Darülbedayi'nin Altın yıllar'ı yeniden ışıldıyor

Bir asırı geride bırakan Darülbedayi’nin yükseliş yılları belgesel oldu. 13 bin 652 sayfalık Türk Tiyatrosu dergisinin tüm sayılarını okuyan yönetmenler Can Doğan ve Arda Aydın, 1938-1964 yılları arasında kaleme alınan yazıları, Şehir Tiyatroları arşivinden renklendirilen fotoğraflar ve ünlü oyuncular eşliğinde canlandırdı. Altın Yıllar belgeseli 16 Şubat’ta seyirciyle buluşacak.

Yeni Şafak Seray Şahinler Demir

Can Doğan ve Arda Aydın geçtiğimiz yıl hazırladığı ve Darülbedayi'nin ilk 25 yılını konu alan İlk Çeyrek belgeselinin ardından şimdi de 1938'den 1964'e kadar olan serüvenini “Altın Yıllar” adlı belgeselde topladı. 55 kişinin yer aldığı ekipte Altan Erkekli Cevat Fehmi Başkut'u, Zihni Göktay Lütfi Kırdar'ı, Cem Davran İ.Galip Ercan'ı, Hakan Gerçek Reşat Nuri Güntekin'i, Nergis Çorakçı Neyyire Neyir'i, Mazlum Kiper Müfit Kiper', Hazım Körmükçü dede Hazım Körmükçü gibi isimleri canlandırdı. 93 dakikalık belgesel 16 Şubat Salı saat 20.00'de Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda ücretsiz olarak gösterilecek. Gösterim gecesinde belgeselden yola çıkarak hazırlanan 208 sayfalık bir kitapçık konuklara dağıtılacak. Can Doğan'ın ulaştığı ve dijital ortamda düzelterek renklendirdiği 100 fotoğraf da fuaye alanında sergilenecek. Altın Yıllar'ın yönetmenleriyle buluştuk, hem belgeseli hen Darülbedayi'yi konuştuk...

http://image.piri.net/resim/imagecrop/2016/02/14/05/19/resized_6dcf2-d85ef7a0altinyillarafis.jpg

Altın Yıllar belgesel fikri nasıl oluştu?

Can Doğan: Şehir Tiyatroları'nın 100. yılıyla ilgili bir belgesel yapmak istiyordum. Kaynaklarla anıların farklı olduğunu fark ettim. Sağlam tek kaynağın Şehir Tiyatroları dergisi olduğunu gördüm. Çünkü tüm yazılar imzalı. Oradan yola çıkarak bir belgesel yaptık. 4 bölümden oluşan 6 saatlik bir belgesel. İlk Çeyrek'i göstermiştim. Şimdi de Şehir Tiyatroları'nın en iyi yılları olan o altın yıllara odaklandık. Büyük savaşa rağmen hep yükseliş içinde. O yüzden Altın Yıllar dedik.

Arda Aydın: İlk Çeyrek'i tamamen el yordamıyla kendi imkanlarımızla çektik. Bu bölüm Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı'nın da desteğiyle biraz daha profesyonel bir iş oldu. Can Doğan Darülbedayi dergisini taradı. Bunun içinden de önemli yazıları, komik anları insanlar canlandırsın dedik. Muhsin Ertuğrul'u, Hazım Körmükçü'yü, Vasfi Rıza Zobu'yu canlandırarak bu yazıları okumaktan üşenecek insanlara bir şekilde hatırlatalım dedik. Herkes birini canlandırdı. Ben de Muhsin Ertuğrul'u canlandırıyorum. Hem kurumda çalışan hem emekli olan hem de burada hiç çalışmamış isimler var. Daha önceden anne ve babası da Şehir Tiyatroları'nda çalışmış, emekli olmuş ya da vefat etmiş insanların çocukları da kendi anne ve babalarını canlandırdılar. Herkes bu tiyatronun geçmişine dair bir şeyler bulacak belgeselde.

http://image.piri.net/resim/imagecrop/2016/02/14/05/17/resized_0f43a-221905841959yaramazcocuk6298.jpg

RENKSİZ TARİHİNE RENK KATTIK

Altın Yıllar'a döndüğümüzde nasıl bir Şehir Tiyatroları çıkıyor karşımıza?

Can Doğan: Sinemanın yavaş yavaş parlamaya başladığı dönem. Sinemaya karşı tiyatro büyük bir savaş veriyor. II. Dünya başlamış, karartma geceleri yaşanıyor, ulaşım çok zor. Ona rağmen tiyatronun çok büyük bir yükseliş trendi gösterdiğini görüyoruz. Çünkü toplumun en parlak insanları tiyatro sanatçıları. Sadece Türk Tiyatrosu dergisinden yararlandık. 500 küsür sayısı çıkmış bugüne dek. Dünyada da bu kadar uzun süre yaşayan kurum dergisi var mıdır bilemiyorum. Belgeselin en önemli özelliklerinden biri de dönemin siyah beyaz fotoğraflarının tümünün renklendirilmiş olması. Renkli bir tiyatronun renksiz tarihine renk kattık diyebiliriz.

Bugüne ışık tutacak nelere rastladınız belgelerde?

