Ailelerimizde devlet okulu dinsiz yapar korkusu vardı

İmam Hatip mezunlarından biri olan Prof. Dr. Emin Işık 1952 yılında okulların açılmasıyla babasından okula kaydolmak için izin istediğini fakat babasının izin vermediğini söylüyor. Babası 'o okullarda ne okutuluyor bilemeyiz. Dinsiz olup çıkarsın' diyerek karşı çıkmış.

Büşra Sönmezışık
Ailelerimizde devlet okulu dinsiz yapar korkusu va

Geçtiğimiz hafta düzenlenen '100. Yılında İmam Hatip Liseleri Uluslararası Sempozyumu'nda enine boyuna imam hatiplerin geçmişten bugüne kat ettiği yol, kimlik oluşumu, siyaseti ve sosyal yaşamdaki yeri konuşuldu. Buradan hareketle biz de imam hatip okullarının ilk mezunlarından olan ve kısa bir dönem İstanbul İmam Hatip Lisesi'nde meslek dersleri öğretmeni ve idareci olarak görev yapan Prof. Dr. Emin Işık'la imam hatiplerin, dününü, bugünü, imam hatipli olmayı konuştuk.

1960 yılında mezun oldunuz. İmam hatip okullarının üçüncü mezunlarındansınız. Celal Ökten'le ilgili bir de kitap yazdınız. Kendisiyle ne zaman tanıştınız?

Benim İstanbul'a naklimi sağlayan kişi Celal hocadır. İmam hatip okulunun ilk beş sınıfını Adana'da 6 ve 7'yi burada okudum. Naklimi o gerçekleştirdi. İmam Hatip'e geldiğimde 17 yaşındaydım. Arkadaşlarım liseyi bitirirken ben orta bire başlamıştım. Liseyi bitirdiğimde 24 yaşlarındaydım.

'BU ADAMLARIN NE OKUTACAKLARI BELLİ OLMAZ….'

Babanız köyünüzün imamıymış. İmam Hatip'e gitmenize o mu karar verdi?

Hayır. Babamdan Kur'an okumayı öğrendim. İlkokulu bitirdikten sonra o sene imam hatip okulu açıldı. O yıl zarfında imam hatipler resmi olarak açılmış oldu. Babama imam hatibe gitmek istediğimi söyledim. Babam da 'Bu adamların ne öğretecekleri ve okutacakları belli olmaz. Seni imam olsun diye göndeririz dinsiz olur çıkarsın' dedi. Bir arkadaşım ısrarımla babama hangi derslerin okutulduğunu uzun uzun anlattı. Babam da kabul etti. Geç gittiğim için ilk mezunlarından olamadım.

Din eğitimi veren bir okulda 'Dinsiz olur' diye endişe duyuyor. Bu algı tam olarak ne zamana dayanıyor?

Tanzimat'tan beri vardır. O dönemden sonra okuyanların hepsi dine karşı yetiştirilirdi. İradi ve sultanilerden yetişenlerin çoğu dine karşı ilgisiz yetişmiştir. Bu durum okullara karşı bir alerji oluşturdu. Devlet okulu denildiği zaman 'bunlar mutlaka din aleyhtarı öğrenci yetiştirirler' diye bir düşünce vardı. Halk partisinin 'Bizim devlet politikamız Türkiye'de herhangi bir şekilde de olsa dinden bahsedilmesine karşıyız' demesinin etkisi de büyük. Babam ve akrabalarım bunu gözleriyle gördü. O yüzden kız çocuklarını okula hiç göndermediler.

BİR NESİL CAHİL BIRAKILDI

Bu düşüncenin kaynağı nedir peki?

