5 yıldızlı Hac turizmi

Lüks ve şatafattan kutsal topraklara yapılan ziyarette de geri kalmak istemeyenlerin tercihi ne? Lüks hac ve umre ziyaretlerinin faturası ne kadar? Din alimleri kutsal topraklarda lüksü arayanlar için hangi yorumda bulunuyor? Peki israftan kaçayım derken kötü koşulları sineye çekmek şart mı? Hac ve umreye giden ünlü simalar...

Aysel Yaşa
5 yıldızlı Hac turizmi

Hac vazifesini yerine getirmek isteyen müslümanlar, her senenin belirli aylarında kutsal topraklara akın ediyor. Her yıl 70 bin Türk hacca gidiyor. Hacı adayları alışverişe 35-40 milyon YTL harcıyor. Bazı müslümanlar ise kutsal toprakları ziyaret etmek için epey yüklü bir parayı gözden çıkartarak umre turlarına katılıyor. Bu dudak uçurtan masrafları genelde umreye giden cemiyet hayatından ünlü isimler yapıyor. Hacca veya umreye gidecekler para harcamaya henüz Türkiye'deyken başlıyor. Giyecekleri kıyafetlerin çoğunu ülkemizden temin eden hacı adaylarının çoğu zemzem ve hurmanın dışında Suudi Arabistan'da pek alışveriş yapmıyor. Hacı adayları, hac dönüşü ziyaretçilerine verecekleri hediyeleri de Mahmutpaşa'dan almayı tercih ediyor. Hacı adayları daha kutsal toprakları görmeden 1.000 YTL'yi gözden çıkarıyor. Vizyon Turizm'in Müdürü Osman Memiş, kriz nedeniyle bu sene hac organizasyonlarında iptallerin arttığına değiniyor. 5 yıldızlı otellerde işadamlarına, sanat, siyaset dünyasından isimlere hizmet eden Vizyon Turizm'in fiyatları da 12.000 Euro'ya kadar çıkıyor. İşadamlarının ve sosyetik kesimin eskiden bu ibadete pek önem vermediğini anlatan Memiş, sözlerine şöyle devam ediyor: "Ben 24 yıldır bu işle meşgulüm. İlk başlarda Ecyad Oteli vardı. Mısır'ın artistleri ve ünlüleri gelir, orada kalırlardı. Biz zavallılar onlara bakar ve bizim zenginlerimiz de gelse derdik. Ve Türkiye şu anda bir numara".

ÖZENTİLER DE BAŞVURUYOR

Memiş, "İnsanların ne kadar yemek yerim, nasıl hizmet ediyorlar yerine nasıl fazilet alırım diye düşünmesi lazım. Haber olsun, desinler için böyle harcamalar yapılmamalı elbette" diyor. Türk işadamlarının Avrupa standartlarında otellerde kalmak istediklerini söyleyen Memiş'e göre, "Öyle insanlar var ki Kabe'yi hiç görmemiş, ibadet denilen şeyden haberi yok. Bir de Kabe'yi göreyim diyenler oluyordu. Bu insanların talepleri de çok fazla." Memiş tüm bunların aksine bir de ilginç tespitte bulunuyor: "Parası kat kat yetmesine rağmen üç yıldızlı otelde kalacağım diyen tevazu sahibi insanlar da çıkıyor.”

Hac ibadetini sadelik içerisinde gerçekleştirmek isteyenler olduğu gibi günlük hayatındaki lüksünü kutsal topraklarda arayanlar da yok değil. Kalacağı otelde lüksü arayan sosyeteden isimler bu anlamda artık zorlanmıyor. Çünkü Kabe'nin 100 metre yakınına inşa edilen ZemZem Tower'daki lüks devremülklerin hepsi ibadette lüksü ıskalamayanlar için dizayn edilmiş. Tabi her lüksün bir masrafı var.

ECYAD KALESİ'NİN YERİNDE

Fiyatlar 7 bin 400 ile 47 bin 300 dolar arasında değişiyor. Mekke'de Kabe'nin bahçesine yapılan Zemzem Tower'a Türkler'in ilgisi yoğun. Kabe'yi korumak amacıyla Osmanlı yaptırdığı 2001'de yıkılan Ecyad Kalesi'nin yerine yapılan kulelerden eski bakanlardan milletvekillerine, akademisyenlerden işadamlarına 440 kişi devremülk satın aldı. ZemZem Tower'ın satışını yapan Mas Turkey yetkilileri, dairelerin sadece sosyetik isimlere hitap etmediğini ve çok pahalı olmadığını savunuyor.

