'Eski kafa'lıyım her şeyin farkındayım

Modern hayatın hızına karşı çıkıp, eski günlerdeki gibi daha yavaş, daha doğal yaşamayı misyon edinen Eski Kafa'da, mekan da, yiyecekler de, içecekler de doğal. 'Faydası zararsız olması' sloganı ile yola çıkan Eski Kafa, doğal bir yaşama kapı açıyor.

Emeti Saruhan
'Eski kafa'lıyım her şeyin farkındayım

Son günlerde kiminle karşılaşsam Eski Kafa'dan bahsediyor. “Eski Kafa'ya gittin mi? Akşam Eski Kafa'daydık. Eski Kafa'da buluşalım mı?” En sonunda “Tamam, ben de gidiyorum” dedim ve gittim. Fatih Atpazarı semtindeki 6- 7 masalı, küçük ama bir o kadar da sıcak ve samimi bir kafe Eski Kafa. Hikayesi de adı kadar ilginç. Mekanın işletmecisi Aysel Berk Zengin Eski Kafa'nın ilk olarak domates satmak amacıyla açıldığını söylüyor.

KURU YEMİŞ MÜMKÜNSE KURU KALSIN

Müdahale edilmemiş doğal domates tohumlarının Kütahya Domaniç yöresindeki çiftçilere ektirilip satışı amaçlanmış. Aynı köylülerden sadece hava, su ve doğal gübre ile yetiştirilen başka doğal ürünler de temin edilip satılacakmış ama mekan itibariyle gitmemiş. “Köyde bıraktığımıza para mı vereceğiz” düşüncesi hakim olunca konsept kendiliğinden kafeye dönmüş. Böylece doğal olarak elde edilen ürünlerden yapılan yemekleri ve içecekleri sunmaya başlamışlar.

Eski Kafa'nın dekorasyonu iç mimar olan Aysel Hanım tarafından yapılmış. Ayrıntılara o kadar önem verilmiş ki, saatlerce sıkılmadan inceleyebilirsiniz. Tabaklar, mumluklar, sürahiler her birinin ayrı bir güzelliği var. Tavanda kullanılan ağaçlar köy evlerinde sebze ve et kurutmada kullanılan ağaçlar düşünülerek konulmuş. Yer döşemeleri ise tamamen doğal, işlem görmemiş çam ağaçlarından yaptırılmış. Çay ocağı yine Aysel Hanım'ın tasarımıyla köz ateşine uygun olarak dizayn edilmiş. Kafenin menüleri ise ayrı bir alem. Aysel Hanım ve eşi yazar / şair Mevlana İdris tarafından kaleme alınan menü masanıza kartlar halinde geliyor. Meşrubatlar, Kuru Yemişler, Anayemek, Kahvaltı Olayı gibi başlıklara ayrılmış kartları okumanın yüzünüze bir gülümseme hediye edeceğini söyleyebilirim. Kuru Yemişler için “İsterseniz sulanabilir tabii ki… Ama tavsiyemiz kuru yenmesidir. Çekirdekten tuzlu bademe kadar yaklaşık 15 çeşit kuru yemiş çeşidi, yapılan bazı lüzumlu ve lüzumsuz konuşmalara eşlik etmek için masanıza gelebilir.” diyor Eski Kafa.

Doğal olmayan hiçbir şeyin içeri sokulmadığı Eski Kafa'da değişik yörelerden yemekler yapılıyor. Gulaş, güveç, mantarlı pilav, beşamel soslu mantar, kuru patlıcan dolması, saray çorbası, yüksük çorbası, barbunya, pırasa, sarma gibi yemeklerin yanı sıra sütlaç, revani, cevizli tereyağlı kurabiye gibi tatlılar bulunuyor.

DOĞAL OLMAYANA GİRİŞ YOK

Kars'tan getirilen “Kaz eti” ise bir gün önceden sipariş alınarak hazırlanıp, gülebru şurubu ile birlikte sunuluyor. Meşrubatlar için Eski Kafa “nedendir bilinmez, içimizde sade gazoz ve soda dışında sun'i hiçbir içecek sunmama gibi bir istek var.” diyor. Bu nedenle meşrubatlar, Aysel Hanım'ın annesi tarafından Bolu'da hazırlanan Gül, Kızılcık, Çilek, Armut, Ayva, Kuşburnu gibi şuruplar. Çay çeşitleri ise biberiye, ada çayı, yaban mersini, zencefil, armut, elma böğürtlen, zahter gibi geniş bir yelpazede sunuluyor. Siyah çay için Rize'den özel bir çay getirtiliyor. Çaylar köz ateşinde ve memba suyu ile yapılıyor. Tercihiniz kahveden yanaysa Menengiç kahvesini deneyin. Ekmek ve su için para alınmayan mekanda ana yemekler 8-9, zeytinyağlılar 6, tatlılar 3-4 lira.

Gulaş'ı mutlaka deneyin

Eski Kafa'nın spesiyal yemeklerinden biri Kul Aşı ya da Gulaşı mutlaka deneyin. Baharatlarla ayrı bir tadı olan yumuşak et ağzınızda dağılıyor. Gaziantep yöresinden baharatlı bir et yemeği olan Gulaş Macar savaşı sırasında Osmanlı kültürüne yansımış. Büyükbaş hayvanların sırt kısmından, yani etin en yumuşak ve en lezzetli yerinden, tamamen sinirsiz ve yağsız olarak hazırlanan etle yapılıyor. İnce ince doğranan et bir gün boyunca sirke, bütün sarımsak, kuru domates, mercanköşk ve defne yaprağında bekletiliyor. Ertesi gün güveçte tamamen kendi suyunda 3-4 saat boyunca pişiriliyor. Patates püresi veya beğendi ile servis ediliyor.