Bu olaylar 1826'da Sultan Mahmut'a kadar gidiyor. Yeniçeriliğin kapatılmasından sonra yeniçerilik ve dine karşı bir menfi tutum geliştirildi. Tanzimat'tan önce medrese mezunları kazasker oluyorlar, askeri okullara gidiyorlar devlet memuru oluyorlardı. Tanzimat bu medrese mezunlarının devlet dairelerinde vazife yapmalarını istemedi. O yüzden medreselerde fen eğitimlerini kaldırdılar. Nasılsa mühendis olmayacak diyerek imamlık için kuran, hadis ve fıkıh gibi dersler okutulmasına salık verildi. Müfredatta medresenin bilgisini cami bilgisine sınırlandırıyorlar. Filibeli Ahmet Hilmi Efendi İslam tarihçisidir. Onun şöyle bir sözü var 'medreselerden fen dersleri kaldırıldı, mekteplerden din dersleri kaldırıldı, çok sürmez bu memlekette İslam dini avam dini haline gelir' diyor.

Öyle mi oldu?

Evet. Bunu söylediği yıllar 1880'ler. 'Dünya öküzün boynuzu üzerinde duruyor' diyen bir nesil yetişti. Bunları hocalar vaaz ettiler zamanında. Eşref bir şiirinde 'Cibril'in kanadında kaç tüy olduğunu bilir ancak Selanik'in nerede olduğunu bilmez' diyor. Din adamları alay konusu olmaya başlıyor.

O dönemde pek çok defa imam hatip okulu açılıyor fakat uzun ömürlü olmuyor. Bunun sebebini neye bağlıyorsunuz?

Bunun üzerine Islah-ı Medaris-i kurdular. Din derslerinin yanı sıra pozitif bilimlere yer verildi. Bu tutmadı çünkü araya Birinci Dünya Savaşı girdi. Osmanlı devleti yıkıldı ardından Cumhuriyet kuruldu. Sonra tekrar bu defa 'İmam hatip okulu kuralım' dediler. Lise seviyesinde, modern bilgileri içeren ve içinde din olan bir müfredat oluşturdular. O da talebesizlikten veyahut ilgisizlikten veya devletin dine karşı olan menfi tutumundan dolayı ilgi görmedi. Çünkü eskiden kalma medrese mezunu imamlar vardı. Onlarla idare edilir diye bakıldı.

ÖLÜ DEFNEDECEK İMAM BULUNAMADI

Fakat ihtiyaç gittikçe artmaya başlamış. 1948'te CHP genel kurultayı İsmet İnönü'nün isteği üzerine ölüleri defnedecek imam bulunamadığı için İmam Hatip okullarını kurma kararı alıyor…

Evet, cenaze olduğunda uzak köylerden imam getirilmek durumunda kalınıyor hatta imam bulunamayan yerlerde ölüler cenaze namazı kılınmadan defnediliyor. Halk partisi harekete geçiyor ve bunun üzerine 1948'de imam hatip kursları Celal Hoca tarafından kuruluyor. 8 aylık olan bu kurslara da pek ilgi gösteren olmadı. Celal Hoca da anlıyor ki bu kursla filan olmayacak. Doğru dürüst Kur'an ve Arapça öğretilen, lise seviyesinde hatta kolej statüsünde bir okula ihtiyaç olduğunu söylüyor ve bunun üzerinde ısrar ediyor. Tevfik İleri'yi ikna etmek için yirmi gün Ankara'da kalıyor. Neyse ki ikna ediyor. DP din okulları açılacağına dair söz veriyor. Nihayet 1952'de imam hatip okulları açılmış oluyor.

O dönemdeki imam hatiplilerle şimdikiler arasında ne gibi bir fark var?

O günkü imam hatip okullarına gelenlerin çoğu Kur'an kurslarında eğitim görmüş hafız kişilerdi. Sınıfımızdaki öğrencilerin yarısı hafızdı ve yaşları 15'in üzerindeydi. Ben 17 yaşımdayken orta birinci sınıftaydım. Benimle beraber kuran kursunda okuyan arkadaşlarımın bir tanesi vaiz bir tanesi de müftü oldu. Fakat ben okumayı tercih ettim.

