Ney inliyor, benim içim titriyor. Şükür ve şikâyetin harmanlandığı bir sesin büyüsüne kapılıyorum. Böylesi basit bir saza nasıl üflenir de bu ses böylesi etkili olur? sorusu beni bir mıknatıs gibi çekiyor. Bu sazın öyküsünü ve ona hayat veren neyzenin nefesini, ehil birinden dinlemenin kaygısına düşüyorum. Ehil deyince bütün oklar tek bir adres gösteriyor. Düşüyorum okların peşine.. Varıyorum Niyazi Sayın ekolüne… Karşımda üç kuşak neyzen duruyor: Üstat Niyazi Sayın(80). Sayın'ın öğrencisi Salih Bilgin(48) ve Bilgin'in öğrencisi Burcu Sönmez(28). Neyin büyülü sesini üç kuşağın hikayesinden dinliyorum.
Sanat güzel ahlaka çağırır
Asrımızın ney üstadı neyzen Niyazi Sayın, şimdi 80 yaşında ömrünü sanatın birçok dalı ile zengin kılmayı başaran nadir isimlerden. Küçük yaşlarda ilgi duyduğu musiki merakı, ömrünü donatmış. 20 yaşındayken, semt caminde okunan ikindi ezanın büyülü makamını merak ederek, kendisini camii kapısında bulmuş. Karşısına ilk çıkan kişiye sesin kime ait olduğunu sorunca, “Ben okudum, istersen evimde yaptığımız meşklere katılabilirsin” diyen Mustafa Düzgünman'la tanışmış ve onun öğrencisi olmuş.
Sayın, işte bu tanışıklıktan sonra, 21 yaşında on liraya aldığı sipürde ney ile meşakkatli ama asil bir yolculuğa çıkmış. Önce camii musikisi sonra tasavvuf ilmi ve musikisinde derinleşmiş. Yarım asrı aşkın neyzenlik hayatının yanı sıra ebru, hat, cilt, tespih gibi sanatlarla da yoğun biçimde ilgilendiğinden evi tam bir sanat atölyesini andırıyor. “Sanat insanı güzel ahlaka götüren bir vasıtadır.” diyen Sayın, önce güzel ahlaklı sonra iyi bir insan olmanın gayretini önemle vurguluyor. Neyzen tavrının son temsilcisi olan üstat Sayın, artık bir ekol. Öğrencileri, asil neyzen duruşu, edepli tavırları, hayatı gönül gözü ile izleyebilme gayretleriyle hocalarını sadece dilleriyle ve gönülleriyle değil tüm duruşlarıyla hatırlıyor ve hatırlatıyorlar.
Neyi dünyaya tanıtan kadın
Burcu Sönmez, Türkiye'nin alışık olmadığı bir portre. Ülkesini uluslararası platformlarda temsil eden ilk kadın neyzen. Yaşı henüz 28. Yaşıtları popüler müzikle günübirlik şöhretlerle oyalanırken, O ömür boyu sürecek bir eğitime gönül vermiş. Konservatuar eğitimi yıllarından başlamak üzere yurt dışında; Fransa, Almanya, Lüksemburg, Belçika, Avusturya ve Mısır'da çeşitli topluluklar, orkestralar ve mûsikî dernekleri ile birlikte konserler veren Sönmez, ney ile tanışıklığını anlatırken, “Mistik bir öyküm yok. Benimkisi tamamen kader. 11 yaşında konservatuara kaydolduğumda saz olarak udu seçmiştim. Bir jüri üyesi 'bu yetenekle ud çalarsan adından söz ettiremezsin ama ney çalarsan ismin duyulur' deyince sazımı ney ile değiştirdim” diye özetliyor ney ile tanışıklığını..
