Hatırlayanlarımız vardır; 80'li yılların efsane mizah dergisi Gırgır'da zayıf, çelimsiz, hiçbir süper gücü olmayan ama süper kahramanlara özenen bir karakter vardı. Bu karakterin adı "En Kahraman Rıdvan"dı. Aynı yıllar Kent sakızlarının içinden çıkan uzun burunlu, saf, iyi niyetli, sevimli maskotun adı ise Tipitipti. Çocukluğumuzun bu iki sevimli kahramanı yıllar geçtikçe büyüdü ve halk arasında fenomen oldu. Bülent Arabacıoğlu, kaleminin bu çizimlerin tarihine iniyor ve çizginin hayatına nasıl girdiğini anlatıyor: " Üniversite'de harita mühendisliği bölümünü okuyordum. Fakat hiç bana göre bir bölüm değildi. O yüzden o mesleği hiç yapmadım. O zamanlar idealist bir gençtim, karikatürü de seviyordum. Çizmeye o tarihlerde başladım. Çizgiye ilk başlama amacım para kazanmak değil, zihnimdekileri kağıda dökmekti. Şansım varmış amatörce başladığım işin üçüncü ayında Hürriyet'ten teklif geldi. Benim gibi amatör biri için kaçırılmaz bir fırsattı. Ben de o süreci çok iyi değerlendirdim ve Tipitip karakterini ortaya çıkardım" Çizgi dünyasına hızlı giriş yapan Arabacıoğlu'nun işleri birden açılıyor ve hem gazateye hemde Kent firmasının sakızlarına karikatür çiziyor. Ona göre ikisi arasında bir hayli fark var. "Gazetede çizdiğiniz karikatür ile sakız olarak çizdiğiniz arasında fark var. Çünkü sakıza çizdiğim karikatürler çok daha geniş kitleye hitap ediyordu. Bu yüzden dikkatli davranmalıydım. Gazetede eleştiri dozunu yükseltebilirsiniz. Bir ticari üründe bunu yapma şansınız yok. Hitap ettiğiniz ana kesim çocuk olduğunda hassasiyet göstermeniz gerekiyor"
RIDVAN'DA ARAL ETKİSİ
Bülent Arabacıoğlu'nun ortaya çıkardığı diğer karakter ise "En kahraman Rıdvan". Zayıf, çelimsiz, hiçbir süper gücü olmayan ama süper kahramanlara özenen bir karakter. Sanatçı Arabacıoğlu, çelimsiz kahraman betimlemesinde Oğuz Aral'ın etkisi olduğunu söylüyor ve şunları anlatıyor: "O karakteri ilk Oğuz Aral'a teklif ettiğimde iri yapılı bir tiplemeydi. Oğuz abi bana "Bu adam zaten güçlü espiri nerede?" diye sordu. Uzun süren uykusuz gecelerin sonunda çelimsiz bir kahraman tipi ortaya koydum."
MİZAHIN SAĞI SOLU YOK
Bülent Arabacıoğlu, yoğun bir çizim hayatının yanında 2006 yılına kadar Kent firmasında grafik bölümünün müdürlüğünü yapmış. Bu süre zarfında dergi ve gazeteden uzak kalan sanatçı, bu yüzden bir dönem karikatürlerine ara vermiş. O, yaşadığı süreci şöyle anlatıyor; "Bu çok iyi bildiğiniz yabancı dili unutmanıza benziyor. Uzun süre kullanmadığınızda duraksıyorsunuz. Emekli olduktan sonra karikatüre geri döndüm. İlk edapta zorlandım. Hatta eski karikatürlerime bakıp bunu ben mi yapmışım bile dedim"
Hep insan odaklı çizimler yaptığını söyleyen Bülent Arabacıoğlu, mizah dilinin teknolojiyle birlikte değiştiğini söylüyor: "Teknoloji ve yaşam koşulları mizah anlayışını etkiliyor. Benim dönemimdeki mizah anlayışı çok farklıydı. İnsanlar artık değişim arıyorlar. Her gün yeni bir ürün ortaya koymanızı bekliyorlar" Fakat mizahın dili hiç değişmiyor. Çizgideki muhalif diriş hala devam ediyor. Mizahın sağı ve solu yok. Her kesimin kendi özgü mizah anlayışı var."
Pazara alışveriş yapmaya değil insanları izlemeye gidiyorum
Sanatında 40. Yılını dolduran karikatürist, çizgilerini oluştururken insanlardan ilham aldığını hatta bunun için çarşı pazar dolaştığını söylüyor. "Karşımdaki insanın giyimi, hali ve tavrı beni çok etkiler. Gırgır'da çalıştığım dönemlerde haftanın bir kaç günü sabahlıyordum. Nefes aldığım zamanlarda dışarı çıkıp pazara giderdim. Alışveriş yapmaz sadece insanları gözlemlerdim. Çünkü insanların en doğal hali ticaret yaptıkları halidir. Bu gözlemlerin çizimlerimi çok etkiliyordu" Arabacıoğlu, yaptığı paranomik sayfalarda kendisini de çizmiş. Yıllarca farklı kimliklerde kendini çizginin içine dahil eden karikatürist, okuyucular tarafından fark edildiğini söylüyor. "Panoromik sayfalar çiziyordum. Bunlar yayınlanmaya başladığında bir köşede kendimi çizmeye karar verdim. Bir hafta simit satıyorsa bir hafta çöpçü olarak çiziyordum. Hiç bir zaman çizgi içinde kendimi deşifre etmedim. Çizdikten üç hafta sonra mektup geldi. Bana o karakter siz misiniz? Diye sordular. Çizimlerimde sadece kendimi değil, eşimi ve oğlumu da kullandım. Hatta yakın arkadaşlarım eşime "Biz senin çocuğunun olacağını Bülent'in çizimlerden öğrendik" demişlerdi"
Tipitip ve En Kahraman birbirlerine çok benziyorlar
Bülent Arabacıoğlu çizdiği iki tiplemenin ortak noktalarının olduğunu söylüyor ve ekliyor;" İkisinin en dikkat çekici ortak özelliği iyi olmaları. Bu karakterlerin halk tarafından bu kadar ilgi görmesinin sebebi bu."
Tipitip intihardan bile vazgeçirir
Tipitip karakterinin ilk çizimini 1974 yılında asker olduğu dönemde yapan Bülent Arabacıoğlu, gündüz gazeteye gidip akşamları evde bu karakterin çizimlerini yapıyormuş. Bir süre sonra sakız çok beğenilmiş ve halka mal olmuş. İlgiyi fark eden firma sahipleri Arabacıoğlu'na haftada bir dakikalık çizgi film yapması için teklifte bulunmuşlar."Gazeteden istifa ettikten sonra arkadaşımla birlikte şirket kurduk ve çizgi film üretmeye başladık. Haftada bir dakikalık çizgi film yapıyorduk. O dönemde çizgi film çekmek çok zordu. Suntadan masalar yapıyorduk." Tipitip karakterinin çocukların fenomeni haline geldiğini söyleyen Arabacıoğlu, çocuklardan aldığı mektupları şöyle anlatıyor; "Çocukların bana yazdığı mektuplar arasında şu cümle beni çok etkilemişti. "Tipitip ben seni çok seviyorum. Ben intihar edecektim senin sayende vazgeçtim" Bu ilginin yoğunluğu çizgi dilime yansıdı. O günden sonra çizdiğim konulara daha fazla dikkat etmeye başladım"Karikatürist halk arasında fenomen haline gelen, Tipitip karakterinin ortaya çıkışını şöyle anlatıyor; "Karakteri oluştururken önce firmanın beklentilerini dinledim sonra birbirinden farklı on adet karakter hazırladım. Tipitip onlardan biriydi. Bu karakterin özelliği evrensel fakat iyi niyetli ve sakar bir tipti. İsmi de toplantı sırasında ortaya çıktı. İlk başlarda tek karakterdi. Sonra aile genişledi, karısı ve çocukları oldu" Tipitip karakterini uzun yıllar çizen karikatürist, hep aynı şeyi çizdiği için zaman zaman sıkıldığını itiraf ediyor. "Baskı maaliyetli olduğu için sene de iki defa değiştirebiliyorduk. Bir seri de yüz adet karikatür yapıyordum. Hep aynı şeyleri çizdiğiniz için bıkıyorsunuz. Bir süre sonra karaktere bağlanıyorsunuz ve bırakamıyorsunuz"
Kendimi kahraman gibi hissettiğim oldu
Bülent Arabcıoğlu, En Kahraman Rıdvan'ı karakterinin kendisine yakın bulduğunu fakat ondan daha cesaretsiz olduğunu söylüyor. "Rıdvan'ın bir çok özelliği bende mevcut. Mesela sokakta bir şey oluyor diyelim ben de onun gibi haksızlığa tahammül edemiyorum. Aramızdaki tek fark o çelimsiz vucuduyla kavga ediyor fakat ben korkup kaçıyorum. Hayatımda yaptığım en büyük kahramanlık eşimle evlenmek oldu"
Oğlum ve eşim üniversiteyi birlikte okudu
Sergiye eşi Türkan Arabcıoğlu'na ithafen açan karikatürst, daha önce yayınlanmış ve yayınlanmamış karikatürlerinin yanı sıra eşine özel olarak çizdiği karikatürlere de bu sergide yer vermiş. "Eşim Türkan benim en büyük destekçim. Yoğun çalıştığım dönemlerimde beni hep destekledi. Çizgi filmleri yaparken boyama ve kopyalarda hep yardımcı olmuştur. Çizdiklerimi ilk olarak eşime gösteririm. Ben harita mühendisliği okurken o kimya mühendisliği okuyordu. O da benim gibi bölümünü istemeyerek okumuştu. Okulu bitirdikten sonra mesleğini hiç yapmadı. Oğlum üniversite sınavlarına girerken eşimde o sınavlara girdi. Onun ideali ressam olmaktı. Aynı dönem mezun oldular. Eşim önümüzdeki yıl Eskişehir'de resim sergisi açacak"