Erkekler aptal kadınları sever ben aptal değilim...

Evlatlık edineceğim. Kendime bir zaman koydum. Ama bu kız çocuğu olacak. İyi yetişmiş kız çocuklarına ihtiyacımız var.

Mezin Tanrıseven
Erkekler aptal kadınları sever ben aptal değilim..

Hayata karşı sert ama içi bir o kadar ince; feminist ama bir o kadar romantik; güzel ve bir o kadar güçlü; bazen hırçın, bazen durgun; bazen kırgın, bazen duygulu… Daha nasıl anlatılır bilme ki… Yeşim Salkım'dan bahsediyorum. Onu tanıdığımdan beri, hep bir mücadele içinde. Belki de bu mücadele onu, 'Ben feministim' demeye kadar getirdi. Erkeklerden belki fazla çektiği için bu lafı söyledi. Belki de onun deyimiyle erkekler kendini anlayamadığı için böyle oldu. Ama görünen o ki, bunu içten söylüyor. Hayatına giren erkekleri 'el' diye nitelendiren Yeşim Salkım, içinde ukde kalan bir şeyi de benimle paylaşıyor; “Evlendiğim hiç kimse, 'Gel Topkapı Sarayı'na gidelim' demedi” diyor... Bir de iddiası var Salkım'ın; “Türk erkeği küçüklüğünden beri eziliyor”... “Yuvarlanan Taşlar” adlı yeni bir albüm çıkaran Yeşim Salkım'la yaptığım röportaj, her ne kadar müzik içermese de hayata dair çok şey anlatıyor. Buyurun sımsıcak sohbetimize…

Bazen açıklamalarınız oluyor ve içinde sert cümleler geçiyor, neden?

O sivri çıkışlarda insanlara ne demek istediğinizi pek anlatamayabiliyoruz aslında. Bazen haklı olduğum halde haksız pozisyona düşebiliyorum. O zaman diyorum ki, keşke biraz daha düşünerek, biraz daha derleyerek toparlayarak anlatsaydım.

Keskin sirke olayı yani...

Gerçekten sert mizaçlı bir kadınım. Aslında içimde çok naif, çok duyguluyumdur. Fakat dışarıda da bir o kadar farklıyımdır. Herhalde yıllardır mücadele etmenin verdiği bir durum. Kadınlarda bu durum, zaman içinde çok gelişir. Ben 21 senedir bu işi yapıyorum. 16 yaşından beri çalışıyorum. Kadını bu, sonunda erkek tavırları almaya itiyor.

Sizin bu çıkışlarınızı hak ediyorlar mı?

Tabii ki. Durduk yerde hiç kimse bir laf söylemez. Öyle ortamlarda bulunuyorsunuz ki, bir şeyleri anlatabilmeniz çok uzun zamanınızı alıyor. Fakat bazen endirekt söylemektense direkt söylemek daha etkilidir. .

YILLARDIR KOVULUYORUM

Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış. Siz hiç kovuldunuz mu?

Oooo… Ben yıllardır kovuluyorum. Dediğim gibi haksızlıklara tahammül edemeyen bir yapım var. Hiçbir zaman ne kameralara oynamayı sevdim ne de halka oynamayı. Şimdi, birtakım insanların ve sizlerin şahit olmadığı o kadar çok şeye şahit oluyorum ki ben... Kendim adına kameralar söndükten sonra o kadar çok insanlar gördüm ki… Hayranı olan kitleye fütursuzca kaba davranan. Bunu birileri söylemezse insanlar nereden bilecek. İnsanın kendisine sorması gerekiyor. Neden değiştik, neden bu hale geldik. Ben çift kişilikli olamıyorum. Anneannem hep şunu söylerdi; 'Bey, beyin arkasından kılıç sallarmış'… Şimdi arkamdan birileri kılıç sallayabilir ama yüzüme karşı o kılıcı sallayamadıkları sürece sorun yok.

Olursa onu da hallederim diyorsunuz...

Hallederim. Çünkü kendimi savunabilme yetim var. Bu nereden kaynaklanıyor. Yaşadığım geçmişime güveniyorum. Arkamda bıraktığım yıllarıma baktığımda temiz bir sayfam var. Her zaman şunu söylerim; 'Bakın bana hayatı anlatmayın. Çünkü ben 19 yaşında aşık olup 20 yaşında doğum yapmış bir kadınım. Erkekleri de kadınları da çok iyi tanıyorum. Hayatla bir mücadele içine girdim. Çok aldatıldım. Ama hayat devam ediyor. Ben bir tek ailem ve sevdiklerimin ardından yas tutarım. Hayatıma girip çıkan giden insanlar için niye yas tutayım ben.

Onları sevmediniz mi?

Belli bir dönem sevdiğim oluyor. Ama onlar el. Canım, kanım değil. Bu adam benim hayatıma girmiş, bir dönem bana güzellikler yaşatmış; ben de ona yaşatmışım. Bana ne el adamından (Kahkaha atıyor).

