Malatya'da Zirve Yayınevi'nde misyonerlik yaptıkları gerekçesiyle öldürülen üç kişinin katıl zanlıları ile ilgili çıkan iddialar, gözlerin yeniden davaya çevirilmesine neden oldu. Davanın en önemli zanlısı Emre Günaydın'ın hastanede yattığı dönemde kaydedilen görüntülerin silindiği iddiası Malatya Emniyet Müdürü Ali Osman Kahya tarafından yalanlanırken, müdahil avukatlarından Erdal Doğan, görüntülerin en kritik 9 günlük bölümünün kaybolduğunu söyledi.
KOMAYA GİRMİŞTİ
Olaydan sonra polisin geldiğini görünce, Ağbaba İş Hanı'nın üçüncü katındaki olay yerinden aşağı atlayarak ağır yaralanan en önemli sanık Emre Günaydın, Turgut Özal Tıp Merkezi (İnönü Üniversitesi Araştırma Hastanesi) beyin cerrahi yoğun bakım servisine alındı. 26 Nisan tarihinde komadan çıkan Emre Günaydın, 10 Mayıs'ta normal servise alındı.
SAVCININ TAYİNİ ÇIKTI
Emre Günaydın hastaneye kaldırıldığı andan itibaren, kaldığı odalara, savcılık kararıyla kamera yerleştirildi, iki ayrı kamera, 24 saat kayıt yaptı. Kameralardan birinin kayıtlarının polisler tarafından imha edildiği anlaşılırken diğerinin akıbati bugüne kadar anlaşılamadı. Savcı Hüseyin Sarıömeroğlu, 27 Nisan'da, İnönü Üniversitesi Rektörlüğü'ne yazı yazarak, Emre Günaydın'ın tedavi edildiği odada bulunan kamera görüntülerinin temini için Jandarma Üsteğmen Halil İşler ile TEM'de görevli polis memurları T. Bülent Tekerek ve Nihat Şener'e kolaylık sağlanmasını istedi. Hastaneye giden polisler, kameraların sadece görüntü kaydı yaptığını, ses kaydı özelliği bulunmadığını gördüler. Bunun üzerine savcı, kamera kaydının durdurularak, mevcut kayıtların, media formatına çevrilerek yedeklenmesini, Günaydın'ın odasına, ses kayıt özelliği de bulunan bir kamera yerleştirilmesi talimatını verdi. Ancak daha önce tutulan ve korunması gereken tüm kamera kayıtları, silinerek imha edildi. Savcı Sarıömeroğlu soruşturmanın ardından Ankara Asliye Mahkemesi'ne tayin edildi.
TUTANAKLA TESLİM ETTİK
Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekimi Doç. Dr. Murat Cem Miman, "Adı geçenin yatışı sırasında hastanemiz güvenlik kamerasıyla yapılan 4 günlük kaydı içeren sabit diskler, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının yazılı talebi doğrultusunda ilgili birime tutanak karşılığı teslim edilmiş, daha sonra da ilgili birimden yine tutanak karşılığı teslim alınmıştır. Bu arada geçen 35 günlük süre içerisinde görüntülerin kaydedilmesi, izlenmesi, silinmesi ve teknik sebeplerle işlenememesi gibi süreçlerden hastane yönetiminin bilgisi ve sorumluluğu bulunmamaktadır" dedi.
Görevliler sildi
Malatya katliamı davasının avukatlarından Erdal Doğan, dava dosyasındaki görüntülerden bir bölümünün kayıp olduğu konusunda ısrar etti. Doğan, "Bizim vurguladığımız, Emre Günaydın'ın hastaneye yatırıldığı 18 Nisan ile 27 Nisan tarihleri arasındaki görüntü. Bu görüntüler görevliler tarafından silinmiştir ve şu anda dava dosyasında bulunmamaktadır" dedi.
Kayıtlar adliyede
Malatya Emniyet Müdürü Ali Osman Kahya da, cinayetlerin zanlılarından Emre Günaydın'ın hastanedeki görüntülerinin silindiği ve cinayetlerden iki ay önce emniyet tarafından adam yaralamaktan gözaltına alındığı) yönündeki haberlerin asılsız olduğunu açıkladı. Kahya, iddialarla ilgili, "Konu yargıya intikal etmiştir. Kayıtların silindiğine dair bir şey yok. Bütün kayıtlarımız mevcuttur. Emre Günaydın bir süre hastanede yatmıştır, bu süre içinde şuuru kapalı idi, sürekli uyutulmuştur. Silindiğine dair bir şey yok. Yaklaşık bir ay konuşamadı, konuşması kayıtlı değil, zaten görüntüleri var. Kayıtlar silinmiş değil, adliyede. Kesinlikle bu haber doğru değil. Adliyeye hepsini teslim ettik, adliyede mevcut" diye konuştu. Kahya, Emre Günaydın'ın cinayetlerden iki ay önce bir kişiyi bıçakla yaraladığı için gözaltına alındığı ve hiçbir işlem yapılmadan serbest bırakıldığı yönündeki iddiaların asılsıl olduğunu ifade ederek "Doğru değil bunlar" dedi.
Mektuptaki korkunç iddialar
Türkiye Protestan Kiliseler Birliği Başkanı İhsan Özbek'e gönderilen ihbar mektubunda önemli iddialar yer alıyordu. "Daha çok bilgi verirsem beni de cezalandırırlar" diyen ihbarcının delil niteliği kabul edilmediği için 'takipsizlik' verilen mektubunda, "Sayın yetkili. Malatya olayından sonra bu e-maili yazmamın bir vatandaşlık görevi olduğu kanaatine vardım. Yapılanları içim kaldırmıyor. Emre Günaydın'ı azmettiren ve yönlendiren kişi, Alay Komutanımız Mehmet Ülger'in yönlendirmesiyle İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Ruhi Babat'tır. Ruhi Babat, yaklaşık 4-5 aydık Alay Komutanımız Mehmet Ülger'le birlikte çalışmaktaydı. Ruhi Babat'ı ilk irtibata geçiren kişi, üniversite karakol komutanı Halil İşler'dir” ifadeleri yer alıyordu.