Bedenimiz için bahar temizliği

Hastalıkların birçoğu çok yemekten kaynaklanırken az ve sık yemek de sağlıklı değil. Bilimsel araştırmalarla gündeme gelen “otofaji” bedenimin periyodik bakımı ve fabrika ayarları işlevini görüyor.

Muhammed Gümüş Yeni Şafak
Arşiv.

Günümüzde obezite bir salgın hastalık gibi dünyayı kasıp kavuruyor. İnsülin direnci, şeker hastalığı, kalp-damar hastalıkları, kanser türleri Hepsi modern hayatın bize birer hediyesi. Bugün dünyanın bir yandan hızla değişimi, öbür yandan modern hayat dayatması beraberinde bir çok problemi getiriyor. Buna karşılık 21. yüzyılın önemli buluşu olarak değerlendirilen aralıklı oruç, kronik hastalıklara ve yaşlanmaya karşı hücrelerin temizliği, geri dönüşümü, 24 saatlik periyodik bakımı için kullanılıyor. Aralıklı oruç için kullanılan otofaji Yunancada ‘kendi kendini yemek anlamını taşıyor. Yani vücudumuzda biriken çöpleri temizleme görevi görüyor.

Prof. Dr. Yavuz Yörükoğlu’nun İnkılap Kitabevi etiketiyle çıkan “Gençliğin Sırrı Otofaji” kitabı, konuyu bilimsel gerekçeleriyle açıklayan önemli bir çalışma. Yazar, aralıklı orucu ilk defa anlattığı 2015’te basılan “30 Günde 10 Yıl” adlı kitabı nedeniyle ‘sözde’ bilim adamlarının saldırılarına ve haksız eleştirilerine maruz kalıyor. “Herhalde hoca yaşlandı, kendini dine verdi, orucun faydalarından bahsediyor” diye dalga geçenler oluyor. Kimisi cehaletle suçlarken, kimisi de öğün atlamanın zararlı olduğunu iddia ediyor.

ORUÇ KONSEPTİNE SALDIRILAR

Az az sık sık yemenin sağlıklı beslenme tarzı olduğunun sanıldığını kitabın önsözünde dile getiren Yörükoğlu, hiçbir bilimsel dayanağı olmayan bu ‘Amerikan işi’ söylemin ne kadar yanlış olduğu, hatta zararlı olduğunun yıllar içinde anlaşıldığını ifade ediyor. Aralıklı oruç konseptine saldırıların 2016 yılında Nobel Tıp Ödülü oruç ve otofaji konusunda araştırmaları ile ünlü Japon bilim adamı Yoshinori Ohsumi’ye verilene kadar devam ederken, o tarihten sonra kalori kısıtlaması ve orucun faydaları çeşitli mahfillerde ballandıra ballandıra anlatılıyor.

Yörükoğlu’na göre otofaji yeni moda zayıflama diyet değil, içimizde devamlı çalışan bir periyodik bakım mekanizması. İnsanı fabrika ayarlarına dönüştüren bir sistem. 21. yüzyılın en önemli buluşu aynı zamanda. Arabalarda belirli dönemlerde yapılması gereken periyodik bakımdan farklı bir durum değil.

“30 Günde 10 Yıl” kitabının devamı niteliğinde olan “Otofaji’ kitabı, aralıklı oruç uygulamasının neden olduğu otofajinin biraz ayrıntılarına iniyor, metabolik otofajiye ulaşmanın yollarını anlatıyor, bu uygulamanın kronik hastalıkları önleme tedavisinde, genç kalma ve sağlıklı hayatın süresini uzatmadaki rolüne değiniyor. Metinlerin içinde zaman zaman yazarın konuyla ilgili çektiği videoların karekod linklerini göreceksiniz.

Otofajiye giden bir günü, otofajiye girdiğinizi nasıl anlayacağınızı, doğru yolda olduğumuzu gösteren en önemli bulguları ve örnek menüleri bulacağınız kitapta otofajinin uyku, hastalıklar, obezite gibi bir çok konuyla ilişkisi irdeleniyor. Kitabın sonunda ise sıkça sorulan sorulara verilen cevapların yanısıra işlenen konularla ilgili yayınlara ulaşabilmek için bilimsel kaynaklar yer alıyor.

