazırlatılan enstrümantal klasik Türk müziği CD'lerinden oluşan bir albüm ve 'Dünya Ormancılık Günü' nedeniyle birer çam fidanı sunuldu. Sanatçılara, kahvaltı sırasında, kahvaltı tabağı, bal kabaklı börek, kruvasan, poğaça, simit, kahve, çay, portakal suyu ve meyve tabağı ikram edildi.

Mahsun maille destekledi

Yeni filmin hazırlıkları ve oyuncu seçimi için ABD'de olduğundan kahvaltıya katılamayan ünlü sanatçı Mahsun Kırmızıgül, desteğine mail ile yolladı. Mektubunda ailesinin Kürt kökenli olmasından dolayı yaşadığı sıkıntıları ve zorlukları anlatan Kırmızıgül, her zaman barış ve kardeşlikten yana olduğunu söyledi. Hükümetin 'demokratik açılım' çalışmalarını da olumlu ve ülke için gerekli olduğunu belirten sanatçı Kırmızıgül duygularını şu sözlerle dile getirdi:

“İnsanlar toplumsal kutuplaşmaya doğru giderken siz ezberleri bozduğunuz, korkuların üzerine gittiğiniz, yapacağınız reformlardan geri adım atmadığınız sürece sonuna kadar yanınızdayız.”