'Efsane polis' Türkiye'ye geliyor

Aralık-2005'de Yeni Şafak'ta yayımlanan "Rozetini Satmayan Aynasız" adlı beş bölümlük yazı dizisi, "dünyanın en ünlü polisi" olarak tanınan efsanevî narkotik şube dedektifi Frank "Paco" Serpico ile ABD'de eğitim gören genç Türk polislerini biraraya getirdi. Geçtiğimiz hafta New York'ta Türk Polis Teşkilâtı'nın 162'nci kuruluş yıldönümü törenlerine "onur konuğu" olarak katılan Serpico, önümüzdeki haziran ayında da bir konferans vermek üzere ülkemize gelecek ve Başbakan Erdoğan ile tanışacak.

İstihbarat Servisi
'Efsane polis' Türkiye'ye geliyor

Yeni Şafak'ta 2005 yılı Aralık ayında yayımlanan bir yazı dizisi, dünyanın gelmiş geçmiş en ünlü polisi olarak kabul edilen Amerikalı narkotik büro dedektifi Frank "Paco" Serpico ile ABD'de eğitim gören genç Türk polislerinin biraraya gelip tanışmasına vesile oldu.

Yeni Şafak yazarlarından Ali Murat Güven'in, gazetemizde 1-5 Aralık 2005 tarihlerinde yayımlanan " Rozetini Satmayan Aynasız " adlı dizi-röportajını okuyan ve günümüzde adı artık bütün dünyada bir "onur simgesi"ne dönüşmüş durumdaki Amerikalı dedektifin o görüşmede Türk polislerine verdiği dostça mesajlardan etkilenen Ankara'daki Polis Akademisi yönetimi, bu popüler kanun adamına ulaşmak amacıyla geçtiğimiz aylarda yazarımızla temas kurdu. Güven'in de yardım ve girişimleriyle New York'ta Serpico'ya ulaşan üst düzey emniyet yetkilileri, onu Türk polis teşkilâtının 162'nci kuruluş yıldönümü nedeniyle New York'taki Birleşmiş Milletler binasında düzenlenecek olan kutlama resepsiyonuna davet ettiler.

Bundan 17 ay önce Yeni Şafak'ta yayımlanan özel röportajı nedeniyle kendisini Türkiye'de Emniyet Teşkilâtı'nın her kademesinden onbinlerce memurun yakından tanıdığını öğrenen Serpico da yapılan bu davetten çok duygulandığını belirtti ve organizasyona mutlaka katılma sözü verdi.

Serpico'yla yapılan ön görüşmenin ardından, anılan resepsiyon, geçtiğimiz hafta Perşembe gecesi New York'taki Birleşmiş Milletler binasında başarıyla gerçekleştirildi. ABD'de, kamu yönetimi, kriminoloji, ceza ve adalet, uluslararası ilişkiler gibi konularda master ve doktora eğitimi gören Türk polisleri tarafından düzenlenen yemekli ve müzikli geceye, Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Bâki İlgin, New York Başkonsolosu Mehmet Samsar, Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Necati Altıntaş, Eğitim Daire Başkanı Mustafa Cankal, New Jersey Eyalet Polisi Genel Müdürü Joseph R. Fuentes, New York Emniyet Müdürlüğü'nde görev yapan Türk polisler ile çok sayıda Amerikalı üst düzey polis yetkilisi, öğretim görevlileri ve hukukçular katıldı.

ABD'nin değişik eyaletlerindeki üniversitelerde kendi alanlarında uzmanlık eğitimi alan emniyet müdürü, emniyet âmiri, başkomiser ve komiser rütbelerindeki Türk polislerinin hem okul hem de meslekî başarılarından övgüyle söz edilen resepsiyonda bir konuşma yapan Başkonsolos Mehmet Samsar, Türk polisinin iç ve dış terörle mücadelesi, terörizme karşı uluslararası işbirliği ve başarısına değindi. Samsar, Amerika'nın değişik üniversitelerinde master ve doktora eğitimi gören Türk polislerinin bulundukları okullarda daima "örnek öğrenciler" konumunda olduklarını vurgulayarak, genç kuşak polislerimizde gözlenen bu yüksek entelektüel ve insanî kalitenin hem yurt dışında yaşayan Türkler, hem de bütün Türkiye için birer gurur kaynağı olduğunu söyledi.

