Seramik sanatçısı Mehveş Demiren’in hayali, Anne Çocuk Eğitim Vakfı ile buluştu. Buluşma, sanatçının el emeğini ve sanatını toplumsal faydaya dönüştürüyor. Demiren’in ürettiği 2 bin parçalık seramik koleksiyonun satışından elde edilecek gelirle çocukların gelişimine ve eğitimine katkıda bulunulması hedefleniyor. “Bir Kare Bin Çocuk” projesi, AÇEV’in her çocuğun hayata eşit fırsatla başlayabilmesi için yürüttüğü projelerden biri olarak yürütülüyor. Farklı motiflerin ifade bulduğu seramikler 10x10 cm boyutunda toplam 2 bin adet seramik kareden oluşuyor. Koleksiyonda 26 özgün geometrik motif, farklı renklerde çoğaltmalarla yer alıyor.
Projenin benim için en dikkat çekici yanı ise sanatçının izlediği yol. Pek çok sanatçı sosyal sorumluluk projelerinde yer alıyor, sergilerinde satılan eserlerin gelirlerini bağışlıyor. Ancak Demiren, “Bir Kare Bin Çocuk” projesinin başında, en büyük bağışı kendi emeğinden yapıyor. Demiren, “Eğer ben bir sergi yapıp bunun gelirini AÇEV’e bağışlasaydım insanlar sadece bağış için eserlerimi alabilirdi. Ama açıkçası bu beni çok mutlu etmezdi. Bu çalışma ile biz onların yaptığı iyilik karşısında bir sanat eseri, bir nişan veriyoruz. İyiliğin bir karşılığı olmaz ama bu seramik kareler insanlara yaptıkları iyiliği sonsuza kadar hatırlatacak” diyor. İki yılda tamamlanan koleksiyon karelerinin her birinin arkasında özel olarak üretildiğine dair numaralar bulunuyor.
SANATINI BAĞIŞLIYOR
El emeğinin toplumsal faydaya dönüşmesi adına iki yıllık zorlu bir yolculuğun çıkan, Demiren, projeye önce 5 bin seramik hedefi ile başlamış. “Proje ilerledikçe belirlenen sürede bu kadar seramiği içime sinecek bir şekilde yapamayacağımı anladım. İki bininci seramikten sonra durmaya karar verdim” diyor. Ancak projenin beklenen sona ulaşması, tüm seramiklerin satılmasıyla yeniden üretime başlayacağını da heyecan ve mutlulukla söylüyor. “Senelerce kendim için, kendi istediğim eserler üzerine çalıştım” diyen Demiren, çalışmalarında belirli bir doyuma ulaştığını belirtiyor ve özellikle pandemi döneminde yaptığı tüm işlerin onun için anlamını yitirdiğini ifade ediyor. Bir noktadan sonra kişinin, “Ben kendimden başka kimin için çalıştım? Kime yardım ettim? Kime bir faydam dokundu?” gibi sorularla kendini sorguladığını söylüyor. “Bu benim tutkum, başka bir şey yapmasını bilmiyorum. Bu yüzden ‘Elimden gelen buysa bunu bir toplumsal iyiliğe dönüştürmem gerek’ diye düşündüm” diyor.
Her bir seramik kare, bir avuç kilin sanatçının emeğiyle buluşmasıyla ortaya çıkıyor. Aynı çocuklar gibi… Çocuklar da öğretmenlerin, eğitimcilerin elinde bir kil gibi yoğruluyor, şekil alıyor ve rengarenk bir seramiğe dönüşüp parıldıyor. 2 bin adet seramik kare yaklaşık olarak 40 metrekareye denk geliyor. Ancak sanatçının her bir kareyi tek tek yoğurup hazırlaması, renklendirmesi, zımparalaması ve fırınlaması oldukça zahmetli. Demiren ise “İşin güzelliği de burada, 2 bin tane birbirinden eşsiz, el emeği ürün ortaya koydum ve bu emek yalnızca çocuklar için” açıklamasını yapıyor.
BİRLİKTE DAHA GÜZEL
Bir arada olmanın güzelliği yadsınamaz. Bu minik kareler de bir araya geldiğinde daha ahenkli bir görünüme kavuşuyor. Örneğin AÇEV’in girişinde ve kurumun bağışçılarından Swiss Otel’in bir duvarında bu çoklu kombinasyonlara rastlamak mümkün. Sanatçı Mehveş Demiren ile birlikte hayata geçirilen “Bir Kare Bin Çocuk” projesi, Satın alınan 500 TL değerindeki her bir kare, çocukların gelişimlerini desteklemek üzere bağışa dönüşüyor. tamamını elde ürettiği seramik koleksiyonundan alınan her kare, daha fazla çocuğun hayata eşit fırsatla başlamasına katkıda bulunuyor ve yapılan her bağış birkarebincocuk.com sitesinden takip edilebiliyor.
HÜZNÜN 1314 GÜNÜ
1978’de Notre Dame de Sion Fransız Lisesi’nden ve 1982’de Strazburg Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun olan Mehveş Demiren, sanata olan ilgisini ve yeteneğini sonradan fark edenlerden. 1985 yılında Ayfer Karamani ve Sabit Karamani’nin atölyesinde çalışmaya başlıyor. Sanatçı çift, Demiren’i sergi açması için yüreklendiriyor. Yedi senelik birliktelik sonrasında Demiren kendi atölyesini kuruyor. Seramiklerinde Osmanlı ve Türk kültürünü yansıtmaya ve yorumlamaya özen gösteren Demiren, seramik panolarına ek olarak, seramik ağırlıklı mobilyalar ve seramik duvar çalışmaları yapıyor. “1314” adını taşıyan seramik duvar çalışması, sanatçının aynayı kendisine çevirdiği bir gerçeklik olarak karşımıza çıkıyor. Eser, sanatçının hayat arkadaşını kaybettiği dört yıla yakın bir süreyi, 1314 günü temsil ediyor. Sanatçı, belirsizliklerle geçen ve sanatsal üretim yapamadığı bu 1314 günü, yine kendi teknikleriyle ve sanatıyla anlatıyor. Yoğun hüzün döneminin sembolik temsilcisi olan bu çalışma, sanatçının yaşadığı bu zaman dilimindeki değişimi ortaya koyuyor. Teller yardımıyla birbirine tutturulmuş, 41 farklı renk tonundan oluşan 1314 seramik rozetin her biri birbirinden ayrı ve benzersiz. Eser, kalıcı olarak Kırım Kilisesi’nde sergileniyor.