BASİT BİR ÖRNEKLE ANLATIM

Hücrelerimiz içinde bir temizlik, geri dönüşüm ve gençleşme operasyonu işlevi gören sistemin daha iyi anlaşılabilmesi için basit bir örnek veriliyor: Eğer oturduğunuz oda veya evde ortalığı toparlamaz, temizlik yapmazsanız kısa sürede ortalık kirlenir, tozlanır, çöpler birikir, mikrop ürer, sağlıksız bir ortam oluşur. Otofaji de lizozomlarımızın hücre içinde yaptığı bir temizlik operasyonudur. Otofaji olmasa kirli evdeki çöpler gibi hücre içinde biriken toksinler, olası virüsler, yağ damlacıkları, eskimiş ve DNA’sı bozulmuş organcıklar ve proteinler hücrenin işlevlerini bozar, daha önemlisi insülin direnci, şeker hastalığı ve kanserler için zemin hazırlar.

İlk başta zor gibi sanılsa da aralıklı oruca başladığınızda çok çabuk alışabileceksiniz, giderek kolaylaştığını göreceksiniz. Zaman zaman oruç süresini 16’dan 17’ye, bazen de 18 saate çıkarabileceksiniz. Programı 30 gün uyguladığınızda sonuçlarını göreceksiniz. Aynı bahar temizliği yapılmış pırıl pırıl bir ev gibi hücrelerinizin temizlenmiş, çöp ve mikroplardan arınmış, belki biraz iddialı olacak ama gençleşmiş, hafiflemiş hissedeceksiniz.


Bir hekimin şifayı arama serüveni

Teknolojik imkanlarla baş döndürücü gelişmelerin yaşandığı modern tıbbın yanısıra son yıllarda geleneksel şifa yöntemlerine müracaat sayısı giderek artıyor. İşte bu kitabın hikayesi de burada başlıyor. Esra Kırsever, bir doktor olarak hekimliğe yolculuğunu “Şifayı arama serüvenim, aklımı, kalbimi ve ruhumu itminana kavuşturan ve esasında hastalıkların iyileşmesinin yegane yolu olan asla vasıl olma idrakine doğru bir yol alma süreci oldu” diyerek özetliyor.

Ketebe etiketiyle yayınlanan 184 sayfalık çalışmada yazar annesini iyileştirme çabaları sırasında elde ettiği kişisel deneyimleri ve içgörülerinden yola çıkarak kazandığı yeni bakış açılarını ve yeni yaklaşımlarını bilime dayalı olarak sunuyor. Eser alanındaki ilk kitaplardan olma özelliğini taşıyor

Kırsever, bir ömür sürecek şifa arayışına edindiği bilgi ve tecrübelerini okurla paylaşarak kapı aralıyor. Kitabında annesinin hastalığı ile başlayan şifa arayışı sürecine okuru da tanık eden yazar, tıbbı algoritmalardan ibaret kabul eden yaklaşıma yapıcı eleştiriler getiriyor, biyorezonans, akupunuktur, homeopati, Bach çiçekleri ve bir şifa kaynağı olan “su”ya dair derinlemesine araştırmalar yapıyor, tedavilerinde tüm bunlardan faydalanıyor.

Çıkış yolumuz tarımdan geçer

Tarım dünyasına yönelik yazılarıyla bilinen Ali Ekber Yıldırım’ın kaleme aldığı Yeni Tarım Düzeni Sia Kitap’tan çıktı. Kitabın alt başlığı olan “İklim Krizi ve Gıda Egemenliği” ile son dönem tartışmalarını ve güncel gelişmeleri yakından takip ettiği çok rahatlıkla anlaşılıyor.

Bu döneme damgasını vuran pandemi, iklim krizi, kendine yeterlilik, yasaklar, kısıtlamalar, korumacılık, yoksulluk ile beraber gıda egemenliğinin daha da önemli hale geldiğini vurgulayan yazar, Türkiye’nin yaşadığı ekonomik krizde tarımın gücünden yararlanmak yerine tarımın yok edilmeye çalışıldığını vurguluyor ve çıkış yolunun tarım olduğunu dile getiriyor.

Yıldırım kitabında, ithalat yerine ihracat yolunun seçilerek ve çağdaş teknolojilerden yararlanarak tarımda nasıl öncü konuma gelinebileceğinin, zenginliğini nasıl artırabileceğinin yollarını öneriyor.


Kuşakların kitabı: İslâm Prensipleri