ZemZem Tower'a yakında rakip geliyor. Mekke'de Kabe'nin yanında inşa edilen El Makam Kulesi'ndeki devre mülklerin Türkiye'de satışına başlandı. 45 katlı El Makam Tower ile 100 metre mesafedeki Kabe'ye yer altından tünel yapılacak. Böylece devre mülk sahipleri yoğun kalabalığa karışmadan yeraltından Kabe'ye ulaşacak. Devremülkler ortalama 10 bin dolardan satılırken 12 ay vade farksız taksit seçeneği sunuluyor. Devre mülkler Şubat 2010'da teslim.

Ünlü simalar Umre'de huzur buluyor

Son yıllarda Hac veya Umre'ye gitmenin bir de sosyetik ve magazinsel yanı var elbette. Bugüne dek Hac'ca veya Umre'ye gidenler arasında Mazhar Alanson, Biricik Suden, Dilek Sabancı, Necla Nazır, Esin Demirören, Cem Yılmaz, Emel Sayın, Atilla Taş, Sema Çelebi, Ceylan, Yaşar Alptekin ve Müslümanlığı seçen Stelyo Pipis gibi isimler bulunuyor. Umre'ye gidip kutsal topraklarda huzur bulan sanatçıların ortak görüşleri ise içerisinde bulundukları hayatın çok yıpratıcı oluşu ve huzuru kutsal topraklarda buldukları yönünde. Umre ve hacca gitmeyi arzuladıkları yönünde açıklamalar yapan ünlüler arasında Deniz Akkaya, Demet Akalın ve Tuğba Özay da bulunuyor. Tabi bu ünlüler de Umre'ye gittiklerinde beş yıldızlı lüks otelleri tercih ediyor. Sadece sanatçılara ve zengin kesime hitap eden Eman, İkram ve Vizyon Tur, sanatçıların kutsal topraklarda rahat etmesi için fiyatı 12 bin Euro'yu bulan lüks hac paketlerini sunuyorlar. Tabi bu işin görünen kısmı. Bir de sosyetenin umre ziyaretlerinin bilinmeyen kısmı var. Turizm acenteleri de bu konuda ser verip sır vermiyor. Fakat yaptığımız görüşmelerde öğrendiğimiz kadarıyla bazı ünlüler Umre'ye gittiklerini sakladıkları gibi, bazıları da ibadetlerini gerçekleştirirken bilerek ve isteyerek lüksten kaçınıyorlar. Bu isimler beş yıldızlı otel yerine 3 yıldızlı bir oteli tercih ediyor, lüksten kaçıyor ve ibadetini hakkıyla yerine getirmek için her türlü sıkıntıya razı geliyor. Umre'ye giden ünlüler için Nadire İçkale organizasyonlar düzenlediği gibi, Arka Sokaklar dizisinde oyunculuk yapan Gamze Özçelik'in eşi Uğur Pektaş da Hac ve Umre organizasyonu yapan bir şirketin sahibi. Şimdilerde kayıplara karışan Pektaş'ın Suudi Arabistan'da Hac farizasını yerine getiren müşterilerine hizmet verdiğ tahmin ediliyor.

Hacı adaylarının yaş ortalaması 40-45'e düştü

Türkiye'de son dönemde insanların maddi durumlarıyla doğru orantılı olarak hac veya Umre ziyaretleri de sıklaştı. Eskiden bir şehirden sadece yaşlı bir kişinin gidebildiği ve onun da çok saygın biri olarak görüldüğü ülkemizde hacca giden nüfus giderek gençleşiyor. Bundan 15 sene evvel hacı adaylarının yaş ortalaması 65 ile 70 arasındayken şimdilerde bu yaş 40 ila 45 arasında değişiyor. Gençler genelde umre'ye gitmeyi tercih etse de hac için niyetlenen yaşları 25 ila 35 arasında değişen bir grup da yok değil. Sever ailesi de bu gruptan biri. Genç yaşta hacı olmak isteyen İstanbullu Hasan ve eşi Ayten Sever, bu sene hacı olacaklar. Sever çifti durumlarının iyi olmasına rağmen hac ibadetinde lükse kaçmamaya özen göstermişler. Alışverişlerini ülkemizden yapan çift şimdilerde kutsal topraklara gitmek için son günlerini sayıyorlar. 5 yıldızlı bir otelde kalmayı tercih etmediklerine değinen çift "Peygamberimizin dediği gibi yolculuktaki azap da sevabın bir parçası. Biz çok lüks otelde kalıp israfa kaçarsak yapacağımız ibadeti etkileriz. Onun için bizde lükse ve israfa yer yok" diyorlar.

Doç. Dr. Mustafa Karataş: Lüks ve israf müslüman için yasak

Tüm bu masrafların bir de dini yönden nasıl görüldüğü konusu var. Kimileri hac ibadetini gerçekleştirirken sadeliği tercih ediyor, kimileri şirketlerini Suudi Arabistan'dan yönetmek için değeri 12 bin Euro'yu bulan daireleri kiralıyor. Biz de bu kadar lüks ve şatafat, din bilginlerince nasıl karşılanıyor dedik ve konuyu İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr Mustafa Karataş ve İslam hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'a sorduk. Gördük ki bu kadar lüks, dinimiz açısından da pek doğru karşılanmıyor.

