Hastaneden yapılan açıklamaya göre, horlama, kişinin uyku kalitesini, günlük yaşamını ve aynı ortamı paylaşan aile bireylerinin uyku düzenini olumsuz etkileyebilen yaygın sorunlar arasında yer alıyor. Horlama nedeniyle gece uykusu bölünen kişilerde sabah yorgunluğu, gün içinde halsizlik, dikkat azalması ve uyku hali görülebiliyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Türksayar, horlamanın bazı kişilerde yalnızca sesle sınırlı bir durum olmadığını, bunun uyku apnesi gibi daha ayrıntılı değerlendirme gerektiren rahatsızlıkların belirtisi olabileceğini aktardı.
Türksayar, ağız içi horlama apareylerinin, alt çenenin uyku sırasında kontrollü biçimde önde konumlanmasına yardımcı olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
"Bu sayede dil kökü ve çevre dokularının hava yolunu daraltma riskini azaltabilir. Horlama sırasında hava yolunda daralma meydana gelir ve yumuşak dokuların titreşimiyle horlama sesi oluşur. Ağız içi apareyler, uygun hastalarda hava yolunun daha açık kalmasına destek olabilir. Bu durum horlamanın azalmasına ve kişinin daha rahat nefes almasına katkı sağlayabilir."
Horlama tedavisinde hedefin yalnızca gece çıkan sesi azaltmak olmadığını vurgulayan Türksayar, uyku bölünmelerinin azaltılmasının ve kişinin daha dinlenmiş uyanmasına destek olunmasının da önemli olduğunu belirtti.
Türksayar, ağız içi apareylerin, uygun hastalarda ameliyatsız ve kişiye özel planlanabilen bir seçenek olarak değerlendirilebileceğini kaydederek, "Ancak her hasta için aynı tedavi yöntemi uygun olmayabilir. Bu nedenle aparey kullanımı öncesinde ayrıntılı değerlendirme yapılması gerekir." değerlendirmesinde bulundu.
- "Kişiye özel tasarım ve düzenli takip, tedavinin başarısı açısından belirleyicidir"
Türksayar, horlama apareylerinin standart ürünler gibi değerlendirilmemesi gerektiğini aktararak, hastanın diş yapısı, çene ilişkisi, kapanışı, diş eti sağlığı ve çene eklemi durumunun dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
Apareylerin kişiye özel ölçüler alınarak hazırlanması gerektiğini anlatan Türksayar, "Tedavi sürecinde cihazın uyumu, hastanın konforu ve tedaviye verdiği yanıt düzenli kontrollerle takip edilmelidir. Bazı hastalarda çene ekleminde rahatsızlık, dişlerde hassasiyet veya kapanışta değişiklik gibi durumlar görülebileceği için takip süreci önem taşır." ifadelerini kullandı.
Türksayar, gece nefes durması, sabah baş ağrısı, gün içinde aşırı uyku hali, dikkat dağınıklığı veya yüksek tansiyon gibi şikayetleri olan kişilerin mutlaka ayrıntılı değerlendirmeden geçmesi gerektiğini belirterek, bu durumlarda kulak burun boğaz uzmanı, uyku hekimi ve diş hekiminin işbirliğinin önem kazandığını kaydetti.
Horlama apareylerinin bazı hastalarda etkili bir destek sağlayabileceğini vurgulayan Türksayar, "Ancak uyku apnesi şüphesi bulunan kişilerde tedavi kararı, uzman değerlendirmesi sonrasında verilmelidir. Doğru hasta seçimi, kişiye özel tasarım ve düzenli takip, tedavinin güvenliği ve başarısı açısından belirleyicidir." görüşünü paylaştı.