Gezmekte bir sır var!

Bugüne dek sayısını bilmediği kadar ülke gezen, annesinin tabiriyle her sene 'leyleği havada gören' Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan iyi bir gezgin. Demircan "Çok okuyan mı çok gezen mi bilir sözü çok doğru. Bilmek için gezmek gerekiyor. Ailemin seyahat acentası olması gezgin ruhumu tetikledi" diyor

Röportaj: AYSEL YAŞA
Gezmekte bir sır var!

Belediye başkanlarının hayatlarına yakından bakmaya bu hafta da devam ediyoruz. Konuğumuz Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan. Doğma büyüme Kasımpaşalı. Sonra uzaktan izlediği Beyoğlu'na adımını bir atıyor, bir daha da uzaklaşamıyor bu ilçeden. Demircan'la çocukluğunu, ailesini, boş bulduğu zamanda yaptıklarını ve tabii ki üç kız babası olmayı konuştuk. 1967 yılında Kasımpaşa'da doğmuş Demircan. Kadı Mehmet Mahallesi İbadullah Sok. No: 3 Daire 6. 6 kız, 2 erkek evde tam 9 çocuk var. Kalabalık bir ailede büyümüş Demircan. 17 yaşına kadar orada bir aile apartmanında dedesi ve diğer akrabalarıyla beraber yaşamış. Piyalepaşa İlköğretim Okulu'nda geçen başarılı öğrencilik yıllarından sonra Emirgan'a taşındıkları için liseye orada devam etmiş. Demircan liseden sonra Bağlarbaşı'nda Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ne başlamış. Fakültede Arapça öğrenmeye başlayınca da Arap ülkelerini gezmeye başlamış. Demircan o günleri heyecanla anlatıyor: "Üniversite yıllarında yurtdışı gidiş gelişlerim oldu. Her yaz bütün Arap dünyasını dolaştım. Fas, Mısır, Suriye, Ürdün, Tunus ve daha birçok ülkeye gittim. Bu bölgeleri yakından tanıma fırsatım oldu. O yurtdışı seyahatlerinde birçok farklı ülkeden dostlarım oldu. Oryantalistlerle, şark bilimcilerle tanıştım. Üniversite yıllarım ve ona bağlı yurtdışı seyahatlerim dünyayı tanıma farklı kültürleri tanıma yılları oldu. Beyoğlu'nun farklılıklarını bilmek zaten ayrıcalıktı. Bir de başka ülkelere yaptığım seyahatler biraz daha katkı sağladı."

GEZMEK TABİATIMA UYGUN

Henüz 18 yaşındayken babasının Talimhane'de bulunan seyahat acentesinde çalışmanın ona kazandırdığı en önemli şey dünyayı gezmek olmuş. Başkan Demircan, "Dolaşmayı, seyahat etmeyi severim. Annem de bana takılır 'Leyleği havada gördün' der. Küçüklükten beri dolaşırım. Ama insan mutlaka bulunduğu yerden dışarı çıkmalı. Bunun için seyahat etmeyi çok önemserim. Çok okuyan mı çok gezen mi bilir sözü çok doğru. Bilmek için gezmek gerekiyor. Gezerek insan daha çok düşünüp fikir yürütebiliyor. Gezmekte bir sır var. Ailemin seyahat acentası olması gezgin ruhumu tetikledi. Tabiatıma da uygundu. Belli başlı bütün ülkelere gittim, adedini bilmiyorum" diyor.

