Down Cafe'nin hikayesi cafenin işletmecisi aynı zamanda İstanbul Zihinsel Engelliler Vakfı (İZEV) Genel Sekreteri olan Saruhan Singen'in, uzun zamandır aklında olan bu fikri Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ve yardımcısı Kahraman Eroğlu'na anlatmasıyla başlamış. Singen, kafenin açılış sürecini şöyle anlatıyor; "Biz İZEV olarak yaklaşık 18 senedir, yüzlerce çocuğu rehabilite ettik. Down Cafe fikri benim çok uzun zamandır aklımdaydı. Sonra bu mekanın boş olduğunu gördüm. Mustafa Bey'in kapısını çaldım. O da bana güvenerek burayı emanet etti. Şimdi 'Gönüllü Anneler'le birlikte, elbirliğiyle yürütmeye çabalıyoruz. Kafenin devamlılığını sağlamak için, Alternatif Yaşamı Destekleme Derneği adı altında bir dernek kurduk. Derneğin yönetiminin başında da gönüllü annelerimiz var."
NE BİR TABAK NE DE BARDAK KIRILDI
Kafede çalışanlar İZEV'in çocukları. 17-18 senedir birbirilerini tanıyorlar. Rehabilitasyondan sonra seçilerek, otelcilik okuluna gönderilmişler. Brunch ve garsonluk eğitimi görmüşler. Sertifika aldıktan sonra Down Cafe'de çalışmaya başlamışlar. Kafenin 25 çalışan çocuğu var. Her gün dönüşümlü 5 çocuk çalışıyor ve yanlarında iki tane gönüllü anne oluyor. Burada zihinsel engeliler adı altında mental ve down sendromlu çocuklar çalışıyor. Sigortalılar ve geldikleri gün sayısına göre maaş alıyorlar. Kafenin açıldığı ilk günlerde sıkıntı çekmişler ama sonra çevre onlara, onlar çevreye adapte olmuş. Müşteriyle, aralarındaki ilişkiyle ilgili ise Singen, "Çocuklar sözlerini esirgemezler, dobradırlar. Dolayısıyla müşteriler onları çok benimsediler. Çocuklarımız burada, bu işi yapmaktan son derece mutlular. Şu ana kadar ne bir bardak ne bir tabak kırıldı. İnsanlar, 'deli' diye tabir ettikleri insanların neler yapabileceklerini gördüler" dedi.
GIDA SPONSORU YOK
Kafenin mönüsü her hafta değişiyor. Kaliteden hiçbir şekilde ödün verilmiyor. Aşçılar zaten gönüllü anne olduğu için en kaliteli yemekler, en kaliteli malzemeler kullanılıyor. Çocuklar, yemeklerin yapılmasına yardım ediyor. Cafeye her ay dünya mutfağı getiriliyor. İki ay önce Japon mutfağı, ardından Çin mutfağı getirilmiş. Eğer sponsor bulunursa yakın bir zaman da Hatay mutfağı getirilecek. Kafenin en büyük sorunlarından birisi gıda sponsorunun olmaması. Zaman zaman insanlar, ellerinde küçük de olsa un, şeker ya da bir tepsi börekle geliyorlar. Hatta özel bir lokanta, her ay dondurulmuş gıda gönderiyor fakat bütün bunlar gıda sorununu çözmeye yetmiyor.
YENİ BİR DOWN CAFE AÇILACAK
Türkiye dahilinde Down Cafe gibi projeler çok eksik olduğu için Singen, "Bizi görenler her yerde down cafe açmak için geliyorlar. Yakın bir zamanda Kahramanmaraş'tan geldiler. Samsun'dan, Bodrum'dan gelindi. Şu an sadece Adana'da aynen bizim cafemiz gibi bir kafe var. Bu arada 18 Mayıs'ta Konya Ereğli'de ikinci bir kardeş kafe açacağız" diyor
ONLAR BİRER KAHRAMAN
Down Cafe'yi diğer kafelerden farklı kılan renkleri değil cafenin, 'kalpleri hepimizden büyük kahramanları.' Kafenin açılmasıyla kendilerine olan güvenleri, sosyal ilişkileri artmış. Evleri yakın olanlar kendi başlarına kafeye geliyor, para hesaplamalarını yapabiliyorlar. Kafenin güzel kahramanlarından birisi olan Gözde Uçan da yemek yapılırken diğer arkadaşları gibi yardım ettiğini, servis yaptığını, kafenin dışında mali müşavir olan babasına yardım ettiğini anlatıyor. Down Cafe onların hayatında gerçekten çok şeyi değiştirmiş. Şimdi onların tek isteği diğer down sendromlu çocukları da hayata katacak yeni iş imkanları…