Türkiye'de siyasetçi denilince aklımıza Süleyman Demirel kuşağı geliyordu yakın zamana kadar. Ağzı iyi laf yapan, tuttuğunu koparan siyasetçiler. Ayrıca siyasetçinin makbulü, liderin ya da genel başkanın bir dediğini iki etmeyen, fikriyle zikri, partinin tüzüğünden ileri geçmeyendi. Ancak köprünün altından akan sular, siyaset okullarını hayatımıza sokunca, mektepli siyasetçilerle tanıştık. Fakat bu yeni nesil siyasetçiler öyle alıştıklarımıza pek benzemiyor. Mesela fazla demokratlar. Hatta liderin işine karışmayı düşününler bile var aralarında. Önümüzdeki siyaset dönemi akademisyen destekli mekteplilerle, usta siyasetçilerin gözdesi çekirdekten yetişme partililerin rekabetine sahne olacak gibi görünüyor. Bu rekabetten kazançlı çıkacak olan ise galiba Türk siyaseti olacak.
"Kıskançlık, rekabet, iddia...”
“Kıskançlık, rekabet, görünür olmak, iddialı olmak ve kendine güvenmek.” Bu, Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği KA.DER'in kadın siyasetçilere yönelik açtığı siyaset okulunda okutulan bir dersin adı. KADER'in yanı sıra Bahçeşehir, ve Okan Üniversitesi gibi vakıf ve devlet üniversiteleri ile TESAV, BSF Akademi gibi bir çok özel kurs, yerel yönetim ve STK'nın açtığı siyaset okullarından binlerce öğrenci mezun oldu.
Bu öğrencilerin bir çoğu bugüne kadar aktif siyasette yer almamasına rağmen milletvekili ya da belediye başkanlığına aday olmayı düşünüyor. Siyaset okullarının yöneticileri de mezun ettikleri öğrencilerin, siyaset anlayışını değiştireceğine inanıyor. Bilim Sanat ve Felsefe Akademisi Direktörü Dr. Yusuf Kaplan, Siyaset Okulu'nun, siyasete kalite ve düzey getirmesini hedeflediklerini söylerken nitelikli, ufuk ve vizyon sahibi siyasetçiler yetiştirilmesine katkıda bulunmak istediklerini söylüyor.
BSF Siyaset Okulu Danışmanı Atilla Yayla: Fikre dayalı siyaset eksiğini siyaset okulları giderebilir
Türkiye'de siyaset çok pragmatik şekilde yürütülüyor. Fikirler açısından bakıldığında da siyasetçiler ve siyasi partiler, yollarını el yordamıyla buluyorlar. Halbuki siyasetin fikre dayanması lazım. Dolayısıyla bu okulların, bu eksiğin giderilmesinde katkısı olabilir. Ama iyi siyasetçilerin sadece bu okullardan çıkacağını söylemek bir yanlışlık olur. Ayrıca siyasete meraklı kimselerin kurumsallaşmış partilerde görev almaları, en alttan başlayarak yavaş yavaş yukarıya doğru tırmanmaları lazım. Çünkü siyasetin bir teorisi bir de pratiği var. Burada teorik şeyler konuşulabilir ama, pratik mutlaka siyasi partilerde yapılmalıdır. İyi siyasetçi ikisini birleştiren siyasetçi olacaktır. Demirel kuşağı, yapılmaması gerekenler konusunda örnek alınabilecek bir kuşak. Siyasi partiler, farklı aktörlerin etkisi nedeniyle bir türlü kurum kültürü oluşturamıyorlar.
Prof. Dr. Sadık Kırbaş: Siyaset uzmanlık gerektiriyor
Okan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sadık Kırbaş: 'Siyasete soyunanların protokol kurallarını, Seçim Kanunu'nu, Siyasi Partiler Kanunu gibi siyasetin temel kavramlarını, Meclis'in nasıl çalıştığını bilmesi gerek. Bunların yanı sıra beden dilini iyi kullanmanız, hitabet sanatını, imaj yönetimini bilmeniz gerekir. Bunların hepsi birer uzmanlık alanıdır' diyor.
TBMM Başkanı Bülent Arınç: Biz sokaklarda öğrendik
Biz siyaseti meydanlarda, sokaklarda ve köylerde öğrendik. O dönemler siyaset, biraz da usta-çırak ilişkisiydi. Orası doğal bir okuldu. Ustalar da, çıraklar da bu doğal ortamda siyaset yapardı. Öğrendiklerimiz bugün ülkeyi yönetirken bize yardımcı oluyor. O dönemde yapılan hataları tekrar etmeden, güzellikleri ise hayata geçirerek doğrunun peşinde koşuyoruz. Benim siyaset tarifim şudur: Bir milletin refahı ve huzuru ve mutluluğu için çalışmak, gerektiğinde kendinden vazgeçebilmektir. Bugüne kadar iki ayrı siyasetçi tipi gördüm. Milletin arasında millet için siyaset yapanlar, Kaf Dağı'nın eteğinde kendisi için siyaset yapanlar. Bazı siyasetçiler, bir üst makama gelmek bütün güçlerini harcarlar. Siyaset gerçekle yalanı, doğru ile yanlışı birini tarihten silerek, diğerini silinmez bir şekilde hafızalara, gönüllere nakşederek ayırır.
