17. yüzyıla kadar Yakın Doğu ve Osmanlı medeniyetleri içerisinde ihtişamlı bir yaşam süren çeng, 'Unutulanlar, İzler ve Yaşayanlar: Arp ve Çeng İçin Konçerto' projesiyle yeniden hayat buluyor. Arp sanatçısı Şirin Pancaroğlu, besteci Hasan Uçarsu ve enstruman yapımcısı Mehmet Söylemez'in işbirliği yaptığı, proje, Tekfen'in desteğiyle Haziran ayında 36. Uluslararası İstanbul Müzik Festivali'nde icra edilecek. İlk olarak 24 Haziran'da Aya İrini'de izleyici karşısına çıkacak olan konçerto, kendine has dokusu sayesinde geçmiş ile geleceği, Doğu ile Batı'yı, geleneksel ile moderni aynı eserde buluşturuyor. Çeng ile ilk olarak minyatürlerde karşılaşaşan Pancaroğlu, “arp” kelimesinin Türk diline ait bir sözcük olmaması nedeniyle çalgısının da Türkiye'de “yabancı” bir müzik aleti olarak algılandığını belirtiyor.
ÇENG, ŞİİRİN VE SANATIN ARKADAŞI
Besteci Hasan Uçarsu ise Çeng için “Doğası gereği daha sakin, daha dingin ve daha tefekkür sahibi; derin düşüncelerin peşinden koşan bir çalgı. Bundan dolayı da yüzyıllarca yüksek toplantılara, şiirsel, sanatsal ve felsefi buluşmalara eşlik etmiş” diyor. Ortaçağda saray ortamlarında yükselen çalgı, Osmanlı kültürüne de İran üzerinden gelmiş. 17. yüzyıla kadar görülen çeng uzun yıllar geleneksel Osmanlı müziğinin bir parçası olmuş. Daha çok fikri ortamların, felsefi sohbetlerin, şiir meclislerinin ve entelektüel buluşmaların çalgısı olarak tanınan çeng, kimi zaman sultanın av merasimine eşlik etmiş, kimi zaman da hanedanın ihtişamlı yaşamına. Yüzyıllarca birçok medeniyet tarafından kullanılan çeng, ud'ların yaygınlaşmasıyla popülaritesini yitirmiş. Akort tutmaması gibi olumsuz özellikleri nedeniyle udlarla yarışamayan çeng'in kullanımı günden güne azalarak en sonunda tümüyle ortadan kalkmış.