ABD'de halen âmir düzeyinde 153 Türk polisi master ya da doktora yapıyor. Bu ülkede son üç yıldır düzenlenmekte olan Türk Polis Resepsiyonları da New York, New Jersey, Massachusetts, Rhode Island, Pennsylvania ve Teksas eyaletlerinde eğitimlerini sürdüren Türk polisleri tarafından gerçekleştirilmekte…

Ve "Paco" ay-yıldızlı bayrağın önünde

Geniş bir katılıma sahne olan resepsiyonun en çok ilgi gören konuklarından biri ise 1970'lerde New York Emniyet Müdürlüğü'nde hayatı pahasına verdiği dürüstlük mücadelesiyle çağdaş Amerikan toplumunun en saygın kişiliklerinden birine dönüşen ve ibretlerle dolu hayat hikâyesi Oscarlı aktör Al Pacino'nun başrolünü oynadığı "Serpico" adlı filme konu olan "Paco" lâkaplı ünlü dedektif Frank Serpico oldu.

New York Emniyet Müdürlüğü'nde görev yaptığı dönemde, bir narkotik operasyonunda yakın mesafeden yanağından vurulup meslektaşları tarafından ölüme terkedilen, sonrasında da aynı kentte görevli Türk beyin cerrahı Zeki Ayhan Uygur'un sabırlı tedavisi sonucunda hayata döndürülen efsane polis, onur konuğu olarak katıldığı gecede son derece anlamlı bir konuşma yaptı.

Mesleğini mutlak bir dürüstlük içinde ifâ etmenin, yeryüzündeki bütün polisler için en önemli ilke olduğunu dile getiren Serpico, "Devlet tarafından verilmiş silahlara ve insan öldürme yetkisine sahip bulunanlar, bu hassas yetkiyi şahsî emelleri için değil, kamunun huzur ve mutluluğu için kullanmak zorunda olduklarını, o üniformaları üzerlerinde taşıdıkları sürece bir an bile unutmamalıdır" diye konuştu.

71 yaşına ulaşan tecrübeli kanun adamı, konuşmasında Türkiye ve Türklere yönelik sevgisinin kökenlerine de değinerek, 3 Şubat 1971 tarihinde Brooklyn'de girdiği silahlı çatışmada yüzünden ağır biçimde yaralanmasının ardından, uyguladığı doğru tedaviyle hayatını kurtaran kişinin Türk doktoru Zeki Ayhan Uygur olduğunu anlattı. "Vurulduktan sonra, hastanedeki odamın kapısında polis koruması olmasına rağmen kendimi kesinlikle güvende hissetmiyordum. Amerikalı doktorlara da hiç inancım kalmamıştı. Emniyet'teki pek çok insan benden ölesiye nefret ediyordu. İşte, bu sıkıntılı dönemde, hem mükemmel bir cerrah hem de gerçek bir dost olan Dr. Uygur, bir yandan hayata geri dönmemi sağladı, öte yandan da beni düşmanlarıma karşı var gücüyle korudu" diyen Paco, o günden beri Türklere karşı derin bir hayranlık beslediğini belirtti.

Serpico'nun adını saygıyla andığı Dr. Zeki Ayhan Uygur, ünlü tiyatro sanatçımız Nejat Uygur'un da ağabeyi ve kendisi 1950'lerden bu yana ABD'de yaşıyor.

* * *

'Büyük buluşma'yı Yeni Şafak yazarı sağladı

Yeni Şafak yazarı ve sinema editörü Ali Murat Güven, 2005 yılı Aralık ayında gazetemizde "Rozetini Satmayan Aynasız" başlığıyla 5 bölümlük bir yazı dizisi kaleme almış ve söz konusu dizide Frank Serpico ile yaptığı uzun bir röportaja da yer vermişti. Zorlu bir ön çalışmanın ardından ortaya çıkan ve o dönemde büyük ilgi gören dizi, yalnızca adlî konulara meraklı okurlarca değil, ülke çapında görev yapan binlerce polis memuru tarafından da ilgi ve merakla takip edildi; Güven'e bu çalışması nedeniyle Emniyet Teşkilâtı'nın çeşitli kademelerinden sayısız tebrik mesajı gönderildi.

"Rozetini Satmayan Aynasız" dizisini büyük bir beğeniyle okuyan kişilerden biri de Ankara'daki Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İbrahim Cerrah'tı. Türkiye'nin yönetici polislerini yetiştiren bu seçkin kurumun müdürü, Geçtiğimiz aylarda yazarımızla bağlantıya geçerek teşkilât adına Serpico'ya ulaşmak ve kendisini ülkemize davet etmek istediklerini bildirdi. Güven de bunun üzerine, halen New York kenti yakınlarındaki bir çiftlik evinde münzevi bir hayat yaşayan bu ünlü polise ilişkin bütün iletişim bilgilerini Enstitü yönetimine aktardı.