Arda Aydın: Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'nun yapılış hikayesi anlatılıyor. “Temelini attık” diyorlar yazılarında. Bitirilişi ve ilk gösteriminin hikayesi anlatılıyor. İlk oyunda maskelerle Kral Oedipus'u oynamışlar. Kapasitesi bugünkünden daha az ama dolu oynanmış. Hazım Körmükçü'nün yaşadıkları çok üzücü. Ne kadar büyük bir aktör. Cenazesine 10 bin kişi katılmış. Ve Şehir Tiyatroları öldüğü günün akşamına kadar olan hesabını kapatıp maaşını verip bitti demiş. Devamı yok. Hazım öldü, emekli de olmamış, ailesi ne yapar denmemiş. Üsküdar sahnesinin temelinin atılışı ve açılışı da yazıyor. Ben o tiyatroda oynadım, Can Doğan da oynadı ama hikayesini bilmiyorduk. Yazılardan öğrendik.

Seyirciye olduğu kadar kurum içi çalışanlara da Darülbedayi'yi tanıtacak proje aslında...

Can Doğan: O dönem tiyatromuzda görev yapanların çocukları burada çalışıyor ya da emekli oldular. Onlar babalarının hikayelerini bu belgeselde dinlediler, duydular. Bilmedikleri çokça şey vardı. Şuanda neyin üstünde oturuduğumuzu görmek açısından çok önemli. Biz şuan Hazım'ın koltuğunda oturuyor, Vasfı Rıza'nın duvarına bakıyor, Kemal Gürmen'in sandalyesini çekiyor ve Savaş Dinçel'in bardağıyla çay içiyoruz. Bu çok mühim.

AİDİYET DUYGUMUZU YÜKSELTTİ

Kurumun genç isimlerinden biri olarak size nasıl bir ışık tuttu belgeler?

Arda Aydın: 14 yıldır bu kurumdayım. Binlerce sayfalık bu belgelerle kamera karşısına geçtiğimde önce şaşırdım ve üzüldüm, sonra da sevindim. Çünkü bu adamlar bunları yaşamasaydı, ben burada olamazdım. Dolayısıyla aidiyet duygumu yükseltti. Bu duygunun yükselmesi kurum için faydalı şeyler düşünmeme neden oldu. Lüküs Hayat'ın sahneye konma hikayesini anlatan bir oyun kaleme aldım.

Hakim karşısına çıkarsam suç senin Muhsin Bey

Neler oynanmış altın yıllarda?

Arda Aydın:

Klasikleri oynamışlar. Komedi Tiyatrosu'nun geliri ile Dram Tiyatrosu'nda yüksek sanat yapmışlar ve kimse de bununla ilgili çıkıp bir tepki göstermemiş. Necip Fazıl, Nazım Hikmet, Faruk Nafiz Çamlıbel, Reşat Nuri Güntekin gibi Türk klasiklerinin büyük isimleri klasikçileri Şehir Tiyatroları için sürekli oyun yazıp, tercüme yapıyorlar. Çoğunda da Muhsin Bey oyun tutsun diye kendi oynuyor. Ahmet Kutsi Tecer “Eğer bir gün yazar sıfatıyla hakim karşısına çıkarsam beni bunu iten insanın adını vermek zorunda kalacağım. Suçun büyüğü Muhsin Ertuğrul'undur" diyor.

http://image.piri.net/resim/imagecrop/2016/02/14/05/15/resized_d185a-c103c02a1959fettankiz0387.jpg

Önce yemek sonra sanat

Dönemin siyasi ve toplumsal gelişmeleri tiyatroya nasıl yansımış peki?Can Doğan:

Gelişmeler ilk önce sanat eserlerini vuruyor. Yazılarda da var, önce yemek sonra eğlence diyor insanlar. Halbuki ruh için çok önemli bir şey sanat. Çalkantılı dönemlerde, ekonomi bozulmaya başlayanınca ilk vazgeçilen şey sanat oluyor. İnsanların büyük ruhsal problemler yaşamalarının gerekçelerinden biri de bu. Çünkü karnımız doyuyor ama ruhumuz arınmıyor. Belgeselde bu tarihler yok ama 12 Mart döneminde sokağa çıkma sıkıntısı vardı. Bu dönemde tiyatro değil ama sinema pespayeleşti ve seks filmleri furyası başladı. Akıl almaz ucuz filmler yapıldı. O açıdan sinema ve tiyatro hiç rakip olmadı.

Jübileniz hayırlı olsun!

Araştırma kapsamında bilinmeyen nelere ulaştınız?

CAN DOĞAN:

Reşat Rıdvan diye biri var. Çok araştırdım.1919'da ölmüş. Darülbedayi'nin gerçek kurucusu. Çünkü o dönemde belediye başkanı bir tek kendisini ciddiye amış. Muhsin Ertuğrul da yanında çalışıyor. Bu belgeselde onu da öğrenmiş olduk. Fotoğrafını bulduk, renklendirdik. Artık Reşat Rıdvan Bey de renkli.

Arda Aydın:

Jübile geceleri... Tiyatro sanatçıları emekli olacakları zaman menfaat gecesi dedikleri bir gece düzenliyorlar. O gecenin geliri jübilesini yapan sanatçıya bırakılıyor. Türk Tiyatrosu dergisinde “Jübilen hayırlı olsun, inşallah jübilen kazançlı olur” diye yazı yazıyorlar.

http://image.piri.net/resim/imagecrop/2016/02/14/05/18/resized_4664b-82a64eeb1957kahvehane9834.jpg