Fikri Akyüz ile fikri düzey, fikri namus

Türk siyasi yorumculuğuna yeni bir soluk getiren ve bunu usta kalemlere de tescil ettiren Fikri Akyüz, birkaç yıldır içeriden,s on yıllardır da dışarıdan gözlemlediği basın dünyasındaki fikri düzey ve fikri namusun geldiği yeni durumu anlattı.

Ertan Altan
Fikri Akyüz ile fikri düzey, fikri namus

Yeni Şafak'ta devam ettirdiği yazarlık macerasının ürünü olan yazıları “Kan Grubu: Asil.. Dini: Bütün” adlı bir kitapta derleyen siyasi gündemin gülümseten kalemi Fikri Akyüz Türkiye'de siyasi fırtınaların koptuğu bir dönemde katıldı Babıali dünyasına. Hızlı girdiği bu dünyada, Abdullah Gül'ün babasının kıyafetinden Aydın Doğan-Barzani ilişkisine, başörtülülerin zeka düzeyinden İnönü'ye atılan taşa, “hayvan gibi yazan yazarlardan” Latife Hanım'ın çarşafına kadar birçok “netameli” konuda kalem oynattı. Akyüz'ün yerel bir gazeteden, internethaber.com'a oradan da Yeni Şafak'a adım attığı dönemde, Türkiye'nin siyasi fırtınaları, çoktan Babıali'yi de etkisi altına almış, memleketin basın adabında belirgin değişiklikler olmuştu. Basının sağının solunun birbirine karıştığı, sağda ya da solda bilinen “büyük kalemlerin” ya yer değiştirdiği ya da aslına rücu ettiği, yani ak kalem kara kalemin belli olduğu bu kısa ve “ara” dönemde, büyük bir çoğunluğu gülümseten, mutsuz bir azınlığı da epey öfkelendiren bir üslup tutturarak kendisine yer açan Akyüz'le basındaki alışılmadık saflaşmanın kaynaklarını konuştuk. Birkaç yıldır içeriden on yıllardır da dışarıdan gözlemlediği basın dünyasındaki “fikri düzeyin” ve “fikri namusun” geldiği yeri “acemi” olmanın avantajlarını kullanarak değerlendiren Akyüz, son yılların en çok sarfedilen kavramları olan “laiklik”, “demokrasi”, “hukuk”, “cumhuriyet”, “liberalizm” ve “sol”a yeni ve farklı yorumlar getirdi.

ELEŞTİRİNİN ADI HÜKÜMETE ÇAKMAK OLDU

Bürokrasinin, demokrasiye yani büyük bir oy çoğunluğuyla iktidara gelen hükümete açtığı savaşta iki ayrı medya grubunun oluştuğunu söyleyen Akyüz, demokrasi yanlısı ve demokrasi karşıtı olarak tasnif ettiği bu gruplardan birinin diğerini şimdiye kadar “dinci medya” olarak yaftaladığını ancak demokrasi cephesinin genişlemesiyle artık “yandaş medya” tabirinin tercih edildiğini söylüyor. Her ne olursa olsun “hükümete çakma” çabasının basında fikri düzeyin ve namusun bir tarafa konması anlamına geldiğini söyleyen Akyüz'e göre birkaç aklı selim sahibi yazarın dışında tüm büyük medya bu işin memuru haline gelmiş durumda.

LAİKLİKTEN ENDİŞE EDİLECEK! ET!

