Hrant Dink'in katledilmesinin ardından atılan 'Hepimiz Ermeniyiz' sloganına aşırı milliyetçi kesimden gelen tepkilerin stadyumlara taşınması, zaten çirkin görüntülerin eksik olmadığı yeşil sahaları daha da karıştırdı. Aslında Türkiye, statlarda yaşanan ve karamsarlığa iten bu tabloya hiç de yabancı değil. Maçlara kasatura ve döner bıçağıyla giren taraftarların olduğu bu ülkede futbol ve fair play adına iyi şeyler düşünüp yazabilmek o kadar zor ki...
Tüm bu kötümser tabloya rağmen insanın yüreğini ferahlatan öyle bir dostluk hikayesi var ki, sporu ve sporun yüceltici felsefesini en iyi ortaya koyan örneklerden biri. Onlarınki bir dostluk hikayesi, iki futbol takımının fanatik taraftarlarının gerçekten kardeş olabileceğinin kanıtı.
Bursaspor ile Ankaragücü arasında yaklaşık 25 yıldır süren dostluk ve kardeşlik havası herkese 'Keşke bu tablo tüm takımlar arasında yaşansa' dedirtiyor. Tribünlerde boy gösteren bu harika dostluğun öyküsü hüzünlü bir hikayeye dayanıyor aslında.
Bursaspor dergisi Genel Yayın Yönetmeni Süha Gürsoy'a göre bu kadim dostluğun başlangıcı 1980 yılıdır. O yıl Ankara'da düzenlenen TSYD Kupası'nda Bursaspor Beşiktaş ile oynar. Tarihi dostluğun fitilini ateşleyen de Ankaragüçlü taraftarların Beşiktaş'a karşı Bursaspor'a verdiği destektir. 'Bizans' takımlarına karşı oluşturulan bu ortak cephe, ertesi yıl Bursa'da oynanan Ankaragücü-Galatasaray maçında, bir kez daha kendini gösterir. Bu kez Bursaspor taraftarları vefa örneği gösterip Galatasaray karşısında Ankaragücü'nü gönülden destekler. Bu dostluğun bir de simge kahramanı vardır: Abdülkerim Bayraktar. Fanatik Bursaspor taraftarı Abdülkerim, Hacettepe Üniversitesi'nde okumak üzere Ankara'ya gelir. Fubol aşkıyla yanıp tutuşan bu genç, Ankaragücü'nü ikinci takımı olarak kabul eder ve hiçbir maçını kaçırmaz. Abdülkerim, bir süre sonra Ankaragüçlü taraftarların 'Abdül Abisi' olur.
Okulu bitiren Abdülkerim, vatani görev için asteğmen rütbesiyle gittiği Mardin Savur'da 11 Ağustos 1993 günü PKK saldırısında şehit olur. 'Abdül Abi'lerinin şehit olduğu haberi Bursa tribünlerinin yanı sıra Ankaragücü tribünlerini de kor bir ateş gibi yakar. Abdülkerim için Bursa'da düzenlenen tören sırasında sarı lacivert formalı bir grup Ankaragüçlü taraftar sahanın ortasına gelir ve 'Abdül ölmedi kalbimizde yaşıyor' pankartı açar. Ankaragüçlüler, Abdül Abi'lerinin cenazesine de binlerce kişilik bir katılım sağlar. Cepheden gelen bu acı haber ve cenaze töreninde yaşananlar iki takım arasındaki dostluğu daha da perçinler. Ve bugüne kadar iki takım arasında oynanan maçlarda ne tek bir olay çıkar ne de seyirci ya da oyuncular birbiriyle kavga eder. Kısaca bu dostluk ebediyyen sürüp gider.
Başkanlar birbirini yiyor taraftar birbirini seviyor
Yeni Şafak spor yazarı Osman Tanburacı bu iki şehrin benzer kaderlerini şöyle anlatıyor: “Türkiye'nin şu anki başkenti nasıl Ankara ise bir zamanlar Osmanlı Devleti'nin başkenti Bursa'ydı. Bugün her iki takım da barışa koştular.” Tanburacı, bu barış kokan davranışları 'Sportif yakınlığın en güzel göstergesi' olarak tanımlarken, “İki başkan Levent Kızıl ile Cemal Aydın sanki iki düşman. Topluma doğru mesaj veremiyorlar. Onlar birbirini yerken her iki taraftar da birbirini seviyor” diyor.
Anadolu takımları İstanbul'a karşı birleşiyor
Ankara Üniversitesi'nde görevli akademisyen ve spor yazarı Prof. Dr. İsmail Doğan, özellikle ulusal medyanın 'Bizans takımlarından başka şampiyon çıkmaz' vurgusu ve ayrıcalıklı tavrının Anadolu takımlarını dayanışmaya ittiğine vurgu yapıyor. Prof. Doğan, “Anadolu takımları horlanarak, itilerek başarı kültürüne bir darbe indirilmiştir. Anıtkabir'e birlikte gitmeleri ise insanların siyasi ve sosyal fikirlerini futbol gibi popüler simgeler üzerinden kitlelere aktarmasıdır” diye yorumluyor.
Şiddet futbolda değil insanın beynindedir
Beşiktaş Çarşı Grubu lideri Alen Makaryan ise şiddetin futboldan değil insanın beyninden kaynaklandığını söylüyor. Bursaspor ile Ankaragücü arasındaki dayanışmanın etik olmadığını savunan Makaryan, “Bu iki takım hangi bir takım diğerine düşman olunca, onlar diğerine dost olarak bir fayda elde etmek istiyorlar” diye anlatıyor.