EĞİTİM DÜZ LİSELERDEN DAHA İYİ

İmam hatipli kimliği algısı da sancılıydı. Okullarda okuyanlara 'Ölü Yıkayıcıları' deniyordu. Bu algı sizin döneminizde de var mıydı?

Evet, en başından beri bize de öyle davranıldı. Bize 'Ölü yıkayıcısı mı olacaksınız?' diyorlardı. İçimizde çok zeki arkadaşlar da vardı. Ama imam hatipte okuyoruz diye alay ederlerdi. Alay edenlerden birisi de Nezihe Araz, bizden adeta dilenci gibi bahsederdi.

İmam hatiplerin kendi içinde de eksiklikleri yok mu?

Var. Hem de çok. Bütün eksikliklerine rağmen düz liselerden daha çok dahi iyi öğretim yapılıyor. Mesela bir tane eroin müptelası bulamazsınız. Şu anda en kötü imam hatip okulu kültür, din bilgisi, gelenek, tarih bakımından en iyi kolejden daha iyi eğitim veriyor. Daha milli kimlikler yetiştiriyor. Yanıma bir gün tarih mezunu arkadaşım gelip elindeki din kitabını göstererek bana 'Kıraat olunmak' ne demek diye sordu. Bunun gibi pek çok örnek sayabilirim.

Bu liselere çocuklarını bilinçsizce gönderenler de yok mu? Çocuk istemediği halde aileler din eğitimini imam hatip okullarına bırakıyor…

Baskı olduğu zaman reaksiyon ortaya çıkar. Siz bir çocuğu istemediği halde İmam Hatip'e gönderirseniz serseri olur. Bunlar imam hatip mezunları içerisinde çok değiller. Az fire vardır.

MUSA ÇAĞINI YAŞIYORUZ

4+4+4 sistemi ve kat sayı probleminin aşılmasıyla imam hatiplerin önü de açılmış oldu. İmam hatiplere yöneliş diğer liselere göre daha fazla. Siz bu tabloyu neye bağlıyorsunuz?

Özellikle son dönemde dine karşı bir yöneliş söz konusu. Sadece Türkiye'de değil tüm dünyada bu böyle. Rusya'da genç nesil dinini bilmek ve öğrenmek istiyor. Bütün din okulları dolu, eski yıkılmak üzere olan kiliseler hepsi tamir ediliyor. Sabato, Arjantin Komünist Partisi'nin de genel sekreteridir. 1984'te Fransız bir gazetesi ona şunu soruyor: '21. yüzyıla yaklaşıyoruz bu asrın esas karakteristik özelliği ne olacak?' O da şöyle cevap veriyor: 'Ben bir Marksist olarak şunu diyebilirim ki 21. yüzyıl din çağı olacak. Çünkü artık maddi keşiflerin sonuna geldik. Atomu keşfettik. Madde alanındaki bilgilerimiz tamamlandı. Maddi gelişmeler ve teknoloji insan ruhunu tatmin etmedi. Yeniden bir din çağına giriyoruz. Tıpkı Musa'nın çağında olduğu gibi.' İstediğin kadar önünü kesmeye çalış insanlar maneviyata ihtiyaç duyuyor. İmam hatiplere olan ilgi dine karşı duyulan ilgiden kaynaklanıyor.

İmam hatiplerindeki kız sayısı erkeklere oranla yüzde elli beşin üzerindedir. Neden kadınlar daha çok tercih ediyor sizce?

Kenan (Evren) Paşa yıllar önce 'Bu kızların imam hatipte ne işleri var imame mi yetiştirilecek? Bu kızlar imam ve müftü olacak değiller ki' demişti. İşin bir erkek bir de kadın boyutu var. İmam hatipler sadece meslek okulu olmaktan çıkmıştır. Bir kültür veriyor. Kendi programlarından milli kültüre daha fazla yer veren bir okul olduğundan 'Çocuklarımız gitsinler dinlerini öğrensinler' deniyor. Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ne gittim. Baktım hepsi hanım öğrencilerdi. 'Bu fakültenin erkek öğrencileri nerede diye sordum? onlar 'yok bu kadarız' dediler. Yüzde altmış beş kadın.