Neyzenliği, hocası Niyazi Sayın ve Salih Bilgin'den aldığı terbiye ile sürdürdüğünü dile getiren Sönmez, “Ben yok, benlik yok.” diyor. Ve devam ediyor, “Birlikte büyüdüm bu sazla. Bütünleştim. Onsuzlaşamam. Bu nedenle ney benim soluk aldığım ortam. Bitmeyen bir eğitim serüvenidir neyzenlik. Çünkü tasavvufi sorumluluğu, sizi sürekli olgun ve kâmil insan olma yönünde bir yolculuğa davet eder.” diyor.
Sönmez, halen, TRT İstanbul Radyosu'nda ney sanatçılığı, Türk Kültürüne Hizmet Vakfı ve Haliç Üniversitesi'nde ve Caferağa Medresesinde ney hocalığı görevlerine devam ediyor. Ayrıca ebru dersleri alıyor.
Dinimizi bilmeyen ney üfleyemez
Niyazi Sayın'ın öğrencisi neyzen Salih Bilgin'le Maltepe Musiki Cemiyeti'nde görüşüyoruz. Sayın, İstanbul Kültür Bakanlığı Devlet Korosu'nda saz sanatçısı ve aynı zamanda Kadıköy ve Maltepe musiki cemiyetlerinde ders veriyor.
Neyle tanışıklığını, “21 yaşında Harp Akademisi sınavlarına girecekken, ağabeyimin ve arkadaşlarımın teşviki ile konservatuara girdim. Sonra, Niyazi Sayın, hocam oldu. Hocamdan sadece ney üflemeyi değil, edebi, adabı, hayatı, ahlakı öğrendim. Bu yüzden neyden çok neyzenlik bir kurumdur. Neyzen çok geniş acılı bir bakışla, kâinatta yaratılmış her şeyde vahdet-i vücudu görebilmeli. Çok güzel bir yerden geldik. Adı cennet. Bize orada ki güzellikler unutturuldu. Ama Neyzen o güzellikleri hatırlamaya gayret etmeli. Bunu başardığında Ney sıradanlıktan kurtulur, Neyzenin nefesinde hayat bulur. Çünkü neyin içindeki boşlukta sizde dolaşıyorsunuz.”
Neyin tek sınırının edep olduğunu hatırlatan Bilgin, “Neyzen duruşunu ilk neyzenden bu yana nasılsa öyle korumaya özen gösteriyoruz. Ha birde ha dediniz mi neyzen olunmaz. Bu kurumu ucuzlatmaya kimsenin hakkı yoktur. İki ay ney üfleyen neyzenim diyor. Kıymetli şeyler az olur ve zaman alır. Hocam (NS) 'Oğlum, neyzenin ilk 15 yılının bilançosu zararla kapanır.' der. Düşünün siz artık.” diyor
Batının bu saza ilgisine ve kültür emperyalizmine geliyor söz. Bilgin, sahiplenici ve direnişe geçmiş bir sesle şöyle devam ediyor, “Bu saz bizimdir. Dilimi, dinimi, kültürümü bilmeyen nasıl üfler bunu? Batı iç yalnızlığını sufizm ile dolduracak diye bu sazı göz ardı etmek olmaz. Ney üflemek bir nefes işi değil. Bir duruş işidir. Dilimi, dinimi, kültürümü öğrenecekse eyvallah..”
Ünlülerin ney ustası
Gökhan Özkök 18 yaşında neyle tanışarak, 4 yıl Niyazi Sayın'dan ders almış. Her neyzen gibi kendi neyini yaparak başlamış önce. Yaptığı neyler profesyoneller tarafından beğenilince, önce armağan etmiş, sonra masraf karşılığı onlarak bu işi yapmaya başlamış. 7 yıl evinde çalışmış. Talep artınca bir atölye açarak neyzenlerin övgü ile söz ettiği neyler için bir adres olmuş. Neyzenlere “Özkök'ün neylerini nasıl buluyorsunuz?” diye sorunca, “Üflüyorsam…” diyerek gülümsüyorlar. Salih Bilgin, Ahmet Şahin, Burcu Sönmez ve daha birçok profesyonel neyzen Özkök'ün yaptığı neyi üflüyor. Bilgi için: www.neyyapim.com (0536 3401242)