Spor tarihinde bir ilk yaşanıyor
Yeni Şafak yazarı Sanlı Sarıalioğlu, Bursaspor ile Ankaragücü taraftarının 'dostluğunu' “Tarihe geçecek bir spor anlayışıdır” diye yorumluyor. Futbol nedeniyle birçok düşman şehirler oluştuğunu söyleyen Sarıalioğlu, “Düşman şehirler çok, kardeş şehir ise sadece iki tane” diyor. Her iki takımın taraftarlarının bu dayanışmasını 'erdemlilik' olarak niteleyen Sarıalioğlu, bu barışın devamlı ve örnek alınmasını dilediğini söyledi.
Dayanışma bizim toplumumuzda var
Sabah Gazetesi spor yazarı Kazım Kanat Bursaspor-Anakaragücü arasındaki bu dayanışmayı şöyle yorumluyor: Tribünler, dünyanın ve Türkiye'nin aynasıdır. Türkiye futbolundaki şiddet, daha Avrupa'daki kadar değildir. Avrupa'da güçlü bir siyah-beyaz ırkçılığı ağır basar. Bizdeki ayrımcılık ise siyasilerden kaynaklanır. Bu nedenle bu iki takımın dayanışması doğal ve güzeldir. Özellikle taraftarı en sert, asi ve agresif olan bu iki kulübün dayanışması güzeldir. Milliyetçi dalgalanmalar bana kalırsa futbolun doğasından çok dışsal ve örgütsel bir durum.”
Toplumsal dayanışmayı yansıttılar o gün
Bursaspor Dergisi'nin Genel Yayın Yönetmeni Süha Gürsoy, iki takımın bu tarihi dayanışmasının geçmişinin 26 yıl önceye dayandığına işaret ederek şunları söylüyor: “Taraftar denilen kitle toplumdan oluştuğu için toplumsal olaylara daha vakıf. Sadece taraftarın sınırı yoktur. Bu iki taraftar son günlerde maçlarda oluşan milliyetçi dalgalanmaların ötesinde toplumun barışcıl yönünü öne çıkardı. Geçen haftaki Bursaspor-Ankaragücü maçında alınan güvenlik önlemleri bile formaliteydi. Hatta başkanların masa başı hesapları bu dayanışmaya gölge düşüremedi”
6'da herkes Bursalı 16'da Ankaragüçlü
Turkcell Süper Lig'de iki yıl aradan sonra tekrar birinci lige dönen Bursaspor'la Ankaragücü arasında geçen hafta Başkent'te yapılan maçta, bilenler için son derece sıradan bilmeyenler içinse şaka gibi gelen görüntüler sergilendi. Ankara'nın plaka numarası da olan 6'ncı dakikada Bursa taraftarları, Ankaragücü lehine barış ve coşku dolu tezahürat yaptı. Dakikalar bu kez 16'yı gösterdiğinde Ankaragücü tribünlerinden Bursaspor lehine tezahürat yükseldi. Hatta Ankaragücü ile Bursaspor taraftarı tribünde birbirlerinin içine dağıldı. İki takımın amblemlerinin bulunduğu kaşkollar dayanışmayı daha da artırıyor. Maç öncesinde de iki kulübün taraftarları birlikte Anıtkabir'e yürüyerek dostluk mesajı verdiler.
'Benim yönlendiriciliğim yok'
Bursaspor Kulüp Başkanı Levent Kızıl, “Ankaragücü ile Bursaspor taraftarı arasında çok ciddi bir bağ var” diyor. “İki takımın ruh ve fikir birliğine vararak bir yöne yönelmesi zordur. Bu iki takım bunu başardılar. Yüreklerindeki barış duygusuyla Anıtkabir'i ziyaret ettiler” diyen Kızıl'a göre bu durum 'taraftarların karşılıklı hissettiği bir duygu ve fikir paylaşımı.'
FIFA'ya örnek olacak dayanışma
Ankaragücü Kulüb Başkanı Cemal Aydın, bu dayanışmanın Türkiye ve Dünya'da bir ilk olduğunu vurgulayarak, “ Ankara'nın plaka numarasında Bursasporlular bağırıyor.Bursa'nın plaka numarasında Ankaragücü bağırıyor. Maç izlerken 16. dakika olduğunu taraftarımızın Bursaspor diye bağırmasından anlıyorum” diyor
Futbolun doğasına aykırı
Prof. Dr. Niyazi Öktem, Bursaspor ile Ankaragücü arasındaki dayanışmayı önce futbolun doğasını tanımlayarak bir sonuca bağlıyor: “Futbol müsabakaları insanın içinde olan aidiyet duygusunun tezahürüdür. 'Benim kimliğim iyidir diğerininki kötüdür' diyerek ötekileştirmeye giden bir psikozdur. Eskiden bu psikoz savaşlarla daha vahşi bir şekilde yaşanırdı. Kitle irrasyonel olduğundan hızlı bir şekilde vahşete dönüşür. Bu iki takımın dayanışması futbolun doğasına aykırıdır. Spesifik sebeplerine bakmak gerekir. Anıtkabir'e gitmeleri ise iki taraftarın ulusal olan simgede de birleştiklerini gösterir. Bu tür dayanışmaların devamını ve örnek olmasını diliyorum.”