İSTANBUL'U REHBERLİK YAPARKEN TANIDIM

Acentede babasına yardım ederken bir görevi de özellikle Arap ülkelerinden gelen turistleri gezdirmekmiş. Çok severek yaptığı rehberlik günlerini hala özlemle anıyor Başkan ve şöyle devam ediyor: "Rehberlik çok sevdiğim bir şeydi. Hem farklılıkları tanıyordum hem de İstanbul'u. Rehberlik yaparken çevrenin kalitesinin yaptığın hizmetle ilişkisini iyi hissettim. Çevrenin düzenli olması, binaların aydınlık olması önemli. O dönemde bu deneyimleri edindim." Tursitleri gezdirirken özel rotalar çizen Demircan İstanbul'da gezeceklere ise tavsiyelerde bulunuyor: "Prens Adaları bütün turistler için enteresandır. Araçtan uzak tabiatla baş başa. Deniz bir yanda. Vapurla gidiş de önemlidir. İstanbul'u gezmek deyince vapur gelir aklıma. İnsan gezecekse İstanbul'u vapura binmeli, mümkünse Şehir Hatları Vapuru'na hem de. Boğaz'ın bir tarafından çıkıp İstanbul'a dışarıdan bakmak tarihi ve eskiliği hissetmek için önemli. Kız Kulesi olmazsa olmaz. Emirgan ve Yıldız'daki parklar çok ilginç. Ve şüphesiz Kapalıçarşı, Sultanahmet büyüleyici."

KASIMPAŞALI HEMŞEHRİLER!

Aslen Rizeli olan Başkan kendini İstanbullu olarak tanıtıyor. İstanbullu olunur mu doğulur mu tartışmasına hiç girmiyor ve: "Burada doğup büyüdüm. Kasımpaşalıyım. İyi kötü acı tatlı anılarım burada. Köyüm buranın yokuşları, hemşehrilerim burada da yaşayan insanlar. Ama köklerim de Rize'den. Beyoğlu sokaklarında kendimim başka bir dünyam yok, yaşamamışım ki!" cümlelerini kuruyor.

SİYASET ÇOCUKLUK HAYALİ

Acentede rehberlik yaparken Demircan'ın aklında hep siyaset varmış. Beyoğlu'nun köklü ailelerinden birine mensup odluğu için siyasi konuşmalar içerisinde büyüyen başkan, baba ve dedesine çok şey borçlu olduğunu söyleyip ekliyor: "Ortamda konuşulanlar anlatılanlar çocuğun hafızasında birikiyor. O birikenler gün gelip işinize yarıyor. Bizim aile ortamında hep siyaset konuşulurdu. Babamla da özel bir ilişkim vardı. Beni küçüklüğümden beri yanında taşırdı. Onun sosyal çevresini dinleme fırsatı buldum. Akil insanlardan dinlemeler yaptım. Bunlar da mesafe aldırıyorlar. Babam ve dedemin ciddi destekleri oldu bana. Bir de siyaset benim küçüklüğümden beri içimde var olan bir şey. Ama belediye başkanı olarak somutlaşmamıştı." Gençlik yıllarındaki belediye başkanı algısıyla şimdiki arasında dağlar kadar fark olduğunu söylüyor Demircan: "Eskiden belediye başkanını daha çok şehrin temizliğini, çöpünü, yolunu yapan bir insan olarak algılamışım. Ama bugün medeniyetlerin kurulduğu, insanları birlikte yaşatabilen bir kurum olarak algılıyorum belediyeyi. Başkanlık kelimesi yaptığım işi tam anlatmıyor. Şehremaneti ya da şehremini daha güzel karşılıyor gibi." Hemen hemen her yerinde hatıraları ve çocukluğunun saklı olduğu Beyoğlu'na başkan olmak Demircan için ilk yıllarda zorlayıcı olmuş. Her şeyini tanımasına rağmen sistemiz oturtmak için çok uğraşmış. Çocukluğunun Beyoğlu'sunu hatırlayan Başkan: "Çocukluğumda Beyoğlu'na sinemaya gelirdim. Keşmekeş, aidiyet duygumun az olduğu bir yerdi. Bakımsız, boyasız sanki yok olmayı hak etmiş, insana umut vermeyen bir siluet vardı. Ama bugün öyle değil. Aidiyet duygum zirvede. Küçükken Kasımpaşa'dan bakardım Beyoğlu'na. Cephelerinde boyaların olmadığı binaları anlamazdım. Neden bakmıyorlar derdim. Çiçek Pasajı ben başkan olduğumda 26 yıl evvel boyanmıştı. Ben başkan olunca boyattım. 4 bin bina renove edildi. Başkan olduğumda tabelaları kestirmek, binaları boyatmak ilk işimdi. Bugün üzerinde fikir geliştirdiğim ve icraat yaptığım bütün yerler aslında o dönemde gençlik hayallerimde bulunan işlerdi."

