ADÈLE'NİN OLAĞANÜSTÜ MACERALARI / Les Aventures Extraordinaires d'Adèle Blanc-Sec
Yapım Yılı ve Ülkesi: 2010, Fransa yapımı
Türü ve Süresi: Fantastik serüven / 105 dakika
Gösterim Formatı: 35 mm standart pelikül film
Perde Formatı: 2.35:1
Yönetmen: Luc Besson
Senarist: (Fransız çizer Jacques Tardi'nin aynı adlı resimli romanından uyarlamayla) Luc Besson
Görüntü Yönetmeni: Thierry Arbogast
Özgün Müzik Bestecisi: Eric Serra
Kurgucu: Julien Rey
Yapım Tasarımcısı: Hugues Tissandier
Kostüm Tasarımcısı: Olivier Bériot
Makyaj Tasarımcıları: Stéphane Robert, Aya Yabuuchi
Saç Tasarımcıları: Olivier Seyfrid, Frédérique Arguello
Oyuncular: Louise Bourgoin (Adèle), Gilles Lellouche (Müfettiş Léonce Caponi), Nacky Nercessian (Marie-Joseph), Philippe Nahon (Profesör Ménard), Laure de Clermont-Tonnerre (Agathe), Mathieu Amalric (Dieuleveult), Jean-Paul Rouve (Justin de Saint-Hubert)
İthalatçı Şirket: TMC Film
Dağıtıcı Şirket: UIP
İçerik Uyarıları: Genel olarak son derece temiz bir film. Cinsellik/çıplaklık, argo ya da kanlı şiddet barındırmıyor. Fakat, fantastik filmlere özgü bazı aksiyon sahneleri özellikle ilköğretim çağındaki çocuklar için ürkütücü olabilir. O yüzden ebeveyn eşliğinde izlenmesinde yarar bulunmaktadır.
Ailece izlenebilir mi? / EVET
Resmî İnternet Sitesi ve Fragmanı: www.adeleblancsec-lefilm.com
İnternet Sitesinin Teknik/Tasarım Kalitesi: 9/10
Yeni Şafak-Sinema Puanı: * * * 1/2
Sinemayı salt ağdalı diyalog ve oyunculuklarla bezenmiş “ağır” mevzuların beyazperdede kağnı hızıyla ilerlediği bir “yüksek sanat” türü olarak görmeyen, özünde bir halk eğlencesi olarak dünyaya gelmiş bu büyüleyici gösterinin “eğlence” ve “tempo” cephesini de gayet ciddiye alan kendine özgü duruşuyla, çağdaş Fransız sinemasının harika çocuğu Luc Besson'u sektörde ilk kez boy gösterdiği 1980'lerin ortalarından bu yana hiç eksilmeyen bir ilgiyle takip etmekteyim. Kendisini geniş kitlelere tanıtan 1985 tarihli ilk önemli filmi “Metro”dan (Subway) bu yana istisnasız her yapıtına aşk, arkadaşlık, yalnızlık, ihanet, hırs, ihtiras, ideallerinin peşinde giderken fedâ olmak gibi insanlığın değişik hâllerine ilişkin son derece anlamlı mesajlar yerleştiren, fakat bunu yaparken de -sinemayı yorucu tarafından kavramayı seçmiş bir çok ırkdaşının aksine- “anlaşılmazlık okyanusları”nda boğulmamayı iyi bilen bir sanatçıdır o…
Yönetmenlik yapmadığı zamanlarda, sinema anlayışını kendisine yakın bulduğu genç kuşak meslektaşlarına yapımcılık ve senaristlik desteği veren, sinemadan kazandığını yine olduğu gibi sinemaya aktaran bu idealist tavrıyla gönlümüzdeki yerini de iyice perçinleyen 49 yaşındaki sanatçı, son 4-5 yıldan beri, kameranın saptadığı çıplak gerçeklikten ziyade o gerçekliğin “bilgisayar üretimi görüntü” (computer generated image) teknolojisiyle dengeli bir işbirliği yaptığı yepyeni bir dile yoğunlaşmaya başladı. Bu yöneliminin sonuncunda da zahiren çocuklara ve gençlere hitap eder gibi görünen, fakat son kertede 7'den 70'e herkesin zevkle izlediğini düşündüğüm “Arthur” dizisi doğdu. Farklı bir üslûp denemesine giriştiği 2005 tarihli (ve siyah-beyaz çekilmiş) “Angel-A”dan hemen sonra tasarımına başladığı “Arthur ve Minimoylar”, yalnızca Besson'un kariyerinde fantastik serüven türüne bir yelken açış değil, aynı zamanda Fransız animatörlerinin de bu yeni akımın köşe başlarını tutmuş olan Hollywood'a çok ciddi bir kafa tutması görünümündeydi. Disney tarzı, alan derinliğinden yoksun klasik iki boyutlu çizimlerin yavaş yavaş yerini aldığına tanık olduğumuz çağdaş animasyon teknolojisinde en az Amerikalı meslektaşları kadar iyi olduğunu göstermek istercesine, anılan filmde gayet iddialı bir reel görüntü-animasyon karışımına imza atan Besson ve ekibi, bu kaliteyi de hemen iki yıl sonra gelen “Arthur ve Maltazard'ın İntikamı” adlı devam filminde bir kaç basamak daha yukarı çıkartacaktı.
Bütün bu görsel şölenin üzerine, Besson'u 22 yıldan bu yana, ta 1988'deki “Derinlik Sarhoşluğu”ndan bu yana pek çok filminde desteklemiş olan klas Fransız besteci Eric Serra'nın melodileri de giydirilince, ortaya tadından yenmeyen bir sinemasal pasta çıkmış.
Ramazan orucunun tatlı yorgunluğu ve haftalardır ülkeyi esir alan onca siyasal gerilimden sonra, elde patlamış mısırlar, tarih öncesinden hortlayıp gelen yırtıcı bir kuş ve onu kovalayanların ardına takılmak yalnızca size değil ailenizin diğer bütün üyelerine de iyi gelecektir. Arada sırada gevşeyip biraz eğlenmekten hiç kimseye zarar gelmez, öyle değil mi?
* * *