ABD'de suç bilimleri üzerine yıllarca hocalık yapan ve bu ülkede halen pek çok master ve doktora öğrencisi bulunan Cerrah, yazarımızdan gelen bilgilerin ışığında ABD'deki Türk polislerine Serpico ile görüşmeleri çağrısında bulundu. Birleşik Devletler'de akademik eğitimlerini sürdüren genç emniyet mensupları da aldıkları bu bilgiler sayesinde "Paco"ya kolayca ulaşıp onu evinde ziyaret ettiler ve ona Güven'in selamlarıyla birlikte Türk Emniyet Teşkilâtı'nın davetini ilettiler. Kendisinin Türkiye'de, özellikle de polis teşkilâtında, Yeni Şafak'ta yayımlanan röportajından dolayı yakından tanındığını öğrenen ve bu durumdan oldukça duygulanan Serpico, bir iyi niyet göstergesi olarak, ilk aşamada New York'ta düzenlenen "Türk Polis Haftası" kutlamalarına katıldı. 71 yaşında ve yıllardır sol yanağında bir mermi çekirdeğiyle yaşıyor olmasına karşın yapılan davete icabet eden Serpico, sağlık sorunları ciddi bir engel teşkil etmezse, 14-16 Haziran tarihlerinde İstanbul'da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde düzenlenecek olan "2. Demokrasi ve Küresel Güvenlik Konferansı"na da konuşmacı olarak katılacak. Prof. Dr. Cerrah, Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Enstitüsü adına, bu konferansta Serpico ve onu bütün Türkiye'ye tanıtan yazarımız Güven'i ortak bir sunumda buluşturmak için girişimlerini sürdürüyor.

Öte yandan, Güven'in, gazetemizde yayımlanan bu söyleşinin daha da genişletilmiş bir versiyonu niteliğindeki "Rozetini Satmayan Aynasız" adlı ilk kitabı, önümüzdeki ay Akış Yayınları'ndan piyasa çıkacak.

* * *

Polislik mesleğinde bir onur anıtı: Frank 'Paco' Serpico

1959 yılında New York Emniyet Müdürlüğü'nde bir çömez olarak göreve başlayan "oyun bozan" polis memuru Frank Serpico, zaman geçtikçe meslektaşlarının içinde yer aldığı kokuşmuş düzenden derin bir rahatsızlık duymaya başlamış ve rüşvet almayı kesin olarak reddettiği için teşkilâtta adım adım "istenmeyen adam"a dönüşmüştü. On yıl boyunca polis teşkilâtındaki çürümeyi üstlerine anlatabilmek için çırpınan ve bunun önüne geçilmesini sağlayabilmek için çalmadık kapı bırakmayan Serpico, sonunda varolan yönetimden umudu keserek, 1970 yılında, o güne kadar meslekte yaşadığı bütün çirkin olayları New York Times gazetesine anlattı. Gazetenin, Serpico'nun anlattıkları doğrultusunda yayınlamaya başladığı röportaj dizisi Amerikan adlî makamlarında şok etkisi yarattı. Olayın New York sınırlarını aşarak ülke çapında yankı bulmasıyla birlikte New York Belediyesi, rüşvet ve yolsuzluk olaylarını incelemek üzere "Knapp Komisyonu" adıyla bir soruşturma heyeti kurdu. Günlerce süren oturumlarda bildiklerini bu komisyona tek tek anlatan Serpico, basın mensuplarının önünde yaptığı ödün vermez açıklamaları nedeniyle, teşkilât içinde hemen herkesin nefret ettiği azılı bir düşmana dönüştü.

