Altı bölümlük mini dizi olarak yola çıkan Börü›nün sinema filmi, 15 Temmuz 2016 gecesini beyaz perdeye taşıyor. Bu hafta seyirciyle buluşan “Börü”, Ankara Polis Özel Harekat Daire Başkanlığı bombalandıktan sonra geri adım atmayıp savaşan Börü Özel Timi’ni anlatıyor. Adını öz Türkçe’de kurt anlamına gelen börüden alan ekip, “Aspanda bürküt, yerde kökbörü” ol deyişinden yola çıkarak gökte helikoptere, yerde tanklara karşı koyuyor. Can Emre ve Cem Özüdoğru›nun yönettiği filmin yapım ve senaryo kısmında Alper Çağlar imzası var. Börü›nün detaylarını oyuncular Emir Benderlioğlu ve Ahmet Pınar ile konuştuk.
MÜTHİŞ BİR REAKSİYON
Börü, 15 Temmuz’a hangi açıdan bakıyor?
E.B: 15 Ttemmuz, Cumhuriyet tarihinin en karanlık gecelerinden biriydi. İşin arkasına önüne bakmadan o zor gecede, Türk polisi, askeri ve milletinin ne yaptığını anlatmaya çalıştık. Saf bir şekilde müthiş bir reaksiyondu bu. Bunu tam kalbinden anlatan bir konuyu canlandırmak ciddi bir sorumluluktu. Bu ağırlığı taşıdığımıza inanıyorum.
Şehit aileleriyle, gazilerle bir konuşma fırsatınız oldu mu?
E.B: Daha dizi başlamadan önce ben kendimi psikolojik ve mental olarak kampa aldım. Bir takım görüşmeler yaptım. Polislik mesleğini yapan insanların neler yaşadığını anlamak için onlarla da görüştüm. Bütün oyuncular işini çok ciddiye aldı.
Börü Timi’nin sağlamlığı nereden geliyor?
A.P.: Özel Harekat Daire Başkanlığı’nın görev bilinci ve yaşayış tarzlarını rol model aldık. Kardeşlik ve vatan sevgisi onlar için her şeyden çok önce geliyor. Börü’nün sağlamlığı gerçek Börüler’den geliyor.
BİZİ BİZ YAPAN DEĞERLER SUNULDU
Börü projesinin başarısı ve farkı nereden geliyor?
E.B: En başta Börü Timi’nin aile olmasından Bir bedenin parçaları gibi, birbirini iyi anlayan insanlardan oluşuyor. İzleyiciler filmde kendilerini bulacaklar. Alper Çağlar’ın işlerinde toplumun birçok kesimine hitap edebildiğini görüyoruz genelde. Kur’an’dan parçalar, Atatürk, Barış Manço, askerimiz, polisimiz, kültürümüz gibi bizi biz yapan bütün değerlerin ortak sunumu var. Alper Çağlar filminden çıkan biri, biz de yapabiliyormuşuz diyebiliyor.
Sette de aynı ortam var mıydı?
E.B: Diziyle beraber ekip olarak bir yıldır beraberiz, biz de bir aile olduk. İşini iyi yapan insanlarla birlikte olunca sette de herkes birbirini iyi anlıyordu.
Filmde Türk tarihine birçok gönderme var. Yerli ve milli kavramı bize ne anlatıyor?
E.B: Yerli ve milli dendiğinde benim aklıma gelen tek şey, “Ne mutlu Türküm diyene”. Yerli ve milli kavramının en muhteşem çözümlemesi diyebiliriz.
ATIŞ UZMANIYDIM OYUNCU OLDUM
Sizin ilginç bir oyunculuğa başlama hikayeniz var sanırım...
A.P.: Tesadüfen sinema televizyon mesleğine geçiş yaptım. Aslında özel güvenlik sektöründe çalışıyorum, ileri teknikler atış uzmanıyım. Eğitimle başlayan oyunculukla devam eden, Börü’de ise yapım tasarımcılığına evrilen bir süreç yaşadım.
Kamera arkasında ne yapıyorsunuz?
A.P.: Kamera arkasında sorumluluğum oyunculuktan daha fazla. Filmde gördüğünüz askeri ekipman, tank ve diğer detayların hepsi benim sorumluluğumda. Kimin nasıl teçhizat giymesi gerektiğine karar verip ekipman sağlıyorum, koreografileri yapıyorum. Ben arkadaşlarıma bu konuda hocalık yaparken onlar da oyunculuk kısmında bana yardımcı oluyorlar.
15 Temmuz’u tekrar yaşamak nasıldı?
A.P.: O gece tam bir kaos vardı. At izi it izine karışmıştı. Ne asker ne polis ne millet, kimse bu işi tek başına başarmadı. Hem sahnelerin tasarlanması hem de diğer insanların duygularını anlayabilmek için birçok aileyle konuştum. Her şeyden önce karşılıksız bir vatan aşkı gördüm onlarda.
Siz nerdeydiniz?
A.P.: 15 Temmuz’da kızımla birlikte ailemin yanına gidiyordum. Köprüye geldiğimizde silah sesleri duyuldu. Refüjü kırıp araçlara yol açan bir tır vardı, onu takip edip kargaşadan uzaklaşabildik. Bu sırada arkamı döndüğümde kızım yoktu. Bagaja baktığımdaysa kızımın tüfeği mermiyle doldurduğunu gördüm. 14 yaşında bir kız çocuğu bunu yapabiliyorsa bu ülkeye gerçekten kimse bir şey yapamaz.
Korkmadık, savaştıkHayat verdiğiniz karakterle iyi bir uyum yakaladınız. Ne söylemek istersiniz?
E.B: Turan Kara karakterini çok seviyorum. Polis Özel Harekat olmak için doğmuş bir karakter gibi. Gözüpek, yaman, kafasına koyduğunu yapan dümdüz biri. Dizinin ilk bölümlerinde hayata dair hedefleri olmayan bir karakterken sinema filmine doğru hedefi olan bir karakter haline geliyor. Bu gelişim hoşuma gidiyor.
Afişte de gördüğümüz tankın önüne bayrakla çıktığınız bir sahne var. Bu sahneyi sizden dinlemek isteriz.
E.B: “Korkmadık savaştık” cümlesi filmin ruhunu anlatıyor. Bu cümlenin gözle görülür halini de gücünü bayraktan alan kahramanımızda görüyoruz. Çok duygusal bir andı.