Mersiye geleneğini İstanbul ağzıyla okuyan son temsilci Celal Yılmaz'la bu geleneğin dününü ve bugününü konuştuk.
Mersiyehan ölen kişinin arkasından ağıt okuyan kişi anlamına geliyor. Siz aynı zamanda hafız ve mevlithansınız da. Çok tercih edilen bir tür değil, nereden çıktı mersiyehanlık?
Çocukluğumdan beri ehl-i beyitin hayatı beni hep çok etkilemiştir. O hikâyeleri okuyunca üzülürdüm. Bolu’da dünyaya geldim. Okul falan yoktu o zamanlar. Çocukken çobanlık yapıp para kazanır, aileme yardım ederdim. Babam okumamı çok istedi. Şehirdeki bir Kur’an Kursu’nda ders almaya başladım. İstanbul'a geldim ve 1954’te hafızlığımı tamamladım. İlkokulu bitiremediğim için imam hatipe gidemedim. 1965’te sınava girdim ve 700 kişinin içinde birinci oldum. Böylece Beylerbeyi İskele Camisi’ne müezzin oldum. Daha sonra ilkokul imtihanını verdim. İlginç gelecek ama 3 dersten kaldığım için hala imam hatibi bitiremedim. Bana mersiyehanlığı hocam Sebilci Hüseyin Efendi sevdirdi. Otuz yıl Kasımpaşa’daki Camiikebir’de görev yaptım. Bu arada muharremiyeler başladı. O zamandan beri 55 yıldır mersiye okurum. Bu işi severek yapıyorum.
Mersiye denilince akla genellikle cenaze törenleri veya Kerbela olayı gelir. İlk başladığı tarih hangi döneme denk geliyor?
Habil ve Kabil ile başlamıştır. Fatih Sultan Mehmet döneminde devam ederek günümüze kadar geldi. 1954 senesinde tanıdığım üstatlar tekke ve zaviyelerde okurlardı.
MERSİYEHANLIK TEHLİKELİ BULUNUYOR
Az önce de söyledik; mevlithanlık talep ediliyor ama mersiyehanlık öyle değil. Neden?
Alevi olarak anılmaktan ve eleştirilmekten korkuyorlar. Bir arkadaşım bana “sen çok dikkatli bir arkadaşımızsın Alevilerin olduğu dergâha gidip mersiye okumana üzülüyorum” dedi. Aleviliğin ne olduğunu sorduğumda bana makul bir cevap veremedi. Soruyorum; bir tarafta Muaviye ordusu diğer tarafta ise Hz. Ali’nin ordusu var. Hangi tarafta olmak istersiniz? Pek çok kişi Hz. Ali diyecektir. İşte ben de o safta duruyorum. Hz. Ali’yi sevmek onun yaptığını yapmak kim istemez ki? Çoğu kişi bilgisizlikten uzak duruyor. Mersiyehanlık onlar için tehlike arz ediyor.
Yurt dışında nasıl algılanıyorsunuz?
Diyanet beni iki defa Azerbaycan’a götürdü. Orada hala Ehl-i Beyit’e karşı mersiye okuyorlar. Bize “Yezid” diyenler var. Bunu yıkmamız gerekiyor. Ben korkmuyorum. Ben Allah Resulü’nün damadının ve torunlarının hadisesinin içinde neden olmayayım? Madem ki peygamberimize inanıyoruz. Biz kimseye kin gütmüyoruz. Bir peygamber nesline el kalktı diye üzülüyoruz. Yapanlara elbette cezasını Allah verecektir.
Ne İsa’ya ne Musa’ya yaranabiliyorum gibi hissediyor musunuz kendinizi?
Valla eskiden durum farklıydı. Ne yaptığım doğru düzgün anlaşılmıyordu ama artık anlaşılıyor. Hatta geçenlerde bir ortamda okuduktan sonra gelip beni tebrik ettiler. Bana “gönlümüzden geçeni siz söylediniz” dediler.
GÜNÜMÜZE BİR DERS
Onur ödülü aldınız. 50 yıl sonra takdir görmek nasıl bir duygu?
Çok sevindim. Çünkü ilk defa bizim sahada böyle bir ödül verildi. Bu anlamda çok memnunum. İnşallah bu yolda sadece mersiyehandık değil, fıkıh hocalığı hanlığı, hadis hanlığı, tefsir hanlığı oluşturulsun ve bunlara da ödül verilsin isterim. Efendimize olan sevginin, muhabbetin, dayanışmanın, kaynaşmanın bir eseridir bu. Yapılan hadiseleri okudukça dinledikçe hem öğreniyoruz hem de üzülüyoruz. Bu yaşananlar bugüne ders niteliği taşıyor. Asırlardır günümüze gelmiş ve söylenmeye devam ediyor.
