Fotoğraf paylaşıyorsam yalnızlıktan

Psikiyatr Cem İncesu sosyal medyada özel hayatın rahatlıkla paylaşılıp izlenmesinin altında 'Kentleşmeyle sıcak ve yakın ilişkiler yok olması nedeniyle insanların ilişki kurma, kendini anlatma gibi ihtiyaçlarını karşılama arzusu' olduğunu söylüyor.

Kübra Sönmezışık
Fotoğraf paylaşıyorsam yalnızlıktan

1. yüzyılda internet devrimiyle sosyal medya birçoğumuzun hayatının vazgeçilmezi haline geldi. Önce Facebook ile fotoğraf ve video paylaşımı özellikleriyle bizi içine alan bu mecra, twitter ve instagram'ın da eklenmesiyle birlikte masumiyetini gün geçtikçe kaybediyor. Özellikle instagram ve twitter ile başlayan takip etme ve edilme dürtüsü öyle bir boyuta vardı ki insanlar en mahrem hallerini ve düşüncelerini herkesin önünde hiç çekinmeden paylaşıyor. Acıbadem Üniversitesi'nde Psikiyatri Anabilimdalı öğretim üyesi olan ve Acıbadem Hastanesi'nde görev yapan Psikiyatr Cem İncesu ile mahremimizi bu kadar kolay paylaşmamızın ve başkalarının özel hayatını bu kadar merak etmemizin arka planını konuştuk.

Psikiyatr Cem İncesu gözetleme ve gözetlenme isteğinin temelinin tam olarak bilinemediğini ve bunun genetik olabileceğine dair hipotezlerin olduğunu söylüyor. Cem İncesu, insanların gözetleme ve gözetlenme ihtiyacının altında yatan sebepleri şöyle anlatıyor: 'Aile, köy, kasaba gibi yakın kültürler eriyor. Kentleşme ve sanayileşmeyle birlikte sıcak ve yakın ilişkiler yok oluyor. İnsanların ilişki kurma, kendini anlatma, gibi ihtiyaçları var. Sanal dünya insanlardaki bu eksikliği gidermesi için kuruldu' Kısaca röntgencilik olarak tanımlanabilecek Voyerizm'in cinsellikle doğrudan ilişkisi olmadığını, Voyerizm'in çok küçük bir kesim için sapkınlık olduğunu anlatan İncesu, hepimizin içinde voyeristik yönlerin olduğunu söylüyor ve ekliyor: 'İnternet çıkalı daha on beş yıl oldu ama insanlar facebook, twitter'a çok fazla ilgi gösteriyor. Televizyonda yayınlanan, başka insanların rutinlerini, sıradan faaliyetlerini ilişkilerini ve cinsel yaşamını anlatan programlar var. Bu kadar yoğun merak Voyerizm tehlikesini de beraberinde getiriyor.' Sosyal medya kullanıcıları özel yaşamlarını tanıdığı tanımadığı herkesin görmesi için paylaşıyor. İnsanlar başkalarını izlemekten ve özel hayatlarını milyonların seyrettiği ortamlara koymaktan keyif alıyorlar. Bu dürtünün insandaki eksibisyonist yönleriyle ilişkili olduğunu dile getiren İncesu, ne kadar gözetleyen varsa bir o kadar da gözetlenmeyi tercih eden olduğunu hatırlatıyor.

Merak duygusunun kültürel bir şey olmadığını, bunu da yayınlanan programların dünyanın dört bir yanında ilgi gördüğü teziyle açıklayan İncesu, içimizdeki Voyelistik eğilimi teknoloji sayesinde fark ettiğimizi söylüyor. Ayrıca sosyal medya ve televizyon yöneticilerinin insanların bu zaafının farkında olduğunu ve bu tarz projeleri ticari amaçla yaptıklarını da sözlerine ekliyor. İncesu, bu tarz cinsel fantezilerin bir çok insanda karşılığı olduğunu ifade ederken, 'Fantazilerin insanların normal hayatlarında sosyalize edilmiş, meşrulaştırılmış, içselleştirilmiş ve keşfedilmiş, çok geniş kesimlere hitap eden toplumsallaşmış boyutları var' diyor.

Sanal dünyanın sınırsız bir şekilde her yere ulaşabilmesi, geniş kesimler tarafından takip ediliyor olması gözle görünür problemlere yol açıyor. İncesu, sosyal medya ile birlikte gelen sorunları, hastalarının problemlerinden yola çıkarak anlatıyor: 'Eskiden bu kadar çok sanal seks veya pornografi yoktu. Dünya bu konuya ilişkin önlemler almaya çalışıyor. Hiperseksüalite, sanal seks bağımlılığı, pornografi bağımlılığı gibi yeni tanı kategorileri oluşuyor. Bunlar normalde elli yıl süre içinde konulması gereken tanılar olması gerekirken çok hızlı gelişiyor' Röntgencilik ve teşhircilik isteğinin aşırı olması halinde Voyerizm ve eksibistyonizm rahatsızlıklarına yol açtığını belirten İncesu problemi ilaç ve terapi yöntemiyle üç veya altı ay gibi bir sürede sonuçlandırdıklarını söylüyor.