Hac ibadetinin zor ve çok faziletli bir ibadet olduğunu, hanımların cihadı sayıldığını gerek Hac ve Umre'ye niyet edilirken yapılan niyet duasından, gerekse konuyla ilgili ayet ve hadislerden anlamaktayız. İmkanlar ne kadar gelişirse gelişsin, Resulullah'ın ifadesiyle "Yolculuk azaptan bir parçadır". Kabe'ye ve mescide daha yakın ve daha rahat ortamlarda kalarak Hac yapmak ile Hac esnasında içine düşülen lüks ve yapılan israfı birbirine karıştırmamak lazımdır. Lüks ve israf, dünyanın neresinde olursa olsun Müslüman için yasaktır. Ancak rahat imkanı varken kendini zora koşmak da dinimizde makbul bir anlayış değildir. Konuya bu çerçeveden bakıldığında bugün Hac ve Umre seyahatlerinde bir israf var mıdır sorusuna cevap aranmalıdır. Şüphesiz son derece lüks otellerde, açık büfe yemeklerle, her türlü konfor içinde yapılan haccın maddi bir bedeli var. Daha mütevazı bir ortamda hac ve umre yapma imkanı varken, onbinlerce dolar harcayarak lüks ve israf içersinde hac yapmak elbette doğru bir davranış değildir. Kendi ülkesinde ve dünyanın diğer birçok yerinde müslümanların acıklı durumu ortada iken bunca debdebeli ve şatafatlı umre ve hac seyahatleri, en azından fakir fukaranın hakkını ihmal etmektir. Bu bağlamda Abdullah b. Mübarek'in Horasan'dan arkadaşlarıyla çıktıkları nafile hac seyahatinde yol üzerinde uğradıkları bir köyde fakir bir aileye hac paralarını vererek geri memleketlerine döndüklerini hatırlatmak gerekir. Özellikle nafile umre ve hac konusunda daha dikkatli olunmalıdır. Dolayısıyla hac ve umreye karşı olan iştiyakımız, bizi lüks ve israfa düşürerek nefsimizi oyalamanın bir başka yolu haline gelmemelidir.

İslam Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman: İsrafa kaçmanın hesabı sorulacak

Kur'an-ı Kerim'de yüzlerce âyet yetime, yoksula, ihtiyaç sahibine yardım etmeye teşvik ediyor. Kabul edelim ki israf görecelidir; ama her ölçüye göre israf sayılacak harcamaların Müslümanlarda da olduğunu görmek çok düşündürücü. Bunun bir de hac gibi, umre gibi önemli bir ibadetin içinde yapıldığını bilmek ise daha da kahredici ve ibretlik. Hac ve umre için yapılan yolculukta ve gerekli yerlerdeki konaklamalarda rahat etmek, ibadete daha çok zaman ayırmak için kadınları yemek yapmakla uğraştırmamak, pislik ve hastalıklardan uzak durmak için gereken tedbirleri almak ve bunlar için herkesin kesesine uygun harcamalar yapması meşrudur. Ama bu amaçları aşan, milyarlarca aç ve muhtaç varken, bunlara yardım etmek nafile hac ve umreden daha değerli olabilecekken, harcamalarda israfa kaçmak caiz değildir ve zamanı geldiğinde bu günahın hesabı sorulacaktır.

Sosyetik işkadını Sema Çelebi: Umre'de kendimi en mutlu insan hissettim

Oğluyla beraber umre ziyaretini gerçekleştiren Sema Çelebi, bu yolculuğu asla unutamayacağını söylüyor. Umredeyken kendini dünyanın en huzurlu insanı hissettiğini söyleyen Çelebi, Mekke'yi cennete benzetiyor. Çelebi, umreyle ilgili unutamadığı anı ise şöyle anlatıyor: "İhramdan çıkarken yanınızda bulunan mahrem erkek sizin saçınızı kesiyor. Benim saçımı da oğlum kesti. O anda erkek evladım, ben ve dinim bir anda bütünleşti sanki." Çelebi, bu sefer hac ibadetini gerçekleştirmek istiyor, fakat yaşanan izdihamdan çekiniyor: "O izdihamdan sağlık problemlerim nedeniyle çok korkuyorum. Ama şartlar iyileşirse bir dakika durmayacağım." Umreye giderken Türkiye'den alışveriş yapmayan Sema Çelebi, tüm eşyalarını Suudi Arabistan'dan temin etmiş. Çelebi, herşey kuralına uygun olsun diye eşyalarını kutsal topraklardan aldığını söylüyor.