Bu görevin memurlarının en başta gelen görevlerinden biri laiklikten endişe etmek. Basında laiklik endişesi pompalayanların aslında Türkiye'de böyle bir sorunun olmadığını gördüğünü söyleyen Akyüz, bu endişenin basındaki kalemşörlerin kendi ikballerini garanti altına almak için adeta icat edildiğini belirterek şunları söylüyor; “Bir şeyi pompalayabilmek için pompalanacak bir şeyin olması lazım. Ortada laikliğe karşı bir hareket olmadığına göre yapılacak olan iş, bu pompayı icat etmek. O pompa da 'laiklik endişesi' oluyor. Öyle bir tehlike icat edelim ki şahsi ikballerimizi garanti altına alalım. En kolay yol da Atatürk'ün arkasına sığınarak, laiklik kavramını öne çıkarmak. Eğer sosyal devleti, demokratik devleti bir kenara koyup sadece “laiklik de laiklik tey tey de tey tey..' derseniz bu toplum gerilir. Ve geren olduğunuz için de sıfatınız 'gerici' olur. Bunu yapanlar kendi kendini kullandırmaya meraklı hatta meyyal olan insanlar. Bu tamamen cibilliyetsiz bir psikolojik yapının tezahüründen başka bir şey değildir.”

LİBERALSEN VATAN HAİNİSİN

Basındaki saflaşmaların siyaset bilimindeki kavramları alabora ettiğini söyleyen Akyüz, kendisini liberal bir muhafazakar olarak tanımlarken, basının “cumhuriyetçi” ve “demokrat” kavramlarını sanki biri olunca diğerinden olunmazmış şeklinde lanse ettiğini belirterek liberalizmi de vatan hainliğiyle eşitlediklerini söylüyor. Bunu yapanların aslında zekalarında bir problem olmadığını söyleyen Akyüz şöyle diyor: “Fikri düzey o kadar düştü ki at gözlüğüyle bakmaktan vazgeçemiyorlar. Bir at kadar bile olamıyorlar. Zira at yan tarafta ne var ne yok diye bakmaz ama en azından ileriye bakar. Bunlar at gözlüğü takmış ama daha burnunun ucunu bile göremiyorlar. Liberal demokratlar askeri vesayete karşıysa, dinin toplumdan soyutlanmasına karşıysa bunda yanlış olan nedir? Önüne gelene vatan haini demek demokratları sindirmek anlamına geliyor. Ben muhafazakar bir insanım ancak devletin liberal esaslarla donanması gerektiğine inanıyorum. Çünkü devlet benim inandığım gibi yönetilsin derseniz kaos çıkar. Örneğin ben içki içmiyorum ama devlet içkiyi heryerde ama heryerde yasaklasın derseniz içki içenlerin haklarını baltalamış olursunuz. Liberalizm neticede bir sistemdir. Kişiler laik olur mu olmaz mı diye tartışılıyor. Kişi elbette laik olmaz devlet olur ama bir kişi muhafazakardır ya da komünisttir fakat laikliği benimseyebilir. Örneğin ben laikliği benimsiyorum. Ormanların yok olmamasını istemek için odun olmaya gerek yok ki! İnsansan zaten ağacı korursun. Laik yaşam biçimi diye bir biçim de yoktur. Laik devlet, tekrar ediyorum, laik devlet biçimine inanan ya da inanmayan biri vardır. Kimi laikliğe “ne biçim” sistem der; kimi ise “o biçim” sistem der.. Bunun denilebildiği sisteme de demokratik devlet sistemi denir. Bu ikisi arasındaki farkı anlamayana da idrak kabiliyeti kıt adam denir”

Hukuk yazısı yazdım okumadılar

Bir hukukçu olan Fikri Akyüz, işe hukuk alanında köşe yazıları yazarak başlamış ancak ilk yazmaya başladığı yer “Aydınses”'te kaleme aldığı hukuk yazısı okunmayınca, bugünkü tarzını belirleyen yazılardan ilkini kaleme almış ve gerisi gelmiş. Şimdiye kadar yazdığı yerlerde oluşan okurlarının büyük bir çoğunluğunu peşinden getiren Akyüz oluşturduğu üslubun artık yerleştiğini gelecekteki amacının da okunduğunda bu “Bu bir Fikri Akyüz” yazısıdır denilebilecek bir yer edinmek olduğunu söylüyor.