EVDE 4 KADIN BİR ERKEK

İcraatları son sürat devam ediyor Başkan'ın. Tabii o arada her gün eve erken gelmesini bekleyen kızları da büyüyor. Ferda Demircan'la evli 3 kızı var. En küçük Neva henüz 4 aylık ve ağlamakla meşgul. "Evde hayatımda 4 kadın var" diyen Başkan sözlerine şöyle devam ediyor: "4 kadın 1 erkek olarak yaşıyoruz hayatımızı. Çok güzel bir duygu. Sürekli yanımızdalar. Kızlar anne babaya daha düşkün oluyor. Şu anda en küçük Neva bizi evde hapis tutuyor. Tabii kızlarım onlara vakit ayıramamamdan şikayetçi. Kışın daha rahatız, onlar okula gidiyorlar. Ama yaz gelince işim zorlaşıyor. Pazar günleri evden çıkarken kapının önünde koro halinde 'Baba bugün pazar' diyorlar. Orada durum kötü oluyor tabii. Ama onlar da beni burada mutlu olduğumu biliyorlar."

SİYASETÇİ OLMALARINA BİR ŞEY DEMEM

Evde sürekli geleceğe yönelik fikir alış verişlerinin olduğunu belirten Demircan "Büyük kız sanatçı ruhlu. Kendi iç dünyasında farklı bir karakter. Ortanca kız daha bir yönetici. Beni rol model alıyor, seviyor. Ufağı henüz tanımıyoruz. Evde gelecek tartışmaları hep sürüyor. Arayıştayız hala. Siyasetçi olmak isterlerse de bir şey demem. Siyaseti hizmetin amacı görüyorum. Olabilir yani" diyor.

TEK KEYFİM ALIŞVERİŞ

Başkan boş zamanı olduğunda hemen çocuklarıyla vakit geçiriyor. Yemeğe, gezmeye, tatile gitmek son derece az yaptıkları şeyler olsa da ailesi onu anlayışla karşıladığı için şimdilik sıkıntı yok! Tabii bu arada kendine de ufak zamanlar ayırma telaşında Demircan. "Bireysel vakit bulduğum zamanda üzerime kıyafet almaktan çok mutlu olurum. Tek keyif aldığım şey o. Yemekle içmekle arası olan biri değilim. Az yerim, yemek de seçmem. Eğer uyanıksam ayakta hareket halindeyim. Enerjim bittiğinde de yatarım. Arada uzun uzun oturup vakit öldüreyim dediğimi bilmem" diyor.

Emek yıkılmayacak

Emek Sineması'nda müthiş bir çarpıtma var. 1950'lerde başlaması gereken restorasyon hareketi ertelenmiş. Restore edilirken bu nasıl yapılmalı diye tartışılmalı. Aslında tartışılan Emek'in yıkılması değil. Böyle bir şey yok zaten asla yok. Ama buradan birileri de siyaset yapıyor. Emek yıkılıyor yaygaradır! Restorasyon projesi onaylandı, yıkılma diye bir şey zaten yok.

Uzun okumalar yapamıyorum

Uzun okumalar yapmak yerine daha çok işinde uzman kişilerden dinlemeler yaptığını söyleyen başkan Demircan çok istese de film izlemeye vakit ayıramıyor. En son 120 filmini izleyen Başkan, kitap olarak da mimar Turgut Cansever'in bir kitabını okumuş.