Mersiye okumak ruhunuza ağır gelmiyor mu?
Saffet babanın söylediği bir söz vardır “Ali asker susuzdur uyku inmez gözüne, uymuş asi insanlar bir yezidin sözüne, bunlar nasıl bakacak Muhammed’in yüzüne” diyor. Bunu hangi topluluğa okusam kendinden geçiyor. Kaç yıldır bu işi yapmama rağmen hala ağlıyorum. Bu duyguyu yaşamayan biri mersiyehanlık yapamaz. İnsanda o duygu olmazsa, Kerbela’daki dehşetin farkına varmazsan okuduğundan anlamazsın. Okuduğundan önce kendin duygulanmalısın ki karşındakine de duygu veresin.
Sizin dışınızda okuyanlar var mı?
Tek tük var. Mersiye öğrenmek zahmetli bir iş. Kimse uğraşmak istemiyor. Bir iki mersiye dışında kimse pek bir şey yapmıyor. Mersiyelerin çoğunda, Osmanlıca, Arapça dilleri olduğundan öğrenmesi zor geliyor.
Siz bu anlamda bir ekolsünüz. Osmanlı Enderun geleneğini devam ettiriyorsunuz. 'İstanbul tavrı' ne demek?
Evet, kendime has bir tarzda okuyorum. Osmanlı Enderun’dan gelen bir tavrın bilinci içinde olunması lazım. Bu apayrı bir şey. Geçmişle bugün arasındaki diyaloğu kurmalısınız. Köprü kuramazsanız hiçbir şey anlamazsınız. Ben İstanbul ekolünün devamıyım. Mesela İstanbul’da beş ezan vardır ve beş vakit ayrı okunur. Üç tavır vardır. Üsküdar. Eyüp ve Aksaray tavrı. Bunları bilmek lazım. Biz son devrine yetiştik. Cenaze mersiyesi vardır. Cenazeler giderken ilahilerle okunur. Ölümün arkasından okunan mersiyeler de çok önemli. Dünyevi konuşmaları kesmek, ahireti daima duygusal olarak yaşatmak amacı içinde olacaksın. Cenazede ev, araba konusu konuşuluyor. Bizim kültürümüz bu duygusal yapıyı ayakta tutuyor. Mersiyehanlığın sevdirilmesi gerekiyor.
AŞKLA SARILACAKSIN
Mersiyehanlık için özel bir yetenek gerekiyor mu?
Hayır, ama sevmeniz gerekiyor. Özel bir eğitimden geçiyoruz. Ben Serzakir Hüseyin Sebilci’den eğitim aldım. Sözler nasıl söylenir, nerde ve ne zaman söylenir bunları iyi bilmeniz lazım. Mersiyeler muharrem ayı boyunca söylenilir. Gerçekleşen hadisenin canlandıran hikâyelerin kullanılması gerekiyor. Her on muharrem ayında Sümbül Efendi’de okunur. Bu ifadeleri kullanmak için evvela o işe inanman lazım. Bu işe aşkla sarılacaksın.
Mersiye nerede okunur, nasıl okunur?
Bu işi en iyi tekkeler ve zaviyeler yaşatıyor. Muharremde bir ay boyunca mersiye okunur başka bir naat okunmaz. Enstrüman çalınmaz. Okunan yere su konmaz. Oradaki susuz insanlara saygı duymak amaç. Bunlar vecibedir. Bunların bilinmesi gerekiyor, bilmiyorsanız araştırıp öğreneceksiniz. Kerbela konusunda bu kadar geri kalışımızın sebebi de bilgisizliğimiz. Bunun dışında son 10 yıldır TRT’de okuyoruz. Sayın Recep Tayyip Erdoğan sayesinde ve Haluk Dursun’un teşvikiyle daha önce Sümbül Efendi’de paket yayın yapıyorduk. Üç senedir TRT Diyanet kanalında mersiye okuyoruz.
Siz aynı zamanda mevlithansınız. Benzeştiği ayrıldığı noktalar var mı?
Yok, mersiye çok farklı. Tavrı ve sözleri farklıdır. Süleyman Çelebi ile Harabi, Saffet, Arif, Cemali baba onların ifade ettikleri birbirinden farklı. Süleyman Çelebi’nin yazdığı mevlit bir edebi harikasıdır.
