Yüreksiz olduğun için mi sustun

12 Eylül davasında 'Bugün olsa yine ihtilal yapardım' diyen Kenan Evren, darbe döneminin karanlık olaylarına ilişkin tüm soruları dünkü duruşmada cevapsız bıraktı. Darbe döneminde idam edilen Erdoğan Yazgan'ın kardeşi Sabire Yazgan Serin, sanık Evren'e 'Yüreksiz olduğunuz için mi bu sorulara yanıt vermiyorsunuz' diye sordu. Evren ise yatağında sessiz kalmayı tercih etti

Tahir Alperen
Yüreksiz olduğun için mi sustun

12 Eylül davasının dün görülen duruşmasında dönemin mağdurları ve müdahil avukatları, 2 numaralı sanık Kenan Evren'e darbe sürecinde yaşanan karanlık olaylara ilişkin sorular yöneltti. Evren, darbe döneminde yaşanan hukuki ve insani sıkıntıları bir kez daha gündeme getiren onlarca soruyu cevapsız bıraktı. Evren, ilk birkaç sorunun ardından yalnızca 'Hayır' ve 'Cevap yok' ifadelerini kullanırken, sonraki soruların ardından tamamen sessiz kaldı. Evren, 'Bir sağdan bir soldan astık' itirafını yaptığı geçtiğimiz günkü duruşmada 'sanık' sıfatı taşımadığını iddia ederek tarafına yöneltilecek hiçbir soruya cevap vermeyeceğini söylemişti.

KATİL HİSSEDİYOR MUSUNUZ?

Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada İstanbul GATA'da yatan Tahsin Şahinkaya ve Ankara Gata'da tedavi gören Evren'in görüntüleri yine LCD ekran üzerinden salona yansıtıldı. Sanıklar, yine tele-konferans yöntemiyle yataklarında bulundukları halde hakim karşısına çıktı. Duruşmada, sanıkların yanında birer naip hakim, adli görevliler ve sağlık ekibi bulundu. Duruşmada ilk olarak müdahil avukatlarından Hasan Ürel söz aldı. Ürel, Evren'e Abdi İpekçi cinayetine ilişkin sorular sordu. Evren'e soru yönelten müdahillerden biri de darbe döneminde idam edilen Erdoğan Yazgan'ın kardeşi Sabire Yazgan Serin oldu. Serin, Evren'e 'Kendinizi abimlerin katili olarak hissediyor musunuz? İstanbul'daki evimizin kapısı çalındı. Babama, 'Oğlunuz idam edildi, cesedi alacak mısınız' dediler. Sizin de kızlarınız var. Böyle bir ölüm haberi almak ister miydiniz' diye sordu.

VERGİLERİMİZLE BESLİYORUZ

Serin, sessiz kalan Evren'e sorularını şu cümlelerle sürdürdü: 'İzmit'e giden babam, abimin son mektubunu almak istedi. Savcı oyaladı. Akşam üzeri 'Emir geldi, mektupları veremeyeceğiz' dediler. O emri veren siz miydiniz? Abim yalnız donu üzerinde olduğu halde, cezaevinin battaniyesine sarılı olarak tabuta konuldu. Onlarca polis ve jandarma eşliğinde mezarlığa getirildi. Mezarlıkta bizler, zorla ve hileyle oradan uzaklaştırıldık. Abimin bedeni, o eski battaniyeye sarılı halde çukura atıldı. Abime karşı son görevlerimizi yerine getirmemizin engellenmesinde sizi suçlu bulmam doğru değil mi? Bizim canlarımızı idam ederken, 'Asmayalım da, besleyelim mi' demiştiniz. Biz 32 yıldır vergilerimizle sizi besliyoruz. Kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Yüreksiz olduğunuz için mi bu sorulara yanıt vermiyorsunuz'

BERFO ANADAN ÖZÜR DİLEYECEK MİSİN?