Elif Güneş (Psikolog): Nimet Çubukçu'nun koltuğunda gözüm var
BSF Akademi Siyaset Okulu öğrencisi Psikolog Elif Güneş aynı zamanda AK Parti İstanbul İl Gençlik Kolları'nda görev yapıyor. Güneş'in hayalinde önce belediye başkanı olmak var. Hedefini ise şöyle açıklıyor:“İmkan olursa sonra milletvekilliği. Hatta kariyer planımda Aile ve Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığı var. Aile terapistiyim, aileye karşı özel bir ilgim var. Çünkü toplumun temel taşının aile olduğunu düşünüyorum.” Siyaset Okulu'nda öğretilen siyasetle, pratikteki siyaset arasında çok fark olduğunu belirten Güneş, şunları söylüyor “Hocalarımızdan öğrendiklerimiz, ideal siyaseti anlatıyor. Gönül böyle olmasını istiyor ama ülkemizin gerçekleri ile çatışıyor. Özgür bir siyaset anlayışından bahsediliyor. Parti geleneğinde ise böyle değil.Bir grup psikolojisi içerisinde olduğunuz için özeleştiriyi daha az yapıyorsunuz. Ayrıca partilerde, lideri ortadan kaldırdığımızda ortada bir şey kalmaz. Çünkü demokrat olmayan bir toplumda demokrat kalmak çok zor. Siyaset kurallarla yapılmalı ama size uymuyor. Zıtlıklar var ama bunların zamanla hazmedileceğine inanıyorum”
Fatih Çiğdem: Siyasetin nasıl olması gerektiğini burada öğrendim
AK Parti Kıraç Teşkilatlanma Başkanlığı yapıyordum. Kongreden sonra tekrar görev almadım. Siyasetin gerçeğini burada öğrendim. Özellikle derse gelip deneyimlerini anlatan siyasetçilerin büyük katkısı oldu. Bugüne kadar ki siyasi anlayışımızla işin teorik tarafından haberimiz yokmuş. Sadece pratikle meşguldük. Biz siyaseti meydanlarda yaşayarak öğrenmiştik.” Eleştirmenlik okuyan Emrullah Sayın ise “Siyaset düşünüyordum ama işin ciddiyetini kavrama noktasında açılım sağladı. Demokrasi olmayan bir yerde nasıl siyaset yapılır açıkçası bilmiyorum.”
Tuba Sökmen: Biz bu siyaset anlayışını değiştirebiliriz
AK Parti Bursa İl Gençlik Kolları'nda görev yapıyorum. Mecliste staj yaptığım için oradaki ortamı çok iyi gözlemleyebilmiştim. 25 yaş olayını bu yüzden önemsiyordum ve AK Parti 25 yaşını dolduran adayların da başvurusunu kabul edince ben de başvurdum. Okula gelmeden önce vekillik konusunda cesaretim vardı ama bu cesaretimin kırıldığını söyleyebilirim. Siyasetçilerimiz ve hocalar, gerçekleri anlatınca ister istemez kötü yanlarını da öğreniyorsunuz. Siyaset bugüne kadar böyle gelişmiş olabilir değiştirmek kolay değil ve ama biz burada öğrendiklerimizle değiştirme yolunda adım atabiliriz. Ama bunun değişmesi gerekiyor.”
Dr. Aydın: Aday olmaktan vazgeçtim, öğrenip geleceğim
Dr.Aydın bey ise kamu görevi nedeniyle aktif siyasetin içerisinde olmasa da uzaktan izliyor. Şu görüşleri paylaşıyor: “Çocuklarımıza iyi bir yaşam sağlamak için siyasete müdahil olma fikriyle geldik. Ama usta siyasetçilerden ve hocalarımızdan siyasetin bir vatan hizmeti olduğunu, düşünüldüğü kadar çekici bir yanı olmadığını öğrendik. Hatta bu dönem aday adayı olmayı planlıyordum ama hem bu okulun bana verdiği düşünce değişikliğinden dolayı aday adayı bile olmadım. Biraz daha birikim sahibi olmam gerekiyormuş.”
Hikmet Bakır (Öğretmen): Siyasetin gerçeğini burada öğrendim
“Bilgi amaçlı gelmiştim siyaset okuluna. Siyasetin nasıl olması gerektiğini öğrendim. Hocalar, ideal siyaseti, siyasetin nasıl olması gerektiğini söylüyor. Türkiye'de ise siyasetin popülist bir tarzda, gerçeklerden, uzak yapıldığını görüyoruz. Siyasetin meslek olmaktan çıkacağını düşünüyorum. Siyasete girmeyi düşünüyordum. Ama artık düşünmüyorum. Siyasetin çok ciddi bir iş olduğunu burada öğrendim.