Mersiye daha çok alevilere atfediliyor. Bu bilgi ne kadar doğru?
Devletin desteği sayesinde bu kalıplaşmış algılar yavaş yavaş yok olmaya başladı. Ehlibeytin yaşantısı bize aittir. Tek bir kesime mal edilemez. Ben de bu yüzden elimden geldiği kadar her yerde mersiye okumaya gayret ediyorum. Son on yıla kadar açıktan yapılmıyordu. Gizli gizli yapılıyordu. Bu çok önemli. Erdoğan’ı bu cesaretinden ötürü tebrik ediyorum.
Aleviler bana saygı duyuyor
Alevilerle konuştuğunuzda size ne diyorlar?
Bana saygı duyuyorlar. Yalnız bir tanesi çıkıp, dedi ki “hiç kendinizi yormayın bizim Ali’miz Sünnilerin sevdiği ve bildiği Ali değildir. Biz mitolojik bir Ali meydana getirdik ona inanıyoruz”.
Sizin okuduğunuz mersiyeleri kabul ediyorlar mı?
Evet. Ama daha çok ağıt tarzını benimsiyorlar.
Alevilerin okuduğu mersiyelerle sizinki arasında fark var mı?
Tabi farklı. Onlar sazla mersiye okurlar. Genellikle türkü tadındadır. Aleviler sazı çok kutsal bulur, göbekten aşağıya koymazlar. Muharrem ayında hiçbir dergahta çalgı çalınmaz. Çünkü çalgı neşe olarak kabul edilir. Oysa o dönemde yas tutulur. O dönemde gözyaşı dökülür.
Siz mersiyehan yetiştiriyor musunuz?
Birkaç kişi geliyor ama sıkıntılı bir mesele olduğu için bırakanlar var. Muhabbetiniz olmazsa iki günde çeker gidersiniz. Evvela, başkalarının lafına bakmayacaksınız. Ama bu da kolay olmadı, mücadele ettim. Daha evvel diyanetin içinde yoktu şimdi sahip çıkılıyor. Buraya kadar getirebildik elhamdülillah.
Kendinizden sonra bu işi devredebileceğiniz birileri yok sanırım…
Aynı muhabbeti ve aynı tavrı yakalamak zor. Emek istiyor. İnsanlar artık maddiyatı çok ön planda tutuyor. Bir iki kere televizyona çıkan birisi kendi olmuş zannediyor. Ben bu işe başlayalı 55 yıl oldu. Paraya tamah etmedim.
Bu işler parayla mı yapılır?
Makul bir ücreti olur tabi. Sonuçta vaktinizi alıyor.
Mevlid, Mersiye Bid'at değildir
Mevlid-i şerif için Bid’at olduğu söyleniyor. Bu tip tartışmalar neden çıkıyor?
Bu tartışmaları kendi aramızda çıkarıyoruz. Cübbeli Ahmet bir ay evvel telefon etti. Bana “Hafız abi bizim taraf mevlide karşı soğuk” dedi ve benden mevlit okumamı rica etti. Kimseden itiraz görmedim tam tersi iltifat gördüm. Mevlid-i sevdirdiğimizi söyleyenlerle karşılaşıyorum. Düşmanlığın sebebi de bid’at diye baktıklarından. Biz de sonradan olduk biz de bid’atız o zaman. Peygamberimizin sünneti üç kısımdır. Ashabın yapıp da peygamberimizin karşı çıkmadığı sünnetler var. Bu anlattıklarımızın hepsi bunlardan biridir. Bizde de kabahat var. Mevlid-i veya mersiyeyi sevdirmiyoruz. Sevdirmeye mecburuz. Mersiye okurken dinleyenlerden biri “bu nedir?” diye sorduğunda cevap vermek zorundasınız. Sordukları zaman ben anlatıyorum.
Peki Kerbela olayı ile ilgili yapılan etkinlikleri tasvip ediyor musunuz?
Çoğu yanlış yapılıyor. Kerbela meselesi tek taraflı ele alınamaz. Sadece Hz. Hüseyin’e bağlı olmaz. Caferilerde ellinin üzerinde kol var. Gulat-ı şia kolu vardır bu kol Hz. Ali, Allah ve Cibril kabul eder. Tıpkı Hristiyan inancında olduğu gibi. Onlar Ali’nin dışında başka birşey tanımazlar. Ona muhalefet eden herkesi düşman bilirler. Çünkü onların Ali’si bizim bildiğimiz gibi değildir. Ben birkaç kez cemevlerine de gittim. Fikir olarak kesinlikle uyuşmuyoruz.