Dombra sesi DNA'mızda var: "Kanla girmiş canla çıkar"

Yazılışının üzerinden 40 yıl geçen "Dombra" şarkısının sahibi Arslanbek Sultanbekov Yeni Şafak'a konuştu. Sultanbekov, dombra sesinin Türklerin kanında olduğunu söyledi. Sanatçı "Sesi, adamı uçuruyor. DNA'da var olan bir ses. Tarihi filmlerde, Dombra sesi duyuluyor. Eskiyi çağrıştırıyor ve DNA tanıyor onu. Kanla girmiş canla çıkar diyorlar. Bu kanda DNA’da bu ses, bu ritim" dedi.Arslanbek Sultanbekov, coğrafyanın müziğini, enstrümanlarını ve destanlarından, komünizm zamanı Türklerin yaşadıkları zorluklara kadar merak edilenleri cevaplandırdı.

Halime Kirazlı
Arslanbek Sultanbekov röportajı Yeni Şafak YouTube hesabımızda.

Dombra şarkısını duyunca tüyleri diken diken olmayan, ana yurdu özlemeyen yoktur. Bu eserin kaleme alınmasının üzerinden tam 40 yıl geçti. Biz de eserin sahibi Arslanbek Sultanbekov ile buluşup "Dombra"yı, Türklerin müzikle ilişkisini konuştuk.

Biz Türk değilsek neyiz

Sanatçı destanların Türk kültüründeki yerinden, Sovyet zorbalığında kaybolup gitmesine kadar birçok konuya değindi. Sultanbekov, Nogay kültürüne dair her şeyi annesinden öğrendiğini ifade ederek "Annem çok enteresan bir insandı. Mekanı cennet olsun. Annem bizi hep öğütlerdi. Çok enteresan bir sözü vardı. Her yerde söylüyorum. Kızardı bize, Komünizm zamanı, Türk dilli millet diyorlardı. Bize Türk demiyorlardı. Türkler:Türkiye'ydi. Annemin anlattıklarını aklımda tuttum. Ama kızardı.'Slav değiliz, Arap değiliz. Biz Türk değilsek neyiz?' diye" dedi.

Barış Manço ve Aşık Veysel kalbine dokunmuş

Sultanbekov, ülkemizden Barış Manço ve Aşık Veysel'in eserlerinin kalbine dokunduğunu söyledi. Sanatçı müzik yapıyorum demenin hoş bir söz olmadığını da dile getirdi. Açıklaması ise şöyle: "'Ben müzik yaptım' demek çok kötü bir şey. Sen bir şey yapamazsın ama bulabilirsin, sana verilirse. Müzik görünmese de var. O sana kapısını açarsa, oraya girebilirsin. Müzik güzel bir mal. Müzik, iyiye kullanmak ve dinlemek için var. Bu fikri benimsemeye başladım."