3 Şubat 1971 günü, Serpico'nun da içinde bulunduğu bir narkotik timi Brooklyn'de bir uyuşturucu devir teslimini bastı. Çıkan çatışmada şüphelilerden biri kapı aralığına sıkıştırdığı Serpico'nun yüzüne 22 kalibrelik bir tabancayla çok yakın bir mesafeden ateş etti. Kanlar içinde yere yıkılan dedektifin çevresindeki hiç bir meslektaşı onu hastaneye kaldırma gereği duymadı ve ağır yaralı dedektif uyuşturucu tacirlerinin mekanına dönüşmüş olan apartmanda saatlerce yerde kaldı. Polisler ve satıcılar ise bir kaç dakika içinde ortadan kayboldular. Sonradan, baskının Serpico'yu yok etmeyi amaçlayan polis komplosunun bir parçası olduğu ve "istenmeyen adam"ın meslektaşlarınca oraya bilerek götürüldüğü ortaya çıktı. Serpico, kaldırıldığı Greenpoint Hastanesi'nde, bir rastlantı sonucu Türk beyin cerrahı Zeki Ayhan Uygur'un nöbet gününe denk gelmişti. Dr. Uygur, televizyonlardaki haber bültenlerinden tanıdığı bu dürüst adam için ameliyat masasında elinden gelen her şeyi yaptı ve aldığı doğru kararlarla O'nun ölümden dönmesini sağladı. Çekilen röntgen filmlerinde, kurşunun Serpico'nun sol yanağından girdiği, kafatasının içinde ilerleyerek sol kulağının işitme merkezini parçaladığı ve beyninin hemen eşiğinde durduğu görülüyordu. Dr. Uygur, çok hassas bir yerde bulunan kurşunu oradan çıkarmaya çalıştığı takdirde Serpico'nun yüzünün felç olabileceğini hesap ederek, metal çekirdeği kafatasının içinde bıraktı ve onun yerine yaralıya bir dizi alternatif tedavi uyguladı.

Serpico, altı aylık yoğun bir tedavi sürecinin ardından, normal bir insanı öldürme ihtimali yüzde yüze yakın olan bu saldırıdan yalnızca sol kulağının duyma yetisini kaybetmiş olarak kurtulmayı başardı. Taburcu olduğunda New York Emniyet Müdürlüğü'nün kendisine vermek istediği "üstün hizmet rozeti"ni reddeden ünlü dedektif, 1973 yılında polislik mesleğinden istifa ederek İsviçre'ye göç etme kararı aldı. Ülkesinden ayrılırken havalimanında gazetecilere yaptığı açıklamada, artık ABD'de kendini zerre kadar güvende hissetmediğini söyledi.

Serpico, İsviçre'de yaşadığı yıllar boyunca bir yandan tedavisini sürdürdü, diğer yandan da bir kaç Avrupa dilini birden öğrenip, etnik müzik ve din üzerine ayrıntılı araştırmalar yaptı. Bu süreçte Kuran-ı Kerim'i de baştan aşağı okudu ve onu, kendi ifadesiyle, hayatının sonraki bölümlerinde bir başucu kitabı olarak yanından ayırmaz oldu. Bu arada, tedavisini üstlenen Dr. Uygur ile dostluğu da o tarihten günümüze kadar kesintisiz olarak sürdü.

Amerikan toplumu Serpico olayının şokunu henüz üzerinden atamamışken, ünlü yönetmen Sydney Lumet, kısa süre önce ülkeyi terkeden dedektifi İsviçre'deki bir dağ evinde bularak, ona hayatını filme almak istediğini bildirdi. Senaryonun gerçeklere aynen sadık kalması şartıyla bu isteği kabul eden Serpico, filmde kendisini oynayacak olan ünlü aktör Al Pacino'ya da haftalar boyunca özel eğitim verdi. İlk elden aldığı bu eğitim sayesinde dört dörtlük bir sivil polise dönüşen Pacino, Lumet'in aynı adlı filminde ünlü dedektifi muhteşem bir performansla canlandıracaktı. Toplam 4 önemli ödül kazanan, ayrıca 12 ayrı dalda da ödül adaylıkları bulunan "Serpico" filmi, zaman içinde değerini hiç yitirmeyecek bir polisiye sinema başyapıtı olarak beyazperde tarihine geçti. On yılı aşkın bir süre İsviçre'de mütevazı bir hayat yaşayan Frank Serpico, bu dönemde kendisini ısrarla arayan Amerikalı sivil toplum örgütleri, insan hakları savunucuları ve kendisini saygıyla izleyen kimi idealist polislerin ricalarını kıramayarak, en sonunda 1980'lerde ülkesine geri döndü.

Halen 71 yaşında olan Serpico, New York şehrinin iki yüz kilometre uzağında, dağların eteklerindeki bir çiftlik evinde yaşıyor ve malüllük aylığıyla geçiniyor. Ülkesinde artık adetâ bir dürüstlük anıtı olarak görülen bu mağrur adam, sık sık vakıflar, üniversiteler ve derneklerce düzenlenen savaş karşıtı konferanslara davet ediliyor ve oralarda etkileyici konuşmalar yapıyor.

Frank Serpico'ya resepsiyona katılımının anısına Türk yetkililer tarafından bir teşekkür plaketi sunuldu.