Hangi sosyal grup daha çok imam hatibi tercih ediyor?

Orta ve ortanın altında ailelerin çocukları İmam hatibe gidiyor. Türkiye'de fakir sınıf daha dindardır. Bir de imam hatip okulu öğrencileri dışardan yardım görüyor. Bedava yurt imkânı var. Yemek veya başka türlü yardım alıyorlar. Fakir aileler kendi çocuklarını paralı yurtlara veya okullara okutacak güçleri olmadığı için ya Kur'an kursuna veriyor veya imam hatip okullarına gönderiyor.

İMAMLARIN ÖNÜ TANZİMAT'TA KESİLMİŞTİ

28 Şubat imam hatipler için zor bir süreçti. Basına yansıyanların dışında neler yaşandı o dönemde?

Çoğu öğrenci imam hatipten ayrıldı ve imtihanlara girip düz liselere geçtiler. Ya da düz lise diploması aldılar. İmam hatipler en büyük darbeyi hiç kuşkusuz 28 Şubat döneminde aldı. Bana kalırsa darbeyi yemeden de olmaz. Darbeyi yiyeceksin sonra tekrar ayağa kalkacaksın. Ayrıca imamların önünün kesilmesi sadece 28 Şubat'ta olmadı. Tanzimat'tan beridir var olan bir sorun. İmam hatip okulları bu memleketin en sağlam milli eğitim kurumlarıdır. Nurettin Topçu: 'Menderes'in en önemli eseri imam hatip okullarını açmış olmasıdır' demiştir. Bu sözüne birebir katılıyorum.

Türkiye'deki bu şartlara bakınca iyi ki imam hatipte okumuşum diyor musunuz?

Elbette. Dünyaya yeniden gelsem imam hatip okurdum. Ne zaman olursa olsun.

HAZIRLIK SINIFI OLMALI

İmam hatip okullarında ateist hocaların hizmet verdiği söylenir. Bu size garip gelmiyor mu? Bu imam hatip – siyaset arasındaki münasebetle ilişkilendirebilir mi?

İmam hatip okulunda bir tane ateist hoca varsa diğer okullarda daha fazladır. Evet, benim de ateist hocam oldu. Adı Tahir Alango, kendisi hoca çocuğu olduğu halde ateisti. Ama edebiyatı bilen biriydi. Ateistlik konusunda bize fazla telkinde bulunmadı. Ara sıra nükte yapardı. Türkiye'nin hoca profili böyleydi. Farklı farklı hocalarımız olurdu.

İmam hatipler de kendi içlerinde bir dönüşüm yaşadılar mı? Bu olumlu bir dönüşüm müydü?

Bir dönüşümün olumlu tarafları olduğu kadar olumsuz tarafları vardır. Mesleki gelişim bakımından bu okullar hala yetersiz. Çünkü bu sınıflarda Kur'an-ı Kerim okutulup öğrenilmiyor.

Ne yapılmalı peki?

Kur'an kurslarını imam hatip okullarının hazırlık sınıfı haline getirilmesi gerekir. Oradan seçip İmam Hatip'e alınmalı. Biz öyle yetiştik. Bizim dışımızda ilkokulu bitirip imam hatibe gelenler derslerde zorlanıyordu.

Müfredat değiştirilmeli mi peki?

Evet. Biraz daha meslek derslerine ağırlık verilmeli. İmam hatip okullarının müfredatları düz liselere çok yaklaştı. Sınav sistemi nedeniyle bu böyle oldu. Ben ortaokulda Farsça okumuştum. İmam hatip okulları düz liselerden daha zordur. Bir çocuğun hepsinin altından kalkması için çok zeki olması gerekiyor. Bu da öğrenciyi yoruyor.