Bugüne dek doğuyu anlatan filmlerin hepsinde aynı klişeleri izledik durduk. Üstü başı kir içinde, ağlayan çocuklar, açlık, sefalet, yoksulluk. Fakat dün yeni bir film vizyona girdi. Orhan Eskiköy ve Özgür Doğan'ın yönetmenliğini yaptığı İki Dil Bir Bavul doğuyla ilgili çoğumuzun göz ardı ettiği çok güzel bir noktaya parmak basıyor: Dil problemi. Anadili Kürtçe olan çocuklar ilkokula başlayana kadar Türkçe bilmiyor ve öğrenme aşamasına gelene kadar da büyük sıkıntılar yaşıyor. Şanlıurfa'nın bir köyünde öğretmen Emre Aydın'ın yaşadığı gerçek öyküleri beyaz perdeye aktaran ikiliyle Taksim'da gala öncesi buluşup İki Dil Bir Bavul'u konuştuk.
2001 yılından bu yana beraber başarılı işlere imza atan Orhan Eskiköy ve Özgür Doğan İki Dil Bir Bavul filmini çekmeye nasıl karar verdiklerini şöyle anlatıyor: “Biz başka bir filmin montajını yaparken o sırada Bingöl'de öğretmenlik yapan bir arkadaşımız bizi ziyaret etti ve orada yaşadıklarını anlattı. Biz de “Evet böyle bir film çekmenin zamanı geldi” dedik. Çıkış noktamız buydu yani. Bir de biz filmde anlattıklarımıza benzer olayları yaşadık. Ama bizim öğretmenlerimiz daha sertti, şimdiki çocuklar o açıdan şanslı”. Filmin vizyona giriş tarihini özellikle hükümetin demokratik açılım sürecine denk getirmediklerini, bunun bir tesadüf olduğunun sıklıkla altını çizen yönetmen Eskiköy “Filmin özellikle açılım sürecinde vizyona girmesinin bilinçli yapıldığını söyleyenler var. Bizim amacımız bu değildi. Bizim bir şeylerden nemalanmak gibi bir derdimiz de yok. Onun peşinde olsak başka işler yapardık. Samimiyetimizi ortaya koyarak, yok sayılmayı göze alarak sinemasal anlamda ayakta kalmaya çalıştık” diyor. Kendisi de Muş'un Varto ilçesinde doğup, büyüyen yönetmenlerden Özgür Doğan bir Kürt olarak açılımdan oldukça umutlu. Devletin bu işi çözmeye karar verdiğine inanan Doğan “Türk tarafı da artık ikna olmuş durumda, ben de inanıyorum ki çözülecek. Kürtler de buna inanırlarsa bir yıl içerisinde bu konuyu oturup konuşarak çözebiliriz” diye de belirtiyor.
DUYGULARI AJİTE ETMEDİK
Belgesel sinema türünün iyi bir örneği olan İki Dil Bir Bavul'un çekimleri Eylül 2007'den Haziran 2008'e kadar sürdü. Çeşitli periyotlarda sekiz defa gidip, geldikleri Şanlıurfa'da aradıkları yönetmeni bulmak noktasında da sıkıntı yaşayan ekip günlerde öğretmen evinde senaryoya uygun bir yönetmenin gelmesini beklemiş. Daha sonra Emre Aydın'ı bulan ikili hiç vakit kaybetmeden de çekimlere başlamış. Filmi çekerken ilk başlarda tereddüt yaşayan ekip filmlerine güvendikleri için asla geri adım atmamış. Bazı sahnelerde kendilerine otosansür uygulamaktan da geri durmadıklarını söyleyen Özgür Doğan “Evet artık ülkede, özellikle son dönemde artık gizli saklı konuşulan konuları tartışma anlamında aşama kaydedildi. Ama bu düşünce özgürlüğünü hala kazanamadığımız gerçeğini değiştirmiyor. Biz de filmi çekerken kendimizi ve olayı doğrudan ifade edemedik. Ama elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık” şeklinde konuşuyor. Bugüne dek anlatılmamış bir noktadan çıkarak filmi çeken yönetmenler bölgede yaşanan olayları bugüne dek çekilen filmlerin aksine asla ajite etmemiş. Hatta bazı sahnelerde güleriz ağlanacak halimize sözüne atıfta bulunacak şekilde ironi yapmaktan da geri durmamışlar. “Biz filmde yer yer ironi yaparak insanların gülmesini de sağladık. Diğeri çok ağlak oluyordu çünkü. Aslında anlattıklarımız trajikti ama biz bunu sömürmedik. Biz hayatı taklit eden değil, ona yaklaşan işler yapmak niyetindeydik” diyen Doğan, filmlerini Kürt sorunu ile ilgili yapılmış en ciddi iş olarak tanımlıyor.
FİLM DOĞRU BİR YERDE DURUYOR
Filmde varolan konuya problem odaklı yaklaşan yönetmenler soruna ilişkin çözüm noktalarını da işaret ediyor: “Biz yola çıkarken açılım tartışmaları yoktu gündemde ve biz o zaman “Bu ülkede Kürt meselesini tartışmak için çok sağlam bir zemin kuruyoruz. İstiyoruz ki film üzerinden bir tartışma başlasın” dedik. Şu süreçte de kafalar bu kadar karışıkken görüyoruz ki İki Dil Bir Bavul çok doğru bir yerde duruyor”. Şanlıurfa'ya adaptasyon sürecini film ekibiyle atlatan Emre Aydın filmde kendi hayatını aktardığı için asla zorluk çekmiyor. Senaryo yazılırken de kendisine diyaloglar yazılmayan Aydın, tamamen doğaçlama oynamış. Filmde kurmacaya yer vermediklerini ifade eden yönetmenler, 'Emre neden sadece annesiyle konuşuyor?' sorumuza ise “Filmde Emre sadece annesiyle konuşuyor çünkü o gerçek hayatında da sadece bunu yapıyor. Kurmaca hiçbir şeye yer vermek istemediğimiz için Emre'ye ekstradan diyalog yazmadık. Biz Emre'ye bizi yok say dedik. O da günlük yaşantısında yaptıklarını yansıttı” şeklinde cevaplıyorlar.
ORHAN ESKİKÖY
Orhan Eskiköy Erzincanlı, sosyal demokrat bir ailenin çocuğu. Üniversitede belgesel sinema yapan arkadaşlarından etkilenerek bu alanda çalışmaya başlamış. 2001 yılında Özgür Doğan'la tanışan yönetmen o seneden bu yana belgesel sinema türünde filmler yapıyor.
ÖZGÜR DOĞAN
Özgür Doğan 1977 Muş Varto'da doğmuş. Ana dili Kürtçe. Türkçe'yi ilk defa altı yaşında, birinci sınıfa giderken öğrenmiş. İlkokuldan sonra köyde ortaokul olmadığı için Trabzon'da geri kalan eğitim hayatına devam eden Doğan, üniversitede üç yıl veterinerlik okuduktan sonra bu işi yapamayacağına kanaat getirmiş ve iletişim fakültesine başlamış. Filmde anlatılanlara benzer problemleri birebir yaşayan Doğan, bu filmi yaptığı için vicdani sorumluluğunu yerine getirdiği için çok mutlu.