Müdahil avukatlarından Öztürk Türkdoğan, Evren'e Kürt sorununun temelinde yatan sebeplere ilişkin sorular yöneltti. Türkdoğan, ayrıca Evren'e 'Cemil Kırbayır'ın da aralarında bulunduğu gözaltındayken kaybedilen insanların cenazelerine ulaşılamadı. Bunların aileleri cesetleri arıyor. Hiç mi vicdanınız sızlamadı? 104 yaşında Berfo Kırbayır geldi. Sizi görmek istiyor. 'Sana hakkımı helal etmiyorum, iki elim yakandadır' demek istiyor. Berfo Kırbayır'dan özür dileyecek misiniz? Oğlunun mezarının yerini söyleyecek misiniz' diye sordu.

Türkiye'ye bir iyilik borcunuz var

Müdahil avukatlarından Öztürk Türkdoğan ise sorularından önce Evren'e ilginç bir teklifte bulundu. Evren'in geçtiğimiz günkü duruşmada 'Bugün de olsa aynı şekilde ihtilal yapardık' sözlerini hatırlatan Türkdoğan, ilk olarak 'Artık yapamazsınız, sizin bıraktığınız kötü miras nedeniyle teşebbüs edenlerin hepsi yargılanıyor. Darbe yapıldığında nasıl karşı çıkılacağını biliyoruz, o nedenle yapamazsınız' dedi. Türkdoğan ardından Evren'e 'Gelin yurttaş olarak Türkiye'ye bir iyilik yapın' diye çağrıda bulundu. Türkdoğan, sanık Evren'e şu ifadelerle seslendi: 'Bir vicdan toplantısı yapalım. Bildiklerinizi anlatın. Anlatın ki gelecek kuşaklar bütün bunları öğrensin de bu toplum bir daha böyle kötülüklerle karşılaşmasın. Hala bize bir iyilik yapma borcunuz var. Çünkü gelecek kuşaklar darbeyle tanışmasın. Evlatlarını arayan anaların elini öpün, onlardan özür dileyin. Hiç mi vicdanınız kalmadı. Susmayın, çünkü bu saatten sonra susmanın anlamı kalmadı?'

Emniyet ve MİT'e Sazak sorusu

Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi, 27 Mayıs 1980'de öldürülen eski Bakan Gün Sazak'a yönelik eyleme ilişkin herhangi bir bilgi bulunup bulunmadığının MİT ve Emniyet'e sorulmasına karar verdi. Mahkeme, TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu Başkanlığı'ndan, 12 Eylül ile ilgili raporunun yanı sıra darbede yer alan kişilerin yaptıkları toplantı, aldıkları karar ve planlarla ilgili kurumlardan herhangi bir belge geldi ise bu belgelerin gönderilmesinin istenmesine karar verdi. Mahkeme, komisyona, 'devlet sırrı' niteliğinde bir belge gelmesi durumunda, CMK'nın 125. maddesi dikkate alınarak belgenin mahkemeye gönderilmesinin istenmesine karar verdi. Mahkeme, MİT'e müzekkere yazılarak, iddianamede de yer verilen 1 Mayıs 1977 olayları öncesinde İstanbul Yeşilköy Havaalanı'na indikten sonra Intercontinental Oteli'ne yerleştikleri iddia edilen yabancı ülke ajanları ile ilgili ellerinde bulunan belgelerin gönderilmesinin istenmesini kararlaştırdı.

Savcı Öz'ü Özel Harp mi öldürdü?

Müdahil avukatı Hasan Ürel, sanık Evren'e 1978'de evinin önünde öldürülen Savcı Doğan Öz'le ilgili şu soruları yöneltti: '1978'de evinin önünde öldürülen Savcı Doğan Öz, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'e bir rapor vermişti. Raporda, 'Demokrasiyi askıya almak isteyen güçler faaliyettedir, devletin içinde yasadışı unsurlar vardır' deniliyordu. Böyle bir rapordan haberiniz var mı', 'Öz'ün öldürülmesinde Özel Harp Dairesi ve Özel Kuvvetler'in etkisi olabilir mi'