Ruhi, taşra kentlerinden birindeki küçük bir tren istasyonunda emekliliğine gün sayan bir memurdur. En büyük hayâli de emekli ikramiyesiyle bir ev satın alıp, hayatının son demlerini huzurlu bir şekilde geçirmektir. Fakat, kızı Esra ve küçük oğlu Önder'in şimdiki durumlarından daha yüksek standartlarda yaşamak gibi bir hedefleri vardır. Onların bu konudaki gençlik hırsları en sonunda bütün aileyi İstanbul'a sürükler. 1970'lerin "Oyun Treni" adlı çocuk programından itibaren o tonton yanaklarını, yuvalarında fıldır fıldır dönüp duran gözlerini ve hınzırca gülüşünü beyazcamda yıllar yılı keyifle izlediğimiz bu yetenek abidesi adamı günün birinde insanın yüreğini dağlayan bir aile trajedisinde göreceğimi, doğrusu ya hiç tahmin etmezdim. Dahası, bizleri ekran karşısında gülmekten yerlere düşüren gösteriler yapmasına şartlandığımız bir sanatçı olarak, onun böylesine ters istikametteki bir öyküde bu denli aşkın bir performans sergileyebileceğine pek ihtimal vermiyordu ön kabûllerim…
Fakat, "Son İstasyon" filmini izlemeye başladığınızda kafanızdaki o kırk yıllık Levent Kırca şablonunu tez elden bir kenara atmayı başarabilirseniz, Türk tiyatrosunun bu büyük ustasının aslında komedi kadar dramada da ne denli başarılı olduğuna, şaşkınlıkla karışık bir hayranlık duygusu eşliğinde tanıklık etme fırsatı bulacaksınız. Oğlu Oğulcan Kırca'nın bu ilk yönetmenlik denemesinde başrolü üstlenmesinin yanı sıra, ona hem senaryonun yazımında hem de yapım sürecinde tecrübesiyle büyük ölçüde arka çıkan Kırca, odak noktasını oluşturduğu bu hüzünlü öyküde tek kelimeyle döktürüyor. Yüzünü öteden beri olağanüstü bir yetkinlik içinde kullanmasıyla tanıdığımız Kırca'nın, dilediğinde mizahtan sıyrılıp trajediye de bu denli yatkın bir kıvam alabildiğini görünce, kadim bir hayranı olarak kendisine, "Ah be usta, sen niye daha önce de benzer türde filmlerde oynamadın ki?" şeklinde bir sitem gönderdim kalbimden. Tıpkı, Sinan Çetin'in yıllar önce "Propaganda" adlı filminde rahmetli Kemâl Sunal'ın bambaşka bir cephesini keşfetmesi gibi, Oğulcan Kırca da babasının şimdiye kadar komedyenliğin gölgesinde kalan "drama aktörü" boyutunu taşıyor perdeye… Kalbi iyiden iyiye katılaşmış olanlar, bu öyküde anlatılan "aile faciası"nın klasik Yeşilçam kalıplarına göz kırptığını, doğrudan doğruya "gözyaşı"na oynadığını falan ileri sürebilirler. Ben ise bu ülkeyi her geçen gün biraz daha tekinsiz bir görünüme sürükleyen "üçüncü sayfa haberleri"nden bunalmış bir vatandaş olarak, anlatılan öykünün dibine kadar gerçek olduğunu, hele de son dönemlerde Anadolu'nun her köşesinin benzer türden aile çalkantılarıyla sarsıldığını savunmaktayım. Onun, kendisini çevreleyen yetenekli bir oyuncu kadrosuyla birlikte olgunluk döneminde ne denli usta işi bir gösteriye imza attığını kendi gözlerinizle görüp, içinizden geliyorsa da doyasıya ağlayın. Özetle, ondan gerçek hayatında da ülke gerçeklerini okurken sanatçılığı kadar olgun ve yüksek bir performans beklemekteyiz.
SON İSTASYON
Yapım Yılı ve Ülkesi: 2010, Türkiye yapımı
Türü ve Süresi: Komedi-Drama / 110 dakika
Yönetmen: Oğulcan Kırca
Senaristler: Levent Kırca, Oğulcan Kırca, Tekin Duman
Görüntü Yönetmeni: Tolga Çetin
Özgün Müzik Bestecisi: Cenk Çelebioğlu
Kurgucular: Oğulcan Kırca, Serdar Börcan
Sanat Yönetmeni: Fulya Cerit
Oyuncular: Levent Kırca (Ruhi), Başak Daşman (Esra), Korel Cezayirli (Önder), Suna Selen (Hacer), Hikmet Karagöz (Şevki), Meral Küçükerol (Nilgün), Ziver Armağan Açıl (Fikri), Gökçer Genç (Turgay), Arda Öziri (Burak), Özgür Aydın (Özgür)
Yapımcı Şirket: Kırca Yapım
Dağıtıcı Şirket: Pinema Film
İçerik Uyarıları: Bir kaç sahnesindeki argo diyaloglar ve erişkinlerin algı düzeyine uygun bir öykü anlatmasından dolayı, ilköğretim çağındaki izleyiciler için uygun bir yapım değildir.
Resmî İnternet Sitesi ve Fragmanı: http://sonistasyonfilm.com/
Yıldız Puanı: * * *
VİZYONA GİREN YENİ FİLMLER