Seslendirme sanatçısı ve yorumcu Sacit Onan, düşünce özgürlüğünün kısıtlanmasına tepkisini, çektiği belgesel kliple gösterdi. Ahmet Arif'in 'Akşam Erken İner Mahpushaneye' adlı şiirini yorumlayan tecrübeli yorumcu, klibin çekimlerini, kapatılıncaya kadar pek çok edebiyatçıyı ağırlayan ve Sabahattin Ali'nin "Aldırma Gönül Aldırma" şiiriyle özdeşleşmiş Sinop Cezaevi'nde gerçekleştirdi. Müziklerini Gündoğar'ın yaptığı 'Gülümse Taş Duvar' adını taşıyan video klip, Necip Fazıl'dan Ahmet Arif'e, Uğur Mumcu'dan Nazım Hikmet ve Kemal Tahir'e kadar pek çok aydın ve edebiyatçının isimlerinin zikredildiği bir akşam sayımı ile başlıyor. Osmanlı döneminde önce tersane, sonra hapishane yapılan Sinop Cezaevi, 1933'ten beri Ahmet Arif, Uğur Mumcu, Burhan Felek, Kemal Tahir, Refik Halit Karay, Refii Cevat, Osman Cemal Kaygılı, Sabahattin Ali, Mustafa Suphi, Zekeriya Sertel gibi birçok gazeteci, yazar ve şairin mahkumiyetini geçirdiği yer olarak beyinlere kazınmıştı. Şu an kullanılmayan ve bir anlamda tarihe tanıklık eden bir açık hava müzesi konumunda olan Sinop Cezaevi'nde çekilen klipte, kamera tümüyle duvarların arasında dolaşıyor. Finalde ise kilitle kapanan kapı ve yere düşen tespih ile özgürlüğe getirilen engellere olan tepki simgeleniyor.
SİNOP CEZAEVİ BİR SİMGE
1997'de boşaltılıp 1999'da Kültür Bakanlığı'na devredilen Sinop Cezaevi'ni geçen yüzyılın edebiyat hapishanesi olarak anan Sacit Onan, tanıtım toplantısında, klibinde adları geçen 20'ye yakın aydının küçük bir bölümünün Sinop Cezaevi'nde düşünce suçu gerekçesiyle ömür tükettiğini anlattı. Cezaevinin kara duvarlarının şu anda adeta yas tuttuğunu söyleyen Onan, buna atıfla albümüne, 'Gülümse Taş Duvar' adını verdiğini ifade etti. Şiir klibini bugün hayatta olmayan ustalara bir saygı ifadesi olarak çektiğini anlatan Onan, şunları söylüyor: "Sinop Cezaevi'ni gezdiğinizde görüyorsunuz; logar kapaklarını üstüne resimler çizilmiş. Kimi bir idam sahpasını, kimi de denizdeki bir yelkenliyi resmetmiş. Duvarlar hâlâ yas tutuyor."
7 DEMİR KAPI GEÇİLİYOR
Türkiye'nin en ünlü cezaevi olan Sinop Cezaevi, 9 bin 500 metrekarelik bir alana kurulmuş, üç tarafı sularla, bir tarafı denizle çevrili. Osmanlılar zamanında bir süre gemi tersanesi olarak kullanılmış, daha sonra cezaevine dönüştürülmüş. 5 bölüm olan cezaevinde koğuşlar 50 ve 8'er kişilik. Volta yerleri, çay ocakları, berber, yemekhane, hamam, el işleri atölyeleri bulunuyormuş. Mahkumlar 7 ayrı demir kapıdan geçip koğuşa ulaşıyor. Duvarların kalınlığı 1.5 metre taştan. Pencereler küçük ve kol gibi demir korkulukları var. Disiplin hücre odaları mahkumların korkulu rüyasıymış.
Sacit Onan ustadan sorumlu projeler
TRT kökenli seslendirme sanatçısı Sacit Onan, Filistinli ve Türk şairlerin şiirlerini seslendirerek hazırladığı ve gelirini Filistin'e bağışladığı 'Yere Düşen Yıldızlar' albümünün ardından, Müslüman aydınların şiirlerini geçtiğimiz yıl 'Suya Düşen Mısralar' albümünde yorumladı. Onan, 'Gülümse Taş Duvar' adlı albümünde bu kez 12 Eylül'ün mağdur aydınına selam gönderiyor. Seslendirmeleri tamamlanan ve bir ay sonra çıkacak albümünde Onan, tümü Ahmet Arif'e ait 12 şiiri yorumluyor.
Deniz ve mahpusluğun çelişkisi
Pek çok edebiyatçının özgürlüğünü çalan Sinop Cezaevi'nin Karadeniz'e nazır duvarları, özgürlüğü ve sonsuzluğu simgeleyen 'deniz'in dalgalarıyla dövülürken, ortaya çıkan çelişki, Sabahattin Ali'nin 'türkü'leşmiş şiirinde anlam bulmuştu: Dışarda deli dalgalar/ Gelip duvarları yalar/ Seni bu sesler oyalar/ Aldırma gönül aldırma.// Görmesen bile denizi/ Yukarıya çevir gözü/ Deniz gibidir gökyüzü/ Aldırma gönül aldırma.
Ziyaretçi akınına uğruyor
Sinop Cezaevi'ni bu yıl 150 bin kişi ziyaret etti. Tarihi yapıyı yıl sonuna kadar yaklaşık 175 bin kişinin ziyaret etmesini beklediklerini belirten Kultür ve Turizm Müdürü Hikmet Tosun, bu ilgiden memnun olduklarını bildirdi.