İNSANLARI KAZIĞA OTURTURDU
Vampir hikâyelerinin ilham kaynağı olan Kazıklı Voyvoda, nâm-ı diğer Drakula, her türlü korku karakterinin bulunduğu Transilvanya''da yaşadı. Eflak Voyvodası 3. Vlad Tepeş (yâni Kazıkkakan), Macarlar tarafından Drakula (yani Şeytan), Türkler tarafından da Kazıklı Voyvoda diye bilinir.
Kazıklı Voyvoda ismiyle meşhur olan Vlad Tepeş''in en sevdiği eğlencesi kazık işkencesi olduğu için bu ismi almıştı. Kazıklara oturtulmuş insanların çığlıklar içinde çırpına çırpına can vermesini yemek yerken seyretmek en büyük zevklerindendi. Hususiyle Türkler, Kazıklı Voyvoda''nın can düşmanıydı. Hatta Fatih''in elçilerini sarık ve kavuklarıyla karşısına çıktıkları için, sarıklarını üçer çivi ile başlarına çaktırması hâdisesi meşhurdur. Bu hâdiseleri de Fatih dönemi müverrihi Tursun Bey anlatır.
KALBİNE TAHTA BİR KAZIK ÇAKILMIŞ
Drakula''nın, ölümüne dâir elbette ilginç söylentiler de eksik değil. aşsız cesedinin bulunması, bir gece vakti mezarının açılmış ve içinin boş olması gibi söylentiler de vampir karakterinin en belirgin özelliklerini oluşturdu. Ayrıca vampirlerin ölümünün, ancak kalbine tahta bir kazık çakılmasıyla mümkün olması fikri de, ömrü boyunca insanları kazıklara çakmış olan Drakula''nın bir nevî aynı şekilde cezâlandırılmasıydı. Bütün bunlar, hayal gücü geniş olan yengeç burcundaki Sultan Mahmut için ilham kaynağı olmuş olacak ki, vampir hikâyelerini yeniçerilerin aleyhinde kullanmasını iyi bildi.
DRAKULA''NIN KAFASI İSTANBUL''A GETİRİLDİ
Anlatılanlara göre "Keferenin Haccacı" diye bahsedilen Drakula, 1476 yılında Osmanlı askerleri tarafından yakalanıp öldürüldü. Kesik başı payitaht İstanbul''a getirildi. Bedeni oradaki bir mezarlığa gömüldü. Başsız bedeni sonraki zamanlarda, Snagov Manastırı''nın yakınındaki bataklıkta bulununca, gidip mezarını açtılar. Açılan mezarın boş olduğu görülünce vampir söylentileri de başlamış oldu.