Bize çok yakışıyor

Uluslararası İstanbul Opera Festivali’nin klasiği haline gelen, “Saraydan Kız Kaçırma” bugün seyirciyle buluşuyor. Osmanlı Sarayı’nda geçen ve Selim Paşa’yı anlatan operanın rejisörü Yekta Kara, “Bize bundan daha çok yakışan bir eser kanımca yok” diyor.

Yeni Şafak Seray Şahinler Demir
Şef Zdravko Lazarov yönetimindeki İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenecek eser bugün ve yarın saat 21.00’de Arkeoloji Müzesi Bahçesi’nde izlenebilir.

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen Uluslararası İstanbul Opera Festivali’nin vazgeçilmezi Saraydan Kız Kaçırma bugün ve yarın bir kez daha seyirciyle buluşuyor.

Mozart’ın başyapıtlarından olan Saraydan Kız Kaçırma’nın bizim için ayrı bir önemi var. Almanca olarak yazılan bu eser bir Osmanlı sarayında geçiyor. Paşa Selim’in bağışlayıcılığını ve erdemini öne çıkaran eser, uzun yıllardır Türk seyircisinin favorilerinden. Opera Festivali’nin klasiği halineve her yıl Arkeoloji Müzesi bahçesinde sahnelenen eserin rejisörlüğü ise Yekta Kara’ya ait.

38 YIL ÖNCE BAŞLADI

Eseri ilk kez 1980 yılında sahneye koyan Prof.Dr. Yekta Kara ile konuştuk. Mozart’ın 250 yıl önce Türkler’in erdemini anlattığını belirten Kara, “Bir kere eserin geçtiği yer belli. Bu şehre, Topkapı Sarayı’na, Arkeoloji Müzesi’ne çok yakışıyor. Mozart’ın bizi düşünerek yazdığı bir eser” diyor.

https://image.piri.net/resim/imagecrop/2018/06/28/03/19/resized_eefa8-329406e3saray1.jpg

BİR HOŞGÖRÜ SİMGESİ GİBİ

Viyana Kuşatması’ndan sonra Avusturya’nın enstrümandan kahveye kadar Türk kültüründen etkilendiğini kaydeden Kara, “Mozart o dönemde Türklerin hoşgörüsünü savunmuş ve Selim Paşa’yı bir hoşgörü simgesi olarak kabul etmiş. Bize bundan daha çok yakışan bir eser kanımca yok. Türkler’i konu eden operalar var ama birebir bu coğrafyada geçen başka bir eser yok. Dolayısıyla bizim sahiplenmiş olmamız çok önemli. Hem yerli hem yabancı seyirci bizden izler görüyor” diyor.

BAĞIŞLAYICILIĞI GÖSTERİYOR

“Saraydan Kız Kaçırma”nın Selim Paşa özelinde erdemli insan profili sunduğuna, paşanın duruşu ve tavrıyla bambaşka bir insan profili çizdiğine dikkat çeken rejisör, “İnsan olarak bizim bağışlayıcı olmamız gerekir. Kin ve nefret insanın doğasına zarar veren bir olay. Dolayısıyla hepimiz bunun için çabalıyoruz. Kötü ve olumsuz duygulardan arınıp karşımızdakini ötekileştirmemeye çalışıyoruz. Mozart ne kadar büyük bir deha olduğunu 250 sene önce göstermiş. Yüzyılları aşıp günümüze kadar uzanan bir temaya yer vermiş. Onun bir eserinin bu kadar benimsenmesi beni ayrıca çok mutlu ediyor” şeklinde konuşuyor. İlk kez 1782 yılında Viyana’da sahnelenen eser, dünyanın en çok sevilen ve sahnelenen operaları arasında.

  • Saraydan Kız Kaçırma, Yekta Kara’nın rejisörlüğünü üstlendiği ilk eser. Aradan geçen 38 yıl boyunca Kara’nın yönetiminde pek çok ülkede seyirciyle buluştu. 2004 yılında Almanya’da yılın eseri seçildi. Estonya, İtalya, Güney Kore gibi ülkeler başta olmak üzere dünyanın bir çok yerinde sahnelendi. Eser ile arasında gönülden bir bağ kurduğunu dile getiriyor.