KİMSEYE TESLİM OLMADIM

Birtakım şeylere de hazırlıklısınız öyleyse…

Canınızdan kanınızdan olan insan sizi kırdığı ve sırtınızdan bıçakladığı gün gerçekten yıkılırsınız. Ama sokaktaki el. Zaten bunu bekliyordum. Yüzde yüz hayatımı kimseye teslim etmedim. O yüzden dimdik ayakta kaldım.

Siz bu arada birçok yardım kuruluşlarına da destekte bulunuyorsunuz, değil mi?

İhtiyacım var diyen kişiye arkamı dönüp çekip gidemem. Çünkü bakıyorum onun maneviyata, onun maddiyata ihtiyacı var. Düşünsenize hayatınıza bir erkek giriyor. Hem maneviyata hem maddiyata ihtiyacı var. Hayat bir alışverişse kadın erkek arasındaki alışveriş adil olmak zorunda.

Evliliklerinizde maddi- manevi adalet bulabildiniz mi?

Erkekler annelerinin oğulları.Maalesef erkekler anneleri gibi olmanızı istiyor. Ben onun annesi değilim. Kimseye de annelik yapmak zorunda değilim. Anneleri allar pullar, bizim elimize verir 'Şimdi al, sen bak' derler.

İlker İnanoğlu'ndan bu sebeple mi ayrıldınız?

Kendi adıma şunu söyleyebilirim. Şahsi olarak hiçbir şeyi algılamasınlar. Ama ben hayatıma giren erkeklerde hep şunu gördüm. Bizi bir yerlerde görüyorlar. Ve gördükleri yerde gözlerinde o kadar abartıyorlar ki. Biz eve döndüğümüzde normal bir kadınız. Kendimizi kötü hissettiğimiz dönemlerimiz var; sorumluluklarımız var. Bütün bunları yapmak yerine onlara endekslenmemizi istiyorlar. Süslü-püslü, hiçbir şeyi dert etmeyen 'Hadi gezelim, hadi eğlenelim'... Ya, ben genç kızken bile yapmadım. Bunu kimse bilmez ama ben çok feminist bir kadınım. Bunu yaşantımla gösterdim ama galiba anlamak istemediler. Ben erkeği yanımda taşımak için evlenmedim. Ben, beni tamamlayacağını düşündüm. İlişkilerimi neden evliliklere götürdüm. Biz Türk toplumunda yaşıyoruz, bir kızım var. Kimse üzerine alınmasın onlarla evlenmemin nedeni, onlara olan saygım değildi. Bu kendime, aileme olan saygımdı. Böyle olduktan sonra karşılarında çok farklı bir kadın görüyorlar.

HİÇ KİMSE TOPKAPI SARAYI'NA GİDELİM DEMEDİ

Aradıkları siz değildiniz öyleyse?

Hayır. Ben bugüne kadar hayatıma giren hiçbir erkeğin aslında idealindeki tip değildim. Ailelerimiz problemlerini çözmede birinci yardımcıdır. Önce gideceğimiz yer orasıdır. Onlar hep bize geliyor. Ya sizin anne-babanız yok mu?... Gidin onlar çözsün. Ama Türkiye'de böyle bir sorun vardır. Türk erkeği çocukluktan itibaren hep ezilerek büyür. Kadın daha dişlidir. Zaten kadın doğadır. Kadın vazgeçmez, güçlüdür. Ama erkekler çok çabuk vazgeçti. Çağlar boyu vazgeçti. Ben onlara hep siz avcısınız diyorum. Çıkıyorlar mağaranın dışına avlanıyorlar. (Gülüyor). Bunu o kadar mecazi anlamda algılıyorlar ki onun için hep derim daha çok okuyun. Biraz daha gelişin. Kadını tanımaya çalışın. Kadının ruhundan anlamak, ona ikide bir çiçek götürmek, onu yemeklere çıkartmak değildir. . Çiçeği çok severim derseniz, sizin gönlünüzü almak için devamlı çiçek gönderir. Yahu yeter ben onu kendim de alırım. Tarihe çok meraklıyım. Tarihi yerleri gezmeyi severim. Ben isterdim ki, bir günde 'Ya gel beraber Topkapı Sarayı'na gidelim' desinler…

Demediler mi?

Yemin ediyorum hayır. Türkiye'de bir erkekten bunu beklemek abesleşti. Alırım fotoğraf makinemi, gider gezerim. Kadını kadından daha iyi anlayan yok. Ama kadının en büyük düşmanı yine kadın. Bir kadın sabah kalkıp yüzünü gözünü boyayıp sabahtan akşama kadar geziyorsa o kadından korkacaksın. Ondan hiç hayır yok. Bazen bir şeyleri söylemek istemiyorsunuz. Söylediğiniz zaman da onlar inanmak istemiyor. Çünkü sizi o kılığa yakıştıramıyorlar. Kadın onların yanında süsü gibi giyinsin. Erkekler o tür kadınları seviyor. Aptal kadını seviyor, erkekler. Giyinecek süslenecek. Onu alacak Reina'ya götürecek. Ben öyle kadın hiç olmadım.

ERKEKLER KORKUYOR

Duygu Asena 'Kadının Adı Yok' dediği zaman, olay olmuştu. Sizin de feminist tarafınızın çok ağır bastığını görüyorum. Kadının adı var mı?

Hayır. Dünyada yok. Çünkü kadının adının olduğunu kabul ettikleri anda, kadın egemen bir toplumda yaşamaya başlayacaklar. O yüzden de korkuyorlar.

Kızınızın babası ile görüşmesine izin veriyor musunuz?

Tabii ki izin veriyorum. Ama babası da hala annesinin oğlu olduğu için babayı da biz arattırıyoruz. Eskiden ikinci bir çocuk çok istiyordum. Ne için biliyor musun? Galiba kendim için istiyordum. Çünkü çocuk bizim için, kadınlar için güzel. Evlilikte, kocada bulamadığınız her şeyi o çocukta bulabiliyorsunuz.

Evlatlık almayı düşünür müsünüz?

Bunu yapacağım. Kendime bir zaman koydum. Benim hastalığım nedeniyle doğum yapmam zor. Çünkü talasemi hastasıyım. Kız çocuğu evlat edineceğim. Toplumun iyi yetişmiş kız çocuklarına ihtiyacı var.

Hiç dibe vurduğunuz dönem oldu mu hayatınızda?

İçimde fırtınalar yaşadım. Ama Allah'a şükür ettim. Yaşamın dibine de vurdum. Ama suyun dibine ne kadar hızlı vuruyorsanız o kadar çabuk çıkıyorsunuz. Ben yaşamımın en yukarısında da bir hayat yaşadım ve bir şeyi gördüm. Baki kalan sadece hoş bir sedaymış.

Aşktan yana şansınız var mıdır?

Yok, yok… Her kadın gibi şansızım. Benim şanslı olduğumu düşünen bir kesim var biliyorsun. Neyin şansıdır, ben de hala anlamış değilim. Her kadının, buna annem de dahil, aşktan yana çok şanssız olduğunu düşünüyorum.

Genç Parti'nin seçimlere girmesi gereksizdi

Bir seçim döneminden çıktık. Sonuçtan memnun musunuz?

Çok memnunum...

Genç Parti'ye seçimlerde şans veriyor muydunuz?

Bir parti kurulmuştu. Çok uzun zaman önce kurulmuştu. Şunu söyleyeyim. Gerekli miydi. Hayır... Her önüne gelen parti kurup da, her önüne gelen de seçimlere girecek diye de bir şey yok. O zaman hepimiz seçimlere bir parti kurarak girelim. Ben bunu da anlamıyorum. Dünyada böyle bir şey yok. Bu hükümetin ilerlediğini görüyorum. Herkes, 'Baykal, Baykal' dedi. Gördük aldıkları oyları. Mitingler düzenlendi, ne oldu. Gerçekten biz bazen kendi kendimizi kandırmakta üstümüze yok. Bence Recep Tayyip Erdoğan, çok iyi bir alt yapı kurmuş bir Başbakan. Bunu kabul etmek lazım. Parti başkanının güven vermesi de gerekir. Samimi söyleyeyim, ben şu anki hükümete güveniyorum. Çok korkuyoruz, Cumhuriyetle ilgili başımıza bir şeyler gelecek diye. Neden bu propaganda olayı? Bu hükümet önümüze veriler de koyuyor. Deniz Baykal zamanında onun bakanlık yaptıkları dönemler de var. Eeee, görüyoruz neler olduğunu, ekonominin nerelere gittiğini. Senin bana bir gelecek vermen için arkanın sağlam olması lazım. Sen geçmişinle elle tutulur bir şey veremiyorsun ki… Sana nasıl güvenip oy vereyim. Öbür taraftan hükümetin nasıl çalıştığına da bakıyorsun. Ayrıca Abdullah Gül'ü de Cumhurbaşkanlığı için destekliyorum.

HER ŞEYİN BEDELİNİ ÖDEDİM

Yeşim Salkım olmanın bir bedeli oldu mu?

Vallahi bana çok güzel bir bedel oldu. Her şeyin olgunluğuna eriştim. Hiçbir şeyin dışarıdan göründüğü gibi olmadığını, insanlara anlatabilmenin zorluğu ve bunu hiçbir zaman anlamayacak olmayacaklarını öğrendim. Yalnızlığım daha da büyüdü, gün geçtikçe arttı. Çok zor günlerinizde telefonun çalsın diye bakarsınız. Ve o telefon çalmaz. Ben de onları yaşadım. Bir şekilde ayakta kalmayı başardım. Psikiyatriste de gittim. Hala da gidiyorum.

İlker Bey'den ayrıldınız ve size geriye adınıza açılmış bir dava kaldı...

(Gülüyor)... O dönem hem bana, hem İlker'e dava açmıştı. Şimdi eğer İlker'in davasını çekerse benim davamı da çekmesi gerekir. Yok onunkini çekip benimkini devam ettirirse ben bunun takdirini insanlara bırakırım. Ben arkamda bıraktığım şeylerle hiç ilgilenmem.

Tecrübeleriniz size doğru yolu gösterdi mi?

'Ay' dedik 'meyve' ektik